Koordinasyon Kurulu Çalışmalarına Birlik Vizyonu ile Devam Ediyor

İnsanoğlu yaratıldığı günden beri iletişim hâlinde yaşar. Dünyaya gözünü açtığında bir şeyler anlatmaya çalışır. “Ben de bu dünyada varım” der. Daha sonra annesinden öğrendiklerini sayıklar ve dili artık çalışır hâle gelir. Çevresi ve dili onu iletişime mecbur kılar. İletişim ile gelen süreç, birlikte yaşamakla insanlığın, sevginin ve saygının tadını aldırır. Çünkü insanı var eden iletişimdir.

İletişim sayesinde düzenli bir şekilde hayat sürmenin güzelliğini anlayan ve paylaşmanın değerini bilen insan, bu dünyada kendisini bir değer olarak hisseder. İnsan, bu evrende insana muhtaçtır.

6 Şubat depremleri, insanlığın ilişkilerini bize tekrar hatırlattı. Pandemi ile gelen felaket, insanların yaşamlarını, ilişki düzeyini ve iletişimi de zedelemişti. Sadece buraya bağlamak da doğru olmaz elbette. Çağımızın getirileri ve modernite, insanı insandan uzaklaştırdı. Afetin ciddi yıkımı ile bir araya gelen Türk halkı, seferberlik içinde büyük bir sınav verdi. Afetin boyutu ve yapılan yardımlar düşünüldüğünde, bence toplum olarak bu sınavdan geçtik. Maraş ve çevresine yardım ulaştırma şiarını üstlenen STK’larımız da bu sınavdan tam not aldı. Sadece Türkiye’den değil, tüm hemşehrilerimizin bulunduğu bölgelerden de çok ciddi yardım ve destekler geldi. Tam da bu deprem koordinasyonları vesilesiyle, Kafkas Vakfı ve Şamil Vakfı olarak bir teşekkür yemeği tertip ettik. Aslında bu yemek, dayanışmanın örneklerini ve güzelliğini teşvik etme amacı taşıyordu.

O yemek sonunda Şamil Vakfı Başkanı Cengiz Bey, Alan Vakfı Başkanı Sadrettin Bey ve beni bir köşeye çekerek şöyle dedi: “Beraber üç vakıf bir toplantı tertip edelim. Afet durumlarında neler yapılabilir, STK’larla bunu konuşalım.” Ne güzel bir çağrıydı bu. Ömrünü Kafkasya davasına vermiş bir insandan ancak böyle güzel bir çağrı beklenirdi. Cengiz Bey sağ olsun, ilerleyen yaşına rağmen canı gönülden çalışıyor. Allah böyle insanları başımızdan eksik etmesin.

Tabii bana da küçük bir görev düştü. Hızlıca bir toplantı koordine etmek. Hemen davetlere başladık. İki hafta sonra ilk toplantıyı Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı’nda yaptık. Toplantı daveti ve bilgileri şu şekilde idi.

İstişare Toplantısına Davet, 06.12.2023

Değerli Sivil Toplum Gönüllüleri,

Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı, Alan Vakfı ve Kafkas Vakfı’nın ortaklaşa düzenlediği “Kafkas Sivil Toplum Kurumları Kriz Anlarında Ne Yapmalı? Ne Yapabilir?” konulu istişare toplantımıza katılımınızı bekliyoruz. Toplantımızın temel amacı, olası afetler karşısında yapılabilecek yardımlar ve kriz anlarında topluma nasıl katkı sağlanabileceğini tartışmaktır.

  • Yer: Şamil Eğitim ve Kültür Vakfı
  • Tarih: 12 Aralık 2023, Salı
  • Saat: 19.00 – 22.30

Toplantıda üç ana tema üzerinde durulacaktır:

  1. Vı̇zyon, Mı̇syon Ve Buna Uygun Yapılacaklar? 
  2. Mı̇syon Ve Vı̇zyon Çerçevesı̇nde Kaynak Oluşturulması 
  3. Yöntem Ve Tüzel Bir Yapıya Gidilsin Mi? (Komite Gibi) 

Toplantı bitiminde anladık ki ikinci toplantıyı da yapmalıydık. Derken ilk toplantının üzerinden bir ay geçmeden ikinci toplantı çağrısı yapıldı. İkinci toplantı bitmeden üçüncü toplantı planlandı. Tam bu süreçte İBB’nin Yenikapı etkinlikleri çağrısı geldi. Bu toplantıların aylık yapılmasına herkes inanmıştı. Aynı masada oturmanın ne kadar kıymetli olduğunu gördük. Üçüncü toplantı ile birlikte Koordinasyon Kurulu yeniden toplanır hâle geldi. “Yeniden” dememin sebebi, 1997–2005 yılları arasında da Koordinasyon Kurulu’nun toplanmış olmasıdır. O dönemin sekreteryasını yürüten Muktedir İlhan ile sık sık bu konuları konuşuyorduk. Kendisi 50’nin üzerinde toplantı yapıldığını söylemişti.

Muktedir ağabeyin bu konudaki tecrübesi gerçekten çok kıymetli. Onun vizyonu ve desteği ile bizler de şu anki sekreteryada güç buluyoruz. Başımız sıkıştığında tecrübesi ve sağduyusu ile her zaman yardımcı oluyor.

Koordinasyon Kurulu’nun ikinci dönemi, afet bilincini yaymak amacıyla üç vakfın ortak aklı ile yeniden filizlendi. Elbette süreç içinde bazı eleştiriler de oldu. Kafkas kurumları ortak bir etkinlik yapınca doğal olarak bazı sorular da soruldu: “Amacınız ne?” “Neyi hedefliyorsunuz?” “Hangi yapıya alternatif olmak istiyorsunuz?”

Biz de samimiyetle amacımızın birlik ve beraberlik olduğunu anlattık. Bu toplantıların doğal bir süreç içinde geliştiğini, ana temasının ise afet anlarında Kafkas kurumlarının koordinasyonu olduğunu ifade ettik. STK başkanları da bu sürecin doğal müttefikleri oldu. Ayda bir kez aynı masa etrafında oturmanın ne kadar gerekli ve değerli olduğunu hep birlikte gördük.

Peki bu toplantılarda ne konuşuyoruz? Tek kelime ile: İnsanımıza birlikte ne katabiliriz? Kafkasyalı bilincimizi hatırlamayı ve insanımıza dokunmayı konuşuyoruz. Kültürün en temel dinamiği olan saygının güzelliklerinden bahsediyoruz. Dilimizin yaşatılması gerektiğini, gençlerin geleceğimiz olduğunu konuşuyoruz. Olası İstanbul depreminde neler yapılabileceğini tartışıyoruz.

Ama şunu asla konuşmuyoruz: Birilerine karşı olmak. Biz kimseye karşı değiliz. Ama biriz. Biz Kafkasyalıyız ve bir olmalıyız. Bu vizyon ile çalışmalarımıza devam ediyoruz. 

Son toplantıda geçmiş dönem Koordinasyon Kurulu sekreterliğini yapan Asım Berzeg Bey’i de davet ettik. Onun sözleri de doğru bir yolda olduğumuzu bir kez daha gösterdi. Asım Bey’in değerlendirmesinde: “Koordinasyon Kurulu vaktiyle önemli işler yapmıştı ve bundan sonra da yapacaktır. Koordinasyon fikri, bir araya gelme ihtiyacından doğmuştur. Bizim bir kişimiz bile önemli. Diğer dernekler de bu koordinasyon kuruluna dahil olurlar inşallah.”

Koordinasyon Kurulu’na zevkle katılıyorum. Sekreteryayı bir görev olarak üstlendiğim gibi, aynı zamanda bir dost meclisi olarak görüyorum. Aile sohbeti havasında geçen toplantılar oluyor. Ciddi konularda ufuk açan gündemler tartışılıyor. Sekreteryadaki iki kıymetli arkadaşımızın desteği ile 26 toplantıyı geride bıraktık. Tüm toplantı notları tutanağa dönüştürüldü. Her fikir, her görüş kaydedildi. Belki bir gün birileri bu notlara bakıp şöyle diyecek: “Toplum adına çalışan ne güzel insanlar varmış.” Bu bile başlı başına bir misyon değil midir? Toplantı notlarına baktığımda, bir masa etrafında saatlerce konuşmaktan öte yürekli insanların dik duruşunu görüyorum. Toplumunu her şeyden önde tutan asil yürekli Kafkasyalıları görüyorum.

Kısaca ifade etmek gerekirse, Koordinasyon Kurulu 25 katılımcı kurum ile; Aralık 2023 ile Haziran 2026 tarihleri arasında gerçekleştirdiği 29 toplantı ve bu süreçte yürüttüğü çok sayıda ortak çalışma sayesinde Kafkas STK’larının kriz ve afet yönetimi, kültürel faaliyetler, kurban organizasyonları, kamuoyuna yönelik açıklamalar ve göçmen-sığınmacı meseleleri başta olmak üzere birçok alanda daha etkili, koordineli ve çözüm odaklı hareket etmesine önemli katkılar sağlamıştır. Oluşturulan ortak istişare ve dayanışma zemini sayesinde kurumlarımız arasında iş birliği kültürü güçlenmiş, ortak meselelerde birlikte hareket etme kapasitesi belirgin şekilde artmıştır.

Bu süreçte, merkezi kriz komitesi, eğitim programları, gençlik katılımı ve dijital iletişim ağları gibi yapılar hayata geçirildi. Ortak kültürel etkinliklerimiz, Kafkas kimliğinin yaşatılması ve genç kuşakların sürece dahil edilmesi açısından önemli bir zemin oluşturdu. STK’lar, bireysel ve koordineli yardım faaliyetleriyle topluluk dayanışmasını güçlendirdi. Göçmen ve sığınmacı konularında yapılan takip ve destek çalışmaları, hem nakdi hem de manevi yardımların etkinliğini artırdı. Önümüzdeki dönemde Kurul, bu birikimi daha sürdürülebilir projelere dönüştürmeyi, genç katılımını güçlendirmeyi ve dijital platformlar üzerinden topluluk bilincini artırmayı hedeflemektedir. Kurulun deneyimi, hem kriz anlarında hem de kültürel faaliyetlerde ortak hareket etme kapasitemizi güçlendirmiştir.

Koordinasyon Kurulu’nun birleştirici ruhunun devam etmesi dileğiyle…

 

[ssba]

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Ajans Kafkas'ın editöryel politikasını yansıtmayabilir.