BİR BAYRAM, BİN HATIRA: ÜRDÜN VE SURİYE ÇERKESLERİ ARASINDA
BİR BAYRAM, BİN HATIRA: ÜRDÜN VE SURİYE ÇERKESLERİ ARASINDA
İnsanların birbirlerini hatırlamalarına ve aralarındaki bağları güçlendirmelerine vesile olan günler vardır. Bu günlerin başında ise hiç şüphesiz bayramlar, özellikle de Kurban Bayramı gelir. Şahsım adına bu yılki Kurban Bayramı, bu gerçeği en derinden idrak ettiğim dönemlerden biri oldu.
Öncelikle kendimi kısaca tanıtmak isterim. Ben Mirac Albek Hızlıok. Kayseri Uzunyayla bölgesi Çerkeslerindenim. Gunaşey (Halitbeyören) Köyü’nden, Shebzukho sülalesine mensubum. Hâlihazırda ise Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yapmaktayım.
2026 yılı Mayıs ayında, Narthan Özdemir ve Yavuz Selim Bozar adlı iki kıymetli genç kardeşimle birlikte İstanbul Kuzey Kafkasya Koordinasyon Kurulu’nu temsilen Suriye’ye bir ziyaret gerçekleştirdik. Ancak ziyaretimizi daha kapsamlı ve verimli değerlendirmek amacıyla Arefe’nin bir gün öncesinde, Çerkes diasporasının en önemli merkezlerinden biri olan Ürdün’ün başkenti Amman’a da uğradık.
Amman’da, çeşitli sanat, spor, kültür ve gençlik faaliyetleri yürüten Al Jeel Kulübü’nün Başkanı Sayın Firas Masha ile Ürdün Çerkes toplumunun en önemli temsil kurumlarından biri olan Ürdün Çerkes Hayır Derneği’nin Başkanı Sayın İbrahim Ishaqat’ın misafiri olduk.
Gerçekleştirdiğimiz görüşmelerde, Kafkas Vakfı olarak özellikle Avrupa Birliği projeleri başta olmak üzere yürüttüğümüz faaliyetler hakkında bilgi verdik. Aynı şekilde Ürdün’deki kardeş kurumlarımız da kendi çalışmaları, projeleri ve toplumlarına yönelik faaliyetleri hakkında bizleri bilgilendirdiler. Görüşmelerin ardından Al Jeel Kulübü ve Ürdün Çerkes Hayır Derneği’nin tesislerini ve faaliyet alanlarını ziyaret etme fırsatı bulduk.
Heyetler arasında gerçekleştirilen toplantılarda, Kafkas Vakfı, Al Jeel Kulübü ve Ürdün Çerkes Hayır Derneği arasında gelecekte hayata geçirilebilecek ortak projeler ve iş birliği imkânları üzerine verimli istişarelerde bulunduk. Diasporamızın farklı coğrafyalardaki kurumları arasında kurulacak güçlü ilişkilerin, ortak kültürel mirasımızın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından büyük önem taşıdığına bir kez daha şahit olduk.
Bu vesileyle göstermiş oldukları misafirperverlik, samimiyet ve yapıcı iş birliği yaklaşımı için Al Jeel Kulübü ve Ürdün Çerkes Hayır Derneği’nin değerli yöneticilerine ve tüm mensuplarına teşekkürlerimi sunuyorum.
- Ürdün Çerkes Hayır Derneği Başkanı sn. İbrahim Ishaqat ile
- Al Jeel Kulübü, Ürdün Çerkes Hayır Derneği ve Kafkas Vakfı Yönetim Kurulları Toplantısının Ardından
Ürdün’de gerçekleştirdiğimiz bayramlaşma programı ve verimli toplantıların ardından, Arefe günü kara yoluyla Suriye’ye doğru yola çıktık. Suriye’deki ilk durağımız, Suriye Çerkesleri açısından tarihî ve sembolik öneme sahip olan Golan Tepeleri’nde bulunan Beer Ajam ve Bariqa köyleri oldu.
Burada bizleri, iki köyün ortak köy meclisi ve meclis başkanı Siyukh Osman ile köy sakinleri karşıladı. Samimi bir ortamda gerçekleşen görüşmelerde Sayın Osman, Golan’daki Çerkes köylerinin geçmişten bugüne yaşadığı zorlukları, savaşın ve bölgesel gelişmelerin köyler üzerindeki etkilerini bizlerle paylaştı. Bununla birlikte, dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Çerkesler tarafından unutulmamış olmanın ve hatırlanmanın kendileri için büyük bir moral kaynağı olduğunu özellikle vurguladı.
Kurban Bayramı arifesinde gerçekleştirdiğimiz bu ziyaret, bizlere sadece köylerin mevcut durumunu yerinde görme imkânı sunmakla kalmadı; aynı zamanda diaspora ile anavatan ve tarihî yerleşim bölgeleri arasındaki bağların ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha hatırlattı. İstanbul Kuzey Kafkasya Koordinasyon Kurulu heyeti olarak köylerin güncel durumu, ihtiyaçları ve geleceğe yönelik beklentileri hakkında kapsamlı notlar alarak bunları rapor hâline getirdik.
- Golan (Beer Ajam ve Bariqa) Köy Meclisi Heyeti ile Toplantımızın Ardından
Köy meclisi heyetiyle gerçekleştirdiğimiz toplantının ardından Sayın Siyukh Osman ve meclis üyeleri eşliğinde Beer Ajam ve Bariqa köylerini gezme imkanı bulduk. Köy sokaklarında dolaşırken, Suriye İç Savaşı’nın bıraktığı izleri yakından görmek mümkündü. Yıllar süren çatışmaların etkileri hâlâ birçok yapıda ve günlük yaşamın çeşitli alanlarında hissediliyordu. Bunun yanı sıra, köylerin hemen yakınında bulunan ve Golan sınır hattını kontrol eden İsrail askerî noktaları da bölgenin hassas jeopolitik konumunu gözler önüne seriyordu. Bir yanda savaşın bıraktığı derin izler, diğer yanda devam eden bölgesel gerilimler arasında yaşamlarını sürdürmeye çalışan Çerkes köyleri, karşılaştıkları tüm zorluklara rağmen varlıklarını ve kimliklerini koruma kararlılıklarını muhafaza etmeye devam ediyorlar.
- Beer Ajam Köyü’nde Suriye İç Savaşı Süreci’nde Zarar Görmüş Bir Otobüs Durağı
Köy meclisiyle gerçekleştirdiğimiz gezinin ardından, Beer Ajam köyünde ikamet eden ve Çerkes toplumunun yetiştirdiği en önemli düşünürlerden biri olan merhum İslam mütefekkiri Cevdet Said’in akrabalarını ziyaret etme fırsatı bulduk. Bizleri büyük bir misafirperverlikle karşılayan bu kıymetli Çerkes hanımefendilerle gerçekleştirdiğimiz sohbetlerde, köyün güncel ihtiyaçları hakkında da bilgi aldık.
Özellikle çocukların eğitimi konusunda önemli eksikliklerin bulunduğunu ifade eden hanımefendiler, Çerkesce, Arapça ve İngilizce eğitim materyallerine ihtiyaç duyduklarını, bunun yanı sıra öğretmen yetersizliğinin de köyün temel sorunlarından biri olduğunu dile getirdiler. Bu talepler, ilk bakışta bir ihtiyaç listesinin parçası gibi görünse de aslında çok daha derin bir anlam taşıyordu.
Savaşın, ekonomik zorlukların ve belirsizliklerin gölgesinde yaşamlarını sürdürmeye çalışan bu insanların öncelikleri arasında eğitimin yer alması, bizler için son derece anlamlıydı. Bu ziyaret, Çerkeslerin hangi şartlar altında yaşarlarsa yaşasınlar eğitime, kültürlerine ve gelecek nesillerin yetişmesine verdikleri öneme bir kez daha yakından tanıklık etmemizi sağladı.
- Cevdet Said’in Kuzeni Değerli Hanımefendi ile
Golan Çerkesleri ile bayramlaşmamızın ardından Arefe günü akşamı Şam’ın Rükneddin Mahallesi’nde bulunan Suriye Çerkes Hayır Derneği’ne ziyarette bulunduk.
Dernek başkanı Sn. Hişam Katt ve yönetim kuruluyla gerçekleştirdiğimiz görüşmede öncelikle karşılıklı olarak tanıştık ve kurumlarımızın faaliyetleri hakkında bilgi alışverişinde bulunduk. Ardından Suriye Çerkes toplumunun güncel durumu, karşı karşıya bulunduğu sorunlar ve geleceğe yönelik beklentileri üzerine kapsamlı değerlendirmeler gerçekleştirdik.
Görüşmeler sırasında dernek yöneticilerinin dile getirdiği meselelerin, daha önce Golan bölgesindeki Beer Ajam ve Bariqa köylerinde yaptığımız temaslarda dinlediğimiz sorunlarla büyük ölçüde benzerlik taşıdığını gördük. Ekonomik zorluklar, güvenlik kaygıları, genç nüfusun geleceğe dair beklentileri ve toplumun dış dünya ile bağlarının güçlendirilmesi ihtiyacı öne çıkan başlıklar arasındaydı.
- Suriye Çerkes Hayır Derneği ile Gerçekleştirdiğimiz Toplantıdan
Her anlamda dolu dolu geçen Arefe gününün ardından, Kurban Bayramı’nın ilk gününde vekâlet yoluyla bağışlanan kurbanların eda edilmesi amacıyla Şam kırsalında bulunan kurban kesim alanına gittik. Bu anlamlı organizasyonu, Tedamun Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Suriye Çerkes Hayır Derneği iş birliğinde gerçekleştirdik.
Bayramın manevi atmosferi içerisinde gerçekleştirilen kurban kesimlerinde, hayırseverlerin emanetleri titizlikle yerine getirildi. Kesim işlemlerinin ardından hazırlanan kurban etleri, Suriye’nin farklı bölgelerinde yaşayan ihtiyaç sahibi Çerkes ailelere ulaştırılmak üzere dağıtıma hazırlandı. Başta Golan, Halep ve Humus olmak üzere çeşitli şehirlerde yaşayan kardeşlerimize ulaştırılan bu emanetler, bayram sevincinin daha geniş bir kesim tarafından paylaşılmasına vesile oldu.
- Suriye-Şam’daki Kurban Faaliyeti’nden
Kurban ibadetlerimizi gerçekleştirmemizin ardından ise Tedamun Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin misafiri olduk. Görüşmemiz sırasında Dernek Başkanı Sn. Abdurrahman Boğasa ve dernek yöneticileri bizlere kurumlarını tanıtarak faaliyet alanları ve bugüne kadar gerçekleştirdikleri çalışmalar hakkında bilgi verdiler. Ardından bizler de İstanbul Kuzey Kafkasya Koordinasyon Kurulu ve Türkiye’de yürüttüğümüz faaliyetler hakkında kendilerine bilgi aktardık.
Yapılan görüşmelerde, Tedamun Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nin Suriye Çerkes Hayır Derneği’nden farklı olarak kültürden daha çok sosyal dayanışma ve yardımlaşma alanında faaliyet gösterdiğini öğrendik. Derneğin özellikle ihtiyaç sahibi ailelere destek sağlama, sosyal yardımlaşmayı güçlendirme ve toplum içerisindeki dayanışma kültürünü canlı tutma amacıyla önemli çalışmalar yürüttüğünü gördük. Uzun yıllar boyunca çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalan toplum için bu tür faaliyetlerin ne kadar kıymetli olduğu görüşmeler boyunca açıkça hissediliyordu.
Sayın Abdurrahman Boğasa, görüşmelerimiz sırasında yalnızca dernek faaliyetlerinden değil, aynı zamanda Suriye’nin genel durumundan da bahsetti. Savaş sonrası dönemde toplumun karşı karşıya kaldığı ekonomik, sosyal ve insani sorunlara değinerek, günlük hayatın normalleşmesi yönünde önemli adımlar atılmış olsa da birçok alanda ciddi ihtiyaçların devam ettiğini ifade etti.
Özellikle diasporayla kurulacak güçlü ilişkilerin ve ortak çalışmaların bu sorunların aşılmasında önemli katkılar sağlayacağını vurgulayan Boğasa, dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan Çerkeslerin bilgi, tecrübe ve imkânlarının Suriye’deki toplum için önemli bir destek kaynağı olabileceğini dile getirdi. Bizler de görüşmelerimiz boyunca, farklı coğrafyalarda yaşayan Çerkesler arasındaki dayanışmanın güçlendirilmesinin yalnızca bugünün sorunlarına çözüm üretmek açısından değil, geleceğin inşası bakımından da büyük önem taşıdığı konusunda ortak bir anlayışın bulunduğunu müşahede ettik.
- Tedamun Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Gerçekleştirdiğimiz Toplantıdan
Tedamun Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile görüşmemizin ardından Şam Kırsalı’nda bulunan bir başka önemli Çerkes yerleşimi olan Marj al-Sultan Köyü’ne ziyarette bulunduk.
Kurban Bayramı vesilesiyle gerçekleştirdiğimiz son ziyaretlerden birinde, köyün ileri gelenleri ve büyükleri bizleri samimiyetle karşıladı. Eğitim, ekonomik imkânların geliştirilmesi, gençlerin desteklenmesi ve diaspora ile ilişkilerin güçlendirilmesi yine öne çıkan başlıklar arasındaydı. Görüşmelerimizin ardından köy büyükleri bizlere köyü gezdirerek günlük yaşam hakkında bilgi verdiler. Bayramın sıcak ve samimi atmosferi içerisinde geçen bu ziyaret, Suriye Çerkeslerinin tüm zorluklara rağmen misafirperverliklerini, birlik duygularını ve toplumsal dayanışmalarını korumaya devam ettiklerini bir kez daha göstermiş oldu.
j) Marj Al-Sultan Köyü Ziyaretimizden
Köyde geçirdiğimiz anlamlı saatlerin ardından köy halkıyla vedalaştık. Suriye-Şam ziyaretimiz boyunca yalnızca burada değil, Huştniyye ve Küveys gibi diğer Çerkes yerleşimlerinde de bulunma fırsatı elde ettik. Ziyaret ettiğimiz her yerleşimde farklı hikâyeler dinlesek de karşımıza çıkan genel tablo büyük ölçüde aynıydı. İnsanlar çeşitli ekonomik ve sosyal zorluklarla mücadele ediyor, buna rağmen kimliklerini, kültürlerini ve toplumsal dayanışmalarını korumaya büyük önem veriyorlardı.
Bayram boyunca gerçekleştirdiğimiz ziyaretlerde edindiğimiz izlenimleri, dinlediğimiz talepleri ve kurduğumuz dostlukları yanımıza alarak İstanbul’a dönmek üzere havalimanının yolunu tuttuk. Suriye’den ayrılırken geride yalnızca ziyaret ettiğimiz köyleri ve kurumları değil, aynı zamanda dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın birbirini unutmayan bir halkın dayanışma ruhuna dair kıymetli hatıraları da bırakıyorduk.
Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün üzerinden 162 yıl geçmiş olmasına rağmen, Çerkes halkının dünyanın dört bir yanında karşılaştığı tüm zorluklara rağmen kimliğini koruma ve yaşatma mücadelesini sürdürüyor olması son derece kıymetli ve dikkat çekicidir. Golan Tepeleri’nde, Şam’da, Huştniyye’de, Küveys’te, Amman’da ve dünyanın başka köşelerinde yaşayan Çerkeslerin ortak bir hafızayı, ortak bir aidiyeti ve ortak bir sorumluluk duygusunu yaşatmaya devam ettiklerini görmek bizler için bu ziyaretin en anlamlı kazanımlarından biri oldu.
Ürdün ve Suriye’de geçirdiğimiz süre toplamda yalnızca beş gün olsa da, bu beş günün bıraktığı izleri yıllar boyunca unutmak mümkün olmayacaktır. Ziyaret ettiğimiz insanlar, dinlediğimiz hikâyeler, gördüğümüz fedakârlıklar ve hissettiğimiz kardeşlik duygusu, aradan elli yıl geçse dahi hafızamızdan silinmeyecek kadar derin bir seda bıraktı. Bu bayram bizlere bir kez daha gösterdi ki coğrafyalar değişse de, sınırlar çizilse de ve yıllar geçse de Çerkes halkını birbirine bağlayan ortak hafıza, dayanışma ruhu ve aidiyet duygusu yaşamaya devam etmektedir.
Адыгэ лъэпкъыр псо!
[ssba]










