Kafkasya Filmleri

 

Filmi görmeden önce eleştiri okumayı ve spoiler olayını sevmiyorsunuz. Bununla beraber bir parça fikir sahibi olmak da hakkınız. Bu imkanı sağlayan çeşitli ortamlar var, fakat kimse sizin için Kafkasya filmlerini derlemiyor. Ben de böyle bir şey yapmadım. Sadece görmüş olduğum sekiz film hakkında biraz malumat, biraz şahsi değerlendirme, iki röportaj, bir yazı, bir de şarkı içeren bu listeyi hazırladım. Ahmed Cahid iyi seyirler diler.

Mandalina Bahçesi (Mandariinid)

Yıl: 2013 / Yönetmen: Zaza Urushadze

mandarin

 

 

 

 

 

 

 

 

Şuna deli oluyorum: Çok iyi iş çıkarabilecekken, yalana dolana bulaşıyorsun ve ortaya çok iyi bir iş değil de talihsiz bir iş çıkıyor. Gürcü yönetmen Urushadze’nin yazıp yönettiği Mandalina Bahçesi iyi film, yalansız. Müzikler enfes, diyaloglar müspet, oyunculuk iyi. 1992-93 Gürcistan-Abhazya Savaşı zamanı Abhazya’daki bir Estonyalı köyünde geçiyor. Fakat gerçek olaylardan yola çıkan film savaşla ilgili açık gerçekleri saptırmakla kendisini harcıyor, kalbimizi kırıyor.  Ayrıntıya girmeyelim, tercihan filmi gördükten sonra Abhazya cephesinden gelen eleştiriye buyurun: http://ajanskafkas.com/makale/kafkasya/abhazya/mandalina-bahcesine-sohumdan-bakis/

12

Yıl: 2007 /Yönetmen: Nikita Mihalkov

12

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Rus sinemasının meşhurlarından, bilhassa Güneş Yanığı, Sibirya Berberi ve Urga ile bilinen, “sevilse mi dövülse mi karar verilemeyen” yönetmen Mihalkov’un 12 Angry Men (Sidney Lumet, 1957) uyarlaması. Mihalkov, aslının neredeyse noktasına virgülüne dokunmadan ona bir Rus gömleği giydirmiş. Rusya’ya ilgi duyanlar için ilgi çekici olabilir.

Kafkas Usulü Kız Kaçırma (Kavkazskaya Plennitsa)

Yıl: 1967 / Yönetmen: Leonid Gayday

kidnaping

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Bir Sovyet klasiği kabul edilen bu komedi filmi bizi doğruca Rus Oryantalizmi konusuna götürüyor: Kafkasya’da folklor araştırması yapmaya giden genç Rus burada bir güzele tutulur ve peşi sıra kendisini bir kız kaçırma hikayesinin içinde bulur. Öyle egzotik bir Kafkasya ki, içinde bin bir gece masalları esintisi bile var, o derece. Rusya’nın “Doğu’su” konusunda mühim bir söyleşi: http://ajanskafkas.com/roportaj/edebiyat-ve-imparatorluk-rusyanin-edebi-kafkasyasi/

Deliler Evi (Dom Durakov)

Yıl: 2002 / Yönetmen: Andrei Konchalovski

deliler evi

 

 

 

 

 

 

 

 

Deliler Evi: çatışmaların orta yerinde kalan bir akıl hastanesi. Andrey Rublev’in senaryo yazarı, Tango ve Cash’in yönetmeni, Nikita Mihalkov’un kardeşi Andrei Konchalovski’nin yazıp yönettiği bu filmi Çeçenya’daki savaşa dair en dürüst, en delikanlı iki filmden biri olarak selamlıyorum. İyi yerde durmuşsun Konchalovski, tebrik ederim. Samimi, yalın, harbi film olmuş.

Bugün 35 yaş civarında olan hanımlar için de bir güzellik yapmış yönetmen ve içine Bryan Adams koymuş. Bense Çeçen komutanı canlandıran rahmetli Ruslan Naurbiyev’i bu vesileyle anarken sizlere grubuyla birlikte seslendirdiği “bezam” (aşk) adlı şarkıyı armağan etmek istiyorum: ://www.youtube.com/watch?v=FbZQjZRqt88

Savaş (Voyna)

Yıl: 2002 / Yönetmen: Aleksey Balabanov

voyna

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Mahluklar ve İnsanlar, Brat ve Kargo 200 filmleriyle Rus sinemasına zıpkın gibi giren Balabanov’un gönül rahatlığıyla trişka diye nitelenebilecek holivudvari savaş filmi.

Çeçenya’da savaş sırasında bir İngiliz çift ve iki Rus askeri Çeçenler tarafından rehin alınır falan. Kötü, pis Çeçenler, karizmatik Rus askeri Sergey Bodrov cünyır… Bu gibi şeyler. Bu Balabanov zaten, Brat filminde, “tipi bozuk birkaç Kafkasyalı bulun kendi aralarında bir iki laf edecekler. Çeçence olmasa da olur” diyerek Çeçen mafyasını canlandıranları Osetçe konuşturmuş bir adam.  Onu da ilginç, gereksiz bilgi olarak aktarmış olalım.

Kafkas Mahkumu (Kavkazski Plennik)

Yıl: 1996 / Yönetmen: Sergey Bodrov

600full-prisoner-of-the-mountains-poster

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Baba Sergey Bodrov yönetti, oğul Sergey Bodrov (cünyır) oynadı. Brat ile genç kızların gönlünde taht kuran oğul Sergey Bodrov’un 2002 yılında bir kaza sonucu hayatını kaybettiğini biliyor muydunuz? Rus filmlerine meraklı genç kızlar biliyor.

Filme dönersek, senaryosu Tolstoy’un aynı adlı hikayesine dayanıyor fakat günümüzde, yani işte 20 sene öncesinde geçiyor.  Mihalkov’un 12’si gibi bu da yabancı dilde en iyi film Oscarına aday olduydu.

Aleksandra

Yıl: 2007 / Yönetmen: Aleksandr Sokurov

alexandra

 

 

 

 

 

 

 

 

“Yaşlı kadın Çeçenya’daki bir kampta asker olan torunu görmek için yolculuğa çıkar”(IMDB)

Ve bacak kadar boyuna bakmadan koskoca Büyük Rusya’ya kafa tutan Çeçenlere tanrıdan akıl dilemelerini buyurur.

“Kabaca” böyle. Rus Hazine Sandığı, Ana ve Oğul, Baba ve Oğul filmlerinin yönetmeni, Rus sinemasının devlerinden “Ağır Rus” Sokurov gözümüzün önüne öyle bir Rusya Ana koyuyor ki gıcık olmamak ve kabalaşmamak mümkün değil. Yine de ilgilisi için Rusya ve Rusluk mevzularını anlama çabası içinde Sokurov’un bu filmini görmekte yarar var.

Arayış (The Search)

Yıl: 2014 / Yönetmen: Michel Hazanavicius

search

 

 

 

 

 

 

 

 

Arayış, Amerikalı yönetmen Fred Zinneman’ın, Nazi kampından kurtulan bir erkek çocuğunun Berlin yıkıntıları arasında Amerikalı bir askerle buluşmasının anlattığı 1948 yapımı aynı adlı filmin uyarlaması. Bu defa AB İnsan Hakları Komitesi çalışanı bir Fransız kadın Çeçen çocukla buluşur, diğer taraftan Rusya’nın sivilleri hedef alan katliamlarına Brüksel’in tepkisini çekmeye çalışır.

Sene 2014. Rusya dışından biri, hem de gayet önemli biri, unutulan savaşın filmini yaptı. Mazlumların yüreğine bir nebze su serpti. Hem Rusya’ya hem Batı Dünyasına çaktı ha çaktı. Bayağı sert konuştu. Kendisini olayları basitleştirmekle suçlayanlara dedi ki: “Bazen durum gerçekten ‘basittir’ ve her durumda ‘basit’ şekilde anlatılabilir. ‘Aslında olaylar çok karmaşıktı’ gibi ifadelerin nemelazım deyip geçmenin bahanesi haline geldiğini düşünüyorum”. Michel Hazanavicius Artist (2012) ile beş Oskar üç Altın Küre aldıktan sonra niye böyle bir film yaptı? Kendisi anlatıyor: http://ajanskafkas.com/roportaj/hazanaviciusun-arayisi-dnya-eenya-trajedisine-kr/

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone

KafkasyaKültür

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Ajans Kafkas'ın editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Diğer Blog Yazıları