Çeçenlerin Gelenekleri ve Kavram İncelemesi

Tüm toplumlarda olduğu gibi Çeçenlerde de bireylerin bireylere ve bireylerin topluma karşı sorumlulukları bulunmaktadır. Bir başka bakış ile bireylerin bireylerden, toplumun da bireylerden belli başlı beklentileri bulunmaktadır.

Kaynaklarda M.Ö. 2000’e kadar kendilerinden bahsedilen Çeçenler; paganizm, Hrıstiyanlık ve İslamiyet inançlarına mensup olmuş, bu birikim ve yaşantılar ile derin bir kültüre sahip olmuşlardır. Tıpkı diğer milletlerde olduğu gibi birikim ve tecrübelerini önce sözlü olarak dile getiren Çeçenler, Ruslar ile olan tarihi münasebetleri sebebiyle (soykırımlar, göçler, savaşlar) yazılı aktarıma çok daha sonra geçebilmişlerdir. Bu sebeple sözlü gelenek daha gelişmiş ve aktiftir.

Çeçen ulusu, bu beklenti ve sorumlulukları geçmişten günümüze sistematize etmiştir. Kişinin kendisinden beklentilere cevap verebilmesine, sorumlulukları yerine getirmesine “Gerçek Çeçenlik” payesini layık görmüştür. Çeçenler için “gerçek bir Çeçen olabilme”nin 3 ana ilkesi (genelden-özele doğru) bulunmaktadır:

1. Адамалла

2. Нохчалла

3. Къонахалла

Адамалла yani insanlık.

Çeçen ahlaki yapı sisteminin en genel formudur. Адамалла; bireyin etnik grubuna, kimliğine bakılmaksızın insan kabul edilmesi ve buna göre davranmasının beklendiği kısımdır. İnsan olmanın gerekleri, insan ile diğer canlıların ilişkilerinin belirlendiği ve insanı diğer canlılardan ayıran farklara göre yaşaması gerektiği bu ilkededir. Bu ilke bir yandan kişinin dini görüşü ile de ilintilidir. İnancı gereği doğaya, hayvanlara, bitkilere ve cansız varlıklara davranışının şekillenir.

İkinci ilke Нохчалла, “Çeçen anayasası” kavramıdır. Адамалла’nın bütün gereklerini içermekle beraber Çeçenlere yönelik bir ilkedir. Çeçenlerin birbirleri ve diğer kavimlerle, etnik gruplarla ilişkilerini belirleyen, düzenleyen ahlaki formdur. Bu, Çeçenlerin herhangi bir şekilde üstünlüğünü savunan ya da Çeçenleri bir milletten alt seviyede gösteren ahlaki norm değildir. Çeçenlerin var oldukları günden bugüne kadar geliştirdikleri kültürü de ifade eden Нохчалла, bu yönüyle inanç sistemlerinden ayrılıp Çeçen milletine özgüdür.

Son ilke olan Къонахалла ise Çeçen ahlaki sisteminin özüdür. Birey olarak her Çeçen’in sorumluluklarını ifade eder. Yaşamı boyunca halkına ve atavatanı olan “Даймохк”a hizmet etmesini amaç olarak belirler. Bu amaca hizmet eden kişiye de Çeçenler “Къонах”-“En yüksek onur sahibi – Cesur – Asil” unvanını layık görmüşlerdir. Davranışıyla, oturuşuyla, kalkışıyla, kıyafetiyle yaşamın içindeki her alanda ve her anda Къонах’tan beklentiler bellidir ve Къонах da bu beklentilere cevap veren kişidir. Къонахалла demokratiktir ve sınıf ayrımı, şecere kısıtlaması bulunmamaktadır. Başka etnik bir gruba ait birey de “Къонах” kabul edilebilir.

Çeçenlerin “1адат” dedikleri, Türkçede “gelenek-görenek” şeklinde yer bulabilecek kültürel kalıntıları oluşturan bazı alt kavramlar vardır. Bu alt kavramlar Çeçen toplumunun ruhunu oluşturan ve her Çeçen’in yaşamasının ve yaşatmasının elzem olduğu anlamlar içerir.

“Оьздангалла-Özdangal”, sağlam, temiz karakter, iyi niyetli olma, tutarlı olma, hile, yalan dolandan uzak olma, iki yüzlü olmamadır. “Оьзда” sahibi Çeçen, kimseyi aldatmaz. Yanında biri var ve az bir yemeğe sahiplerse azını kendi alıp çoğunu yanındakine verendir. Karşı cinsten birine asla kötü gözle bakmaz, terbiyesizlik yapmaz. Kendinden emin olunan kişidir. Tek başına olsa dahi kötü davranmaktan, kötü düşünmekten kendini men eden kişidir.

“Г1иллакх –Ğhıllakh” ise “ahlak, nezaket, gelenek ve görenekleri gözetme davranışları” olarak çevrilir. Geleneğini bilen, koruyan, yaşatan ve gelecek nesillere aktaran kişi “г1иллакх –ğhıllakh” sahibi olarak değerlendirilir. Bununla ilgili Çeçenler şu sözü söylemişlerdir:

“Г1иллакх хиларо лардо къам, Г1иллакх цахиларо дохадо къам!”

“Gelenektir kavmi, toplumu yaşatan Geleneksizliktir kavmi, toplumu bozan!”

Çeçence atasözleri, masallar, şiirler, deyişler içerisinde çokça г1иллакх-оьздангалла örnekleri görebiliyoruz. “Йоь1ан мах цо ша хадийнарг бу.- Kızın değeri onun kendisine biçtiğidir.” ya da “Стеган мах ша хадийнарг бу.- Adamın değeri kendisine belirlediğidir.” atasözlerinde olduğu gibi, kişinin kendine vereceği değer yine kişiye bağlanmış ve bu da Çeçen toplum yapısı ile bir araya getirildiğinde г1иллакх-ğhıllakh bilmek ve bunu yaşatmaya bağlanmıştır.

“Яхь – Yah”, hem rekabet hem de gurur anlamları ile karşımıza çıkar. Ancak buradaki rekabet ve gurur Türkçede var olan anlamlarının biraz dışındadır. Rekabet, toplum için daha iyisini yapma yarışıdır. Yarış içerisinde iken kıskançlık, çekemezlik durumları ise söz konusu dahi değildir. Savaşta en cesur olma yarışı, bir işi yaparken en çalışkan olma isteği ve arzusu “Yah” içerisindedir. Zorluklara ilk göğüs geren, ödül dağıtılırken en sonuncu olmak yine “Yah” sahibinin davranışlarıdır. Diğer yandan gurur anlamı da içeren “Yah”, kendini beğenme, kibir anlamları ile kullanılmaz. Halkının tanınması için çaba gösterme, kendini ve atalarını tanıma, geçmişini bilme “Yah”ın bir diğer anlamlarındandır.

“1адат – A’dat”ı oluşturan bir diğer önemli kavram “Сий – Siiy / saygı, onur, şeref”tir. Çeçenler dualarında, atasözlerinde, şarkılarında “Siiy”kavramına sürekli yer vermiş ve toplum hafızası ve yaşantısında bunu canlı tutmuşlardır. “Дала сий дойла! – Allah onur, şeref versin” Çeçenler arasında en çok karşılaşabileceğiniz dualardan, temennilerden biridir. “Ненан сий динарг махко а лерина. – Annesini sayanı (şerefini üstün tutanın) vatanı da saymış.” ata sözünde olduğu gibi sürekli teşvik edilmiştir.

“Ларам – Larım / Hatır sayma, değer verme” kişilerin davranışlarını değerlendirmede büyük öneme sahip bir başka kavramdır. Yaşlı birinin yanında izin almadan konuşmamak, konuşanın sözünü kesmemek, bir kimsenin kendisinden daha alçak ya da daha üstün olmadığını bilmek, kimseyle alay etmemek “Ларам – Saygı” sahibi Çeçenin göstereceği davranışlardır. Ayrıca saygı göstermenin saygı görmenin ön koşulu olduğu da şu atasözü ile tembih edilmiştir: “Воккхах волчунна хьо жимах вацахь, жимохчунна воккхах а хир вац хьо! – Büyüğüne küçük değilsen, küçüğüne de büyük olamazsın!”.

Bütün bu kavramların yanı sıra “Эхь – Utanma”, “Комаьрша – Cömertlik”, “Къинхетам – Merhame, “Тешам – Güven” , “Нийсо – Eşitlik”, “Барт – Birlik, dayanışm, “Безам – Sevgi”, “Ц1ано – Saflık” ve “Собар – Sabır” da Çeçenlerin en çok önem verdikleri değerlerdir.

“1адат – A’dat” sahibi, “Г1иллакх –Ğhıllakh” bilen birinin günlük hayata dair uyması gereken bazı davranışlar aşağıdaki gibidir:

İki kişi bir arada yürürken küçük olanın yarım adım geriden ve büyüğün sol tarafından yürümesi gerekmektedir. Bu gelenek, gençlerin yaşlıların zayıf tarafı olarak düşünülen sol tarafından gelebilecek bir tehlikeyi ilk olarak karşılamaları bakımından gereğiyle açıklanmaktadır. Bir kadın ve erkek yürürken, kadının yine yarım adım arkadan yürümesi gerekmektedir. Burada yine, kadını gelebilecek tehlikeye karşı koruma gözetilmektedir. Eğer
üç adam bir arada yürürse, büyük olan ortada diğer iki küçük de büyüğün sağında ve solunda yürümelidir. Yolda yürürken yaşlı kişinin önünden geçilmemeli, yolu asla kesilmemelidir. Ne kadar uzakta olsa da yaşlının geçmesi beklenmeli, ona selam verilmeli ve öyle yola devam edilmelidir. Yaşlı-genç arasındaki bu ilişki erkek-kadın arasında da vardır. Binek üzerinde olan kişi yaya olana selam vermelidir. Bir büyük oturan gencin önünden geçerse genç mutlaka ayağa kalkmalı ve saygısını belli etmelidir.

Çeçenlerde kız dokunulmaz konumdadır. Hiçbir şekilde yabancı bir kıza dokunulamaz. Bu durum dans ederken bile böyledir. Toplu taşıtlarda yaşlı ya da genç olmasına bakılmadan bir kıza her zaman yer vermelidir. Bu, kızın dokunulmazlığını sağlamak içindir. Herhangi bir kız “erkek kardeşim” diyerek bir erkekten yardım talep ederse, erkeğin ölüm tehlikesi dahi olsa bu yardıma karşılık vermesi gerekir. Misafirliğe giden kızlar asla oturmamalı, ev sahibine ikramlarda yardım sağlamalıdırlar. Bir kadına yapılacak saygısızlık en büyük utançlardan biri olarak kabul edilmiştir. Kavga eden iki grup arasında bir kadının başındaki örtüyü çıkartıp atması o kavganın bitmesi anlamına gelir. Çeçenler kadını evin, ocağın kurucusu ve koruyucusu olarak görmektedir.

Ev içerisinde uyulması gereken kurallar bulunmaktadır. İşten eve gelen oğul, her şeyden önce anne-babasının yanına gitmeli ve onların sağlığını, halini-hatırını sorup ihtiyaçlarını karşılamalıdır. Bir erkek ve kız, eğer yedi akrabalık bağı ile ilişkileri varsa evlenmeleri doğru bulunmaz, evlilik olursa bu ayıplanır. Eşler bir başkasının yanında birbirlerine asla “karım- kocam” demez; “evde olan, çocukların annesi-babası” şeklinde bahsederler. Anne ya da baba, üçüncü kişiler varken çocuklarını sevmez, okşamaz, kucaklarına almazlar. Çeçen ailelerde baba ile çocukları arasındaki mesafe, anne ile çocuk arasında olan mesafeden daha fazladır. Baba çocuğunun olumsuz bir alışkanlığını görse, bilse bunu çocuğuyla konuşarak değil eşine söyleyip çocuğunun alışkanlığını terk etmesini, düzeltmesini ister. Çocuklar arasında kavga, tartışma olursa kimin haklı-haksız olduğuna bakılmadan çocuklar kavga ettikleri için uyarılır. Eğer aynı evin içinde çekirdek ailenin yanı sıra kayınvalide ve kayınbaba da yaşıyorsa, öncelikle onların yemekleri hazırlanır; büyükler yemek yedikten sonra sıra küçüklere gelir. Bu şekilde yaşayan ailelerde özellikle kayınpederin herkesten önce kalkması ve herkeste sonra yatması beklenir. Kadınlar ile erkekler birlikte yemek yemezler. Evlilik öncesi bir kız ile erkek asla tek başlarına görüştürülmez, yanlarında bir akrabaları bulundurulur. Damat, düğünde asla bulunmaz ve evlilik sonrası birkaç gün evden çıkıp halkın arasına karışması hoş görülmez.

Kız ya da erkek, topluluk içerisinde duygularını şiddetli bir şekilde ifade etmez; kahkaha atma, çığlık gibi davranışlar ile yüksek sesle konuşmaları hoş karşılanmaz. Büyüklerin konuşmalarını kesmek büyük ayıp olarak görülmüştür. Yine küfür, sitem, hakaret etmek de aynı şekilde ayıp kabul edilir. Bir erkeğin taktığı kalpağa –şaka maksatlı dahi olsa- dokunmak büyük ayıp kabul edilmiş, yüzüne tokat atmakla bir tutulmuştur. 63 yaş erkekler için “kemeri çözme yaşı” olarak kabul edilmiştir. Bu tabirin sebebi, artık silah, hançer taşımasına gerek kalmadığı, olası bir savaş durumunda kendisinden savaşmasının beklenmeyeceğidir. Çeçenlerde silah kullanmak en son çare olarak görülmüştür. İlk olarak silah kullanmak ise utanç ve korkaklık olarak görülmüştür. Elinde bir şey olmadan, boş bir avuç ile hayvanları ya da küçük çocukları aldatmak, kandırmak aşağılık bir eylem olarak görülmüştür. Herhangi bir yerde para, mal, eşya vs. bulunduğunda bulunan nesnenin sahibine iletilmek üzere o bölgenin yaşlılarına verilmesi beklenmiştir.

Bir köyde biri öldüyse cenaze evini ziyaret etmek, başsağlığı dilemek, manevi ve gerekirse maddi destek sağlamak gerekmektedir. Bir köyde cenaze, büyük bir keder varsa diğer köylüler kapılarını her zaman açık bırakır. Bu köylünün, komşunun kederinin onun da kederi olduğunu gösterir. Ancak bu sadece kederi paylaşmak için değil, taziye ya da benzeri kalabalık etkinliklerde misafirlerin rahatlıkla girebileceği, ağırlanabileceği anlamına da gelir.

Çeçenlerin geleneklerinin küçük bir kısmı yukarıdaki gibidir. Bunların çok büyük bir bölümü uygulanmaya devam etmektedir. Bazı gelenekler İslamiyet ile birlikte gelse de Çeçenlerin İslam öncesi pek çok gelenekleri bulunmakta ve günümüzde bunlar yaşatılmaktadır.