Bir Yolculuktan Fazlası: Bir Ziyaret, Bir Hafıza, Bir Sorumluluk
Takvimler 25 Haziran 2026’yı gösterirken ikinci kez Suriye’ye yolculuk yapma fırsatını buldum. Kafkas Vakfı olarak Anadolu Ajansı (AA) ile Kafkasyalı büyüğümüz değerli mütefekkir Cevdet Said anısına bir içerik hazırlığı yapmak planlanıyordu. Aynı zamanda bu ziyaret ile Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Başkanımız ile ikimiz Kafkas Vakfı Yönetimini temsilen Suriye’de kurumsal iletişimi güçlendirmek adına bazı temaslar da planlıyorduk. İlerleyen günlerde bazı iş birlikleri için…
AA ekibi ile daha önceden birlikte yapılmış olan çalışmalar sonrası bir görüşmede böyle bir fikir ortaya atılmıştı. Biz fikri beğenmiş ve elimizden geleni yapabileceğimizi belirtmiştik. Bizim için de önemli bir iş birliği olacaktı.
Tekrar Suriye seyahatine dönelim. Geçtiğimiz yıl Kafkas Vakfı Başkanımız Veysel Arıhan ve Yönetim Kurulu Üyemiz Muhemmed Emin Demireli ile Lübnan üzerinden Suriye’ye geçiş yapmıştık. Bu sene hem ekibimiz değişmiş hem de güzergâh direkt Şam’dı. Seyahatte birbirimize yoldaşlık edeceğimiz ekibimiz şu şekildeydi: Başkanımız Veysel Arıhan, değerli dostum Emre Çalışkan, AA Basın Ombudsmanı Yusuf Selman İnanç abimiz, Kameraman Furkan Dursun abimiz ve muhabir Ömer Madanoğlu abimiz. Ekip üyelerinin hepsinden farklı alanlarda tecrübe edinebilir ve çok şey öğrenebilirsiniz. Böyle bir ekiple yolculuk yapmak farklı bir ayrıcalıktı.
25 Haziran tarihinde Şam’a giriş yaptık. Şam havalimanı çıkışında bizi İbnirüşd abi daha önceden ayarlamış olduğu araç ile bekliyordu. Hepimiz kendisini uzun zamandır görmediğimiz için hızlı bir hâl hatır sorma ve selamlaşma fasıllarını sırayla gerçekleştirdik. Havalimanından şehir merkezine doğru hareket ettiğimiz süre boyunca aracın camları bizlerin yüzleri ile doluydu diyebilirim. Her birimiz hem kendi aramızda konuşuyor hem de sürekli camlardan Şam’ı merak ve sevinçle izliyorduk. Bilhassa ben içimden oluşan bir özlem duygusunu giderircesine ve büyük bir şaşkınlıkla etrafımı izliyordum. Şam hükümeti güzel bir iş başarmış, benim daha önce görmemden sonra, bir yılda gözle görülür bir gelişim katetmişti.
Şam’a ulaşmamızın akabinde Kudsiye mevkiinde bulunan Çerkes Hayır Derneği’nin etkinliğine denk gelmiş olmamızdan ötürü derneğe ziyarette bulunduk. Bu sene yapılan ziyaret benim için bir öncekinden daha değerliydi. Bunun sebebini sizlere şu şekilde açıklayabilirim: Bu ziyarette dikkatimi çeken Dernek içinde görev alıp koşturan genç akranlarım dikkatimi çekti. Bu arkadaşlar hakkında bilgiyi de benim için farklı değerli olan bir gelişme sonrası öğrendik. Yol arkadaşım Emre ile biraz dolaşmak için salondan çıkmıştık, önce bölgede yaşayan Kafkasyalı küçük kardeşlerimiz ile tanıştık. Pırıl pırıl ve eğlenmeyi unutmamış çocuklar… Akabinde bahçeye döndüğümüzde az önce bahsettiğim gençlerin arasından yelekli bir arkadaş yanımıza geldi. Kendisi ile tanışmada tesadüfen onun da benim gibi Karaçay olduğunu öğrendim. (Karnaşımı (Karaçayca: kardeş) görmüş gibi mutlu olmuştum.) Arkadaşımızın bize verdiği bilgilere göre bu arkadaşlar AZA TEAM dedikleri bir oluşumun üyeleri ve sayıları 120’ye kadar ulaşan Kafkasyalı gençler…
Şam ziyaretimiz boyunca görüştüğümüz büyüklerimizden hem Cevdet Said’i dinledik hem de Suriye’nin güncel durumunu öğrendik. Güncel durum içerisinde bizim de sürekli gözümüze çarpan bir detay vardı. Emre’nin de seyahat sürecinde sürekli belirttiği gibi insanların yüzünden gülümseme eksik olmuyordu. Muhakkak bu bizi ziyadesiyle memnun ediyordu.
Geçen yıl olduğu gibi Golan Tepeleri ziyareti gerçekleştirdik. Bu yolculukta amacımız büyüğümüz Cevdet Said’in hatıralarını torunu İbnirüşd abiden kendi köylerinde hayatlarını sürdürdükleri evlerde dinlemek ve Ömer abi ile Furkan abinin buralarda kayıt almasını sağlamaktı. Buradaki köylere giriş yaparken özellikle Başkanımız Veysel Arıhan ile ben kendi köyümüze gelmiş gibi şendik. Bu cümleyi yazarken ve köye girerken bu ifadelerimizi kullanırken fark ettiğim bir küçük detay diyebileceğim bir husus var. Bizler Kafkas Vakfı’nın gençleri bunu çok sık kullanıyoruz ve fark ediyorum ki aslında hepimiz bunu atalarımızın yaşamında bir yeri olan konumlar ya da Kafkasya’nın değerleri insanlarının savrulduğu birçok yerden gördüklerimiz için söylüyorduk. Aslında sizlere şunu ifade etmek istiyorum: Biz gençler Kafkas Vakfı sayesinde hem köklerimizi unutmuyor hem de Kafkasyalı birlikteliğini sürekli içimizde taşıyorduk.
Bu yazıya eklemek istediğim bir husustan da bahsettikten sonra sizlerle Suriye hakkındaki görüşlerimi paylaşacağım.
Şam Emevî Camii’nde kılmış olduğum ikinci namaz…
Bu sene yine rotamızda Emevî Camii vardı. Yine Furkan abinin buradan görüntüler alabilmesi için gitmiştik. Tabii ki ilk isteğimiz aslında Cuma namazını burada eda edebilmekti.
Emevî Camii’nin asırlık kubbeleri altında ikinci kez saf tutmak nasip oldu. Birinde özgürlüğün sevinciyle geçen yıl eda ettiğimiz Kurban Bayram Namazı, diğeri ise bu sene umutların yeniden yeşerdiği bir Cuma Namazı… Suriye’nin yarınları, inşallah bugününden çok daha güzel olacak.
Suriye hakkındaki görüşlerime geldiğimde öncelikle Cobar bölgesinden bahsetmek istiyorum. Cobar, insanlık dışı bir zulüm ile Şam merkezinde diyebileceğimiz kadar yakınlıkta Müslümanların katledildiği bir bölge. Bu bölgeye giriş yaparken yaşadığımız şaşkınlıkları unutamıyorum. Tek bir tane yaşam belirtisi olmayan bölgede dolaştık, Furkan abi kayıtlar aldı, Emre ile biz kendimizce çalışmalar gerçekleştirdik. Bölgede öğrendiğim kadarıyla özgürlük mücadeleleri devam ederken dahi rejim askerleri tarafından yine zulmedebilmek için kullanılmış bir bölge… Tehlikeler hala devam ediyormuş… Bölgede dikkat etmemiz bize önden bilgi verilmişti ki ben de bazı şeylere gözlerimle şahit oldum diyebilirim.
Şam… Özgürlüğün ardından yaşamın devam ettiği mukaddes şehir.
Şam ziyareti geçtiğimiz yıl da benim için unutulmaz bir seyahat olmuştu. Bu sene de bundan farksız olduğunu söyleyebilirim.
Geçtiğimiz yıl şöyle bir ifade kullanmıştım:
“Suriye’den ayrılırken de hepimizin içinde bir burukluk vardı. Hepimiz aynı şeyi düşünüyorduk, “Suriye’ye tekrar gelmeliyiz!”
İnşallah tekrar bir Suriye yolculuğumuz gerçekleşir…”
Bu sene yeni bir Suriye ziyaretinden sonra bu yazıyı yazıyorum. Bende bıraktığı izler yine çok değerli. Özgürlük, yaşam ümidi, tevekkül izleri… Suriyeli halkın bizim nezdimizde bıraktığı en önemli izler…
Son olarak,
Tekrar bu fırsatı bana sunan Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Arıhan abime, değerli bilgilerinden her fırsatta istifade ettiğimiz Yusuf Selman İnanç abimize, bizleri yine özel bir ihtimam ile misafir eden her kolaylığı sağlayan İbnirüşd abimize, haber içeriği için çalışan ve güzel bir çıktı çıkaracaklarına inancımız sonsuz olan Furkan ve Ömer abilerimize ve ziyaret boyunca birlikte olduğumuz değerli dostum Emre Çalışkan’a teşekkürü borç bilirim.
Biz Kafkasyalı gençler; sahip olduğumuz Kafkasyalı bilinci ile büyüklerimizin bize öğrettiklerini, onların anısı ve Kafkasyalıların birlikteliği için çalışmaya devam edeceğiz…
[ssba]










