Kabardey-Balkar Ekstremizmle Mücadele Bakanı ile operasyonlar üzerine

Kabardey-Balkar haber ajansı, Kabardey-Balkar Ekstremizmle Mücadele bakanı Zalim Kaşirokov ile ülkedeki operasyonlar ve bakanlığın görevleri hakkında röportaj yaptı. Kabardey-Balkar’da ekstremizm adı altında yapılan operasyonlar, ülke içinde ve dışında insan hakları savunucuları tarafından sertçe eleştiriliyor. Hatırlarsak geçtiğimiz Ağustos ayının ortalarında Change.org’ta Rimma Gukova’nın operasyonlar ile ilgili başlattığı kampanya çok ses getirmişti. Bu eleştirilere cevap veren Kaşirokov, az çok tahmin edebildiğimiz şeyler söylese de röportajının önemli olduğunu düşünüyoruz.

Son zamanlarda TV kanallarında, basılı medyada ve sosyal medyada, IŞİD militanlarının tehdidinin artmasından ve çatışmaların Kafkasya’da artmasından bahsediliyor. Buna örnek olarak, Suriye ve IŞİD tarafında savaşan, çok sayıdaki Rusya ve Kafkasya vatandaşları gösteriliyor.

Kuzey Kafkasya Federal Bölge vatandaşları bu hoş olmayan haberleri endişeyle dinliyor ve gelecek hakkında kaygılı tartışmalar yapıyor.

Kabardey-Balkar’da ekstremizmle mücadeleden sorumlu Bakan Zalim Kaşirokov ile bu konu üzerine konuştuk.

İstatistiklere göre, son iki yılda terör suçları sayısında önemli bir azalma meydana geldi. Bunu Kuzey Kafkasya cumhuriyetleri, aynı zamanda Kabardey-Balkar vatandaşları da fark etti. Buna bağlı olarak bir soru ortaya çıkıyor. Neden özellikle şimdi, yani ülkede görece sakin bir durum var iken, Kabardey-Balkar’da ekstremizmin önlenmesiyle ilgili bir bakanlık kuruldu?

Yer altı örgütünün eylemlerinin azalması, radikalleşme probleminin önemini yitirdiği anlamına gelmiyor. Bugünkü sessizlik, öncelikli olarak emniyet güçlerinin etkin çalışmalarının bir sonucudur. Ancak pratik gösteriyor ki, sadece kaba kuvvet ile bu problem çözülemez. Ve bugün, mevcut sakin ortama rağmen, tam bir gönül rahatlığına ulaşamadık.

Üstelik, önceden ekstremizm sadece lokal bir problemken, bugün dışarıdan beslenen tamamıyla farklı bir gerçekle karşı karşıyayız. Bugün Kabardey-Balkar’da olan her şey, dünyada yaşanan süreçlerin bir parçasıdır; özellikle Orta Doğu’da yaşananların. Kabardey-Balkar hükümeti bu yeni gerçekleri göz önünde bulundurarak, ekstremizmi engelleme sorumluluğunu alacak yeni bir bakanlık kurma kararı aldı.

Burada dikkatleri çekmek istediğim iki nokta var.

Bakanlığın oluşturulmasının ardından, Kabardey-Balkar’da polis rejiminin kurulduğuna dair iddialar ortaya atıldı. Bunu iddia edenlerin zihinlerinin nasıl çalıştığını gerçekten anlayamıyorum. Halbuki görev, ekstremizm eğilimini erken aşamada engellemek, problemin kuvvet yoluyla çözümünü gerektirecek seviyeye ulaşmasına izin vermemek ve hayatında sendeleyen gençleri kurtarmaktır.

Ve ikinci nokta, ekstremizmin engellenmesinden söz ettiğimizde, insanların hakkını kısıtlamaktan söz etmiyoruz. İslam’ın terörizmle hiç bir ortak yönünün olmadığı konusunda net bir anlayışımız var.

Kabardey-Balkar hükümetinde yeni bakanlığın oluşturulmasıyla ilgili kararın ardından uzmanlar, büyük bir kadroyla güçlü bir bakanlığın ortaya çıkmasını bekledikler. Bu yapılacak işin zorluğu göz önünde bulundurulduğunda mantıklıydı. Yeni bir bakanlık kurulmadı. Ama yine de bir bakan atandı ve görevler tevdi edildi. Çalışma kadronuz olmadan önünüzdeki meseleleri nasıl çözmeyi düşünüyorsunuz?

Yürütmenin her organı, bakanlık veya müdürlük olsun aynı iş koluna dahildir. Bunu anlamak lazım. Ekstremizmin engellenmesi meselesine gelince, bu farklı alanları içine alan çok yönlü bir görevdir. Benim görüşüme göre, meseleye bu şekilde yaklaşmak en doğru karardı. Kabardey-Balkar başkanlığı, idari yapısında ilgili birimi oluşturdu. Bakanlık bünyesinde müdürlükler arası koordinasyonu sağlayacak bir çalışma grubu oluşturuldu. Bugünkü gündemimizde ise bir de sivil konsey oluşturulması konusu var. Ve dikkat çekmek istediğim en önemli nokta, faaliyetleri doğru organize edebilirsek, tüm ülke halkının bu kötülüğe karşı durmasını başarabiliriz. Halkın desteği olmadan, sadece bir bakan veya bakanlık, hatta tüm yönetim sistemi eksktremizme karşı etkili bir duruş sergileyemez.

Bildiğimiz kadarıyla diğer Rusya Federasyonu cumhuriyetlerinde ekstremizmi engelleme konusunda böyle bir organizasyon yok. Somut bir sisteminiz var mı, en önemlisi, sonuç getiren eylemleriniz oldu mu?

Şu anda, Kabardey-Balkar başkanının kararları ile ekstremizmin engellenmesi yolunda gerekli yetkiler gerekli mercilere verildi, ki ben bunu yapı olarak ifade ettim. Şimdi bizim görevimiz, bu inşa edilen sistemin içeriğini somut adımlarla doldurmaktır. Bu konuda, bu yönde tecrübeler ve yeni gelişmeler göz önünde bulundurulacaktır. Her gün yeni bir tecrübe edineceğiz.

Sonuca gelince, bunun için elbette belirli bir süre lazım, çünkü problemin kökleri derin. Buna rağmen ekstremizmle mücadelede sonuca dayalı çalışmak niyetindeyiz.

Gençlere sendelememeleri, ekstremistlerin ağlarına düşmemeleri için nasıl yardımcı olmak lazım? Zira, Moskovalı Varvara Karaulova ile ilgili kısa bir süre önce yaşanan hikaye toplumu ayağa kaldırdı. Genç kızın ekstremistlerin etkisine nasıl kapıldığı ve terör örgütü saflarına neredeyse girecek olmasıyla ilgili durumu tüm ülke takip etti.

Maalesef ki, Rusya’da gençlerin terör örgütlerine, özellikle de IŞİD’e katılmak için ailelerinden ayrıldığı birçok olay yaşandı. Rakamlar on, yüz değil, binlerce. Varvara Karaulova gibi kurtarabildiğimiz gençlerin sayısı ise çok az.

Çocuklarımızı nasıl zararlı etkilerden koruyacağımız ve ne yapmamız gerektiği konusunda çok basit bir cevap vereceğim. Onlara karşı kayıtsız kalmamalıyız ve bu meselenin çözümüne dahil olmalıyız. Her bir ebeveynin bunun farkında olması gerekiyor. Sizi temin ederim ki, ne ailenin maddi durumu, ne de ebeveynlerin sosyal statüsü çocuğun ekstremistlerin ağına düşmemesinin garantisi değil.

Tüm tecrübeler gösteriyor ki, felaket hiç kimsenin beklemediği bir anda hiç fark ettirmeden ailelere yaklaşıyor. Bu konuyu görüşebildiğimiz hemen her aile aynı şeyi söylüyor: çocuk normal bir şekilde büyüdü, eğitimliydi, alkol ve sigara kullanmıyordu, büyüklerine saygılıydı vs. Tüm bu olumlu özellikler, tekrarlıyorum korunmanın garantisi değildir. Ve şu anda, belki de yetkili biri olarak değil, bu problemden endişe duyan bir ebeveyn olarak konuşuyorum. Ve kayıtsız kalmamaya, sorumluluğu okula veya üniversiteye yıkmamaya çağırıyorum.

Çocukla ortak bir dil bulmak, ortak meşgaleler bulmak lazım. Bu konuda yasaklarla değil, çocuğunuzu endişelendiren meselelere ortak cevap arayışıyla hareket etmek gerekir. Mesela, eğer çocuğumuz dini konulara ilgi duyuyorsa, paniğe kapılmamalıyız. Çocuğumuzla birlikte dini kitaplar okumalı, doğru tavsiyeler vermeli ve Kutsal Kitapta yazanları doğru anlamasında yardımcı olmalıyız. Eğer sizin cevap veremeyeceğiniz sorular olursa, İslam’ın herhangi bir kuralı ile ilgili gereken izahatı çocuğunuza vermesi için, bu konuda eğitimi olan ilahiyatçılara başvurmak konusunda tembel davranmayın. Şu anda söylediklerim, benim kişisel düşüncelerim değil, bunlar zamanında bu problemle karşı karşıya kalan ama durumu düzeltme gücünü kendinde bulan ve çocuklarının bu batağa çekilmesine izin vermeyen ailelerin tecrübeleridir.

Maalesef, çocuğumuz bazen yönetimi veya toplumu kabul etmeme, onlara karşı durma eğiliminde olabiliyor. Ve bunlar da benim düşüncelerim değil, bu sözleri Baksan’daki görüşmelerimizin birinde genç bir babanın ağzından duydum. Baba şöyle dedi: “Biz çocuklarımızı çatışarak büyütüyorsak, onlardan ne bekleyebiliriz? Eğer işimiz yolunda değilse ve bu sebeple yönetimi çocuğun yanında kötülüyorsak, eğer bazı günlük problemlerimiz oluyor ve yine yönetimi ve toplumu kötülüyorsak, eğer bizi trafik polisi durdurduğunda veya haksız muamele gördüğümüzde yine çocuğumuzun yanında küfrediyorsak, çocuk bu şekilde yönetimden sürekli rahatsız olarak büyüyor. Ve böylesi bir durumda ekstremistlerin eline oldukça kolay düşüyor”. Burada ayrıca sivil toplum örgütlerimizin, aktivistlerin ve insan hakları savunucularının rolüne dikkat çekmek isterim.

Bugün, Adıge milli kültürünün baş muhafızı Aslan Tsipinov’un teröristlerce öldürüldüğünü hatırlayan çok az insan var. Balkar sivil toplum örgütlerinde ise, yer altı örgüt üyelerinin Elbrus bölgesinde yayıldıklarını ve antiterör operasyonunun ilan edildiğini kimse hatırlanmıyor. Antiterör operasyonunun uzun sürmesi sonucunda bölge halkı iş yapamadı ve büyük bir mahrumiyet çekti. Bazıları iflas etti.

Farklı bir konu, insan hakları örgütlerimizin faaliyetleridir ki, maalesef benim görüşüme göre bu problemle ilgili tek taraflı davranıyorlar. Yer altı örgütüne haraç vermeyi reddettiğinde öldürülen işadamlarımız hakkında neden tek kelime ettiklerini duymadık? Gazetecilerimiz, güvenlik organları çalışanlarımız öldürüldüğünde neden tek sözlerini duymadık? Onların sesini sadece, kurban yeraltı örgüt üyesi veya yandaş olduğunda duyuyoruz. Onların yönetimle ortak hareket etme konusunu yeniden gözden geçirmeleri ve bu meseleyi çözmeleri gerekir. Çünkü mesele ortak ve önümüzde oldukça ciddi bir şekilde duruyor.

Zalim Karaçayeviç, ekstremizme kapılmış bir genci nasıl kurtarabiliriz? Zira bu oldukça zor ve örnekleri az.

Sahte dini fikirlere kanarak suça çekilmeye çalışan bir genci vazgeçirmeye çalışmak ifade ettiğiniz gibi oldukça zor. Ve büyük bir maalesef ki, şimdiye kadar bunun örneklerine az rastladık. Bunun için de ekstremizmin yayılması probleminin çözümünde temel hedef en baştan engellemeye yönelik olmalı. Gençlerin ekstermizm saflarına alınma sürecini engellemeli ve toplumda şiddete karşı bir hoşnutsuzluk oluşturmalıyız. Bir kez daha dikkatleri çekmek isterim ki, sadece Kabardey-Balkar, Kuzey Kafkasya Federal Bölge, Rusya Federasyonu genelindeki bir iç meseleyle değil, Rusya’nın anayasal temeli ve durumunu bozma amacı ile Rusya işlerine müdahalesini gizlemeyen global süreçlerle karşı karşıyayız.

Yer altı örgüt faaliyetleriyle bağlantılı, dini ekstremizmin yayılmasıyla ilgili tüm bu problemler, daha üst siyasi emellere hizmet etmektedir. Ve maalesef, bu konu yakın bir zamanda gündemden çıkarılamayacak.

Bir yıl sonra Devlet Duma milletvekilliği seçimleri arkasından nelerle karşılacağımız ile ilgili tahminimizi söyleyelim. Durumu istikrarsızlaştırma girişimleri, milli konularla ilgili protestolar, güya Müslümanların haklarının kısıtlandığı, bunun federal merkezin hedefli politikalarının sonucu olduğu gibi şeylerle karşılaşacağız muhtemelen. Gelin deneyelim, gelecek yıl Ağustos-Eylül gibi konuya yeniden dönelim. Eğer şu andaki tahminlerimde yanılırsam sadece memnun olacağım. Problemlerin tüm zorluğuna rağmen, bizim onları çözmekten başka şansımız yok. Ve eminimi ki bunu başaracağız.

Kaynak: Kabardey-Balkar Haber Ajansı

Tercüme: Ajans Kafkas

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone