Jıneps ile söyleşi

Jıneps, Aralık 2005 tarihinde yola çıkan aylık bir gazete. 14 sene boyunca her ay düzenli olarak çıkmayı başaran bir yayın organının oluşturduğu birikimden bahsediyoruz.

İşte bu sebeple Jıneps’in yayın kurulu ile bir söyleşi gerçekleştirdik.Jıneps’in kuruluş sürecindenaldığı tepkilere, hedeflerinden taleplerine kadar geniş bir yelpazede sorularımıza cevap aradık.

Jıneps’in hikayesi bir anlamda Türkiye’nin hikayesidir. Türkiye’de doğan, bu ülkenin bir parçası olan Çerkeslerin talepleri, onların arayışları, hükümetten beklentileri gibi konuları masaya yatırdık.

Çerkesçe “Çiğ damlası” anlamına gelen Jıneps’insadece Çerkesler özelinde değil genel anlamda Kafkasya’da ne olup bittiğine dair önemli bir alanıdoldurduğunu düşünüyorum. İlgililere sunulur…

Jıneps’in serüveninden başlamak istiyoruz. Jıneps,Aralık 2005 tarihli ilk sayısıyla yola çıktığı zaman,Çerkesler veya Kafkasyalılar daha çok dergi ağırlıklı bir yayın politikası içerisindeydi. Bu durumla birlikte değerlendirmek gerekirse neden gazete?

Elbette yola çıkarken birtakım tespitler yapılmıştı. Türkiye’de dağınık yerleşimleri olan Çerkesler için iletişim araçlarının önemi değerlendirilmişti. Tam bağımsız bir gazete hedeflendiğinde, başlangıçta olmasa da ilerleyen süreçte periyodu kısa bir yayının idealize edildiğini ve Agos gazetesinin somut bir örnek oluşturduğunu belirtelim. Jınepsaylık gazete olarak başladı ama hedefi aslında haftalık gazete olmaktı. Birçok parametre etkili olsa da -sayfa sayısı, kâğıt kalitesi, renk vb.- maliyet açısından da gazete uygundu.

İsim fikri nasıl oluştu? Jıneps ne demek? Sizin için ne anlam ifade ediyor?

İsim konusunda bir düşünce fırtınasının gerçekleştirildiğini tahmin edebilirsiniz. Adıgabze bir isim tercih edildi. “Rüzgârın gözyaşı” anlamına da geliyor, ama bizim için “Çiğ damlası” demekJıneps. Çiğ damlalarının birleşip kocaman bir ırmak olabilme olasılığını sevdik belki.

Jıneps ekibinden bahseder misiniz? Yaşadığınız zorluklarla beraber, kuruluş sürecinde kimler aktif olarak görev aldı? Şu an kimlerle yola devam ediliyor? Bu zamana kadar genel yayın yönetmenleri kimlerdi?

Hemen belirtelim ki, gazetenin ilk sayılarında yayın kurulu isimleri yoktur, sadece yasal zorunluluk nedeniyle bir gazete sahibi ismi vardır. Başlamak, adım atmak, süreç içinde yayın kurulunu netleştirmek istedik, öyle de oldu. Başlangıçtan bugüne genel yayın yönetmeni olmadı, bu sorumluluğu yayın kurulu üyelerinin tümü aldı, nöbetleşe sürdürdü.

Yayın kurulunda, çeşitli nedenlerle isim değişiklikleri oldu geçen 14 yıl içinde. Kuruluş sürecinde inisiyatif alanlar, ilk yayın kurulunda isimleri olmasa da bu süreçte katkıda bulunanlar, süreç içinde görev alan bütün yayın kurulu üyeleri değerliydi gazete için. İsimleri tek tek yazmak istemedik. Deyim yerindeyse nöbet değişiklikleri oldu, devam da edecektir, etmeli.

Özveriye dayalı, tamamıyla gönüllü başlayan ve devam eden süreç elbet kolay olmadı ama gerekliliğe olan inanç, eksilmeyen umut ve inat, sürdürülmesinde etkendir.

Bir dönem hariç gazetede profesyonel bir gazeteci yayın kurulu üyesi olmadı.

Gazetenin sahibi konumunda bir kez isim değişikliği yaşadık. İsim değişikliği sırasında gazetenin ismi de değişti. Okuyucularımız ayırdında olmayabilir, Jineps ismi Jıneps olarak devam ettirildi.

Belirtmemiz gerekir; aslında gazetenin kadrosunda profesyonel bir gazeteci ve bir asistanın görev alması gerekli, her anlamda gazeteye katkısı olacaktır böyle bir durumun. Neden mi yapamıyoruz? Hayal ettiğimizle gerçeği maddi olanaksızlıklar bıçakla ayırıveriyor.

Jıneps’te 2005’ten bu yana epey bir yazarın gelip geçtiğini görmek mümkün. Bu bir açıdan normal fakat ayrılanlar en çok hangi sebepten ayrıldılar? Hepsinin ayrı bir hikâyesi olabilir ama Türkiye’deki siyasi gidişat ile bağlantılı problemler ve inişler çıkışlar olabiliyor mu?

Zaman içinde köşe yazarı değişiklikleri oldu elbet, bu doğal bir süreç. Yayın politikalarına ilişkin tartışmalar da yaşandı yayın kurulu içinde, bu nedenle yayın kurulu üyesi olup köşe yazan arkadaşlar da köşe yazarlığını bıraktı. Çeşitli gerekçelerle “Artık yazamayacağım” diyerek ayrılanlar da oldu. Hemen tüm ayrılmalar sözel olduğu için gazete satırlarına yansımadı. Yazılı çizili eleştiri ile bir ayrılış olmadı bugüne kadar. Böyle olsa idi eleştiriyi yayımlardık. Hatta geçmişe dair bundan sonra gelebilecek eleştirel yazıları da yayımlarız.

Yayın kurulu kararı ile köşe yazmasın dediğimiz bir kişi oldu bugüne kadar. Orada da gerekçe siyasi değildi, tamamen etik durumdu. Hakaretamiz yazı söz konusu idi ve bir-iki kez devam etti. Bardağı taşıran bir yazı sonrası da -ki o bardağı taşıran yazı da yayımlanmıştır- yayın kurulu kararı ile köşe iptal edilmiştir.

Gazetede tek sansür nedeni; nefret ve şiddet söylemi ile hakaretamiz üsluptur. Düşüncenin özgürce ifadesinden yanayız ve gazete herkese açık. Köşe yazarı olmadan da yazılar gönderilebilir, yayımlanır. Bunun için teşvik edici çağrılar da yaptık. “Yayın kurulu gibi düşünmeseniz de yazın, eleştirin, düşüncenizi paylaşın, paylaşmanıza gazete aracılık etsin…” gibi.

Kimlik sorununda farklı düşüncelerin kamuoyu önünde tartışmasının ufuk açıcı olduğuna inanıyoruz.

Gazete aylık olarak çıkıyor. Sayfa sayısı Aralık 2018 sayınızda 16 olarak görülüyor. Zaman zaman daha fazla ya da az sayfalı çıktığı oluyor mu? Ya da aylık format dışında bir format arayışı olmuş muydu?

Gazete siyah-beyaz ve 8 sayfa olarak yayına başladı. Bir süre sonra 12 sayfa, daha sonra 16 sayfa olduk. 16 sayfa üzerinden devam ediyoruz. Gerektiğinde 20 sayfa da yayımlandığımız oldu. Örneğin Ocak (2019) sayımız da 20 sayfa. Ön ve arka sayfamızı renkli basıyoruz uzun süredir.Son yıllarda çok enderdir 16 sayfanın altına indiğimiz.

Hedefimizin haftalık gazete olduğunu belirtmiştik ilk sorunun yanıtında. Başlangıçtan itibaren böyleydi, yapamadık. Tabloid boy olarak yayımlama konusu zaman zaman gündemimizde oldu.

Gazete isminizinüstbaşlığında “Bağımsızlık Demokrasi Özgürlük ve Birlik” ifadesi geçiyor.Altbaşlığında ise “Çerkeslerin Özgür Sesi”. Bütün bu maddeleri biraz açabilir misiniz? Çıkış serüveninizden itibaren bunların getirdiği pozitif ve negatif durumlar neler oldu?

Kısaca açıklayalım.Bağımsız bir gazeteyiz. Dernek, vakıf vb. bir kurum ya da bir sivil siyasi platformun gazetesi değiliz. İcazetsiz, minnetsiz ve diyet borcu olmayan tam bağımsız bir gazeteyiz. Bağımsızlığı gazete ölçeğinde de ülkeler ölçeğinde de önemsiyoruz.

Çıkış nedenimiz Çerkes kimliği. Kimliklerin yaşaması, yeniden üretilebilmesi, geleceğe taşınabilmesi için olmazsa olmazı yani demokrasiyi önemsiyoruz.

Özgürlük vazgeçilmezlerimizden. Sözcük zaten kendi içini doldurmuyor mu? Birey, kimlik, inanç özgürlüğünü önemsiyoruz.

Demokrasi, daha fazla demokrasi mücadelesinde, olası yol ayrımlarına kadar, farklı düşünceden Çerkeslerin birlikte üretebilecekleri çok şey olduğuna ve bu anlamda yolumuzun uzun olduğuna inanıyoruz. Sadece Çerkeslerin değil benzer durumda hak mücadelesinde olan kimlik ve inanç gruplarının, hatta genel anlamda demokrasi mücadelesinde olan grupların bir arada üreteceği çok şey olduğuna inanıyoruz.

Biliyoruz ki demokrasiyi temsiliyetten öteye taşımayan ve hatta o kadarını dahi çok gören iktidar sahipleri, hak mücadelesi verenlerin dayanışmasını, birlikte hareket etmesini istemez. On yıllardır kimlik ve inançlar üzerinden ezberlerin geliştirilmesi için altyapı hazırladılar, işlemeye devam ediyorlar. Çerkes “hain”, Kürt “bölücü”, Alevi “mum söndüren”, Arap “pis”, Ermeni “affedersiniz”…

Uzatılabilir ezberler.

İktidar sahiplerinin bize reva gördükleri, kendi istedikleri kadar demokrasidir, bizim fazlası için mücadele etmemiz gerek, birlikte mücadele edebiliyor olmak iktidarların istemediği, istemeyeceği bir şey ama bizim hedeflerimizden biri olmalı. İlk sayımızda belirttiğimiz gibi; “Halkların gönüllülük temelinde birlikte yaşamalarını engelleyebilecek senaryolara karşı ayrışma değil, birleşik mücadele ve birlikte yaşam anlayışı öne çıkmalıdır.”

Gazetenin başlığında yer almayan ama aslında yer alması gereken bir diğer önemsediğimiz şey de “Eşitlik”. Bütün kimlik ve inançların eşitliğini önemsiyoruz. Bu anlamda tekçi anlayışla kurulan hiyerarşik yapı da demokrasiye aykırıdır.

Sorunun son cümlesine dair; tanımladığımız çerçeve konusunda ciddi bir tartışmanın olmadığını ifade edebiliriz ancak.

Jıneps’te farklı siyasi görüşte yazarların olduğunu görüyoruz. Bunun avantajları ve dezavantajlarından bahseder misiniz?

Olası bir yol ayrımına kadar Çerkeslerin birlikte üreteceği şeyler olduğunu belirtmiştik. Kimlik sorununa dair farklı durum değerlendirmeleri, farklı tespitler ve farklı çözüm önerileri olabilir. Tartışmalı, deneyimlemeli, deneyimleri ve onca yılın diasporik birikimini değerlendirmeli, tespit edilen hataları yinelememeli vb.

Gazete elbette kimlik sorununun çözüm yeri değildir ancak sorunun görünür kılınması ve her yönü ile tartışılabilmesinin zeminidir. Jıneps bu anlamda farklı düşünceden köşe yazarlarına, köşe olamıyorsa konuk yazarlara yer vermek istedi her zaman. Hâlâ da istiyor. Yeterince renkli değiliz bu anlamda. Yazılarda ölçümetrenin ne olduğunu bir başka soruda yanıtladık.

Düşüncenin özgürce ifadesini savunan gazetenin, özelde kimlik alanında -ki bu aslında demokrasi alanıdır- farklı düşünceleri bir arada verebiliyor olması, köşe yazarlarının aralarında tartışabilmesi gerçekten ufuk açıcı olabilecektir. Sizin aracılığınızla da bir çağrı yapalım; gazete yayın kurulu gibi düşünmeyen, Çerkes sorununda farklı yaklaşımları olan herkes bize yazabilir. Sansürsüz yayımlanacaktır.

İlk sayımızdan bir çağrıyı da yinelemek isteriz; “Jıneps, Kafkasya ve Diyasporadaki sorunlara demokratik çözümler üreten insanları bir araya getiren yazınsal bir araçtır. Gazetemizin izlediği temel ilkeleri dışında, asgari müştereklerde biraraya getirilerek vurgulanan kavramlar; üretim ve tartışma sürecinde değişime ve gelişime de açık olacaktır. Bu gelişime; katkı anlamında niyetlerinde ve söylediklerinde samimi olan herkesi gazete okuyuculuğuyla sınırlı kalmadan gazetemizde aktif görevler almaya çağırıyoruz.”

Jıneps’in sayılarını incelediğimiz zaman, genel çizginin demokrasi arayışında olan, hatta demokrasi talep eden bir çizgi olduğunu görüyoruz. Sadece Çerkesler ve Kafkasyalılar için değil, aynı zamanda bütün halklar için bir demokrasi ihtiyacının zorunluluğu ortaya konulmuş. Neden demokrasi?Buna gelen tepkiler nasıldı? Gene pozitif ve negatif durumlardan bahseder misiniz?

Tespitiniz doğrudur. “Demokratik ve kültürel gelişmeyi -Çerkesler de dahil- salt bir etnik grubun değil, ‘Tüm Türkiye Halklarının ortak ihtiyacıdır’ temelinde algılayıp, ayrıcalıksız, herkes için ve herkesle beraber olmak adına Jıneps’le bir adım atıyoruz.” demiştik “Başlarken” yazımızda. Değişen bir durum yok 14 yıl sonra, hatta daha da ısrarcı olduğumuzu ve olunması gerektiğini söyleyebiliriz.

Kimlik sorunu, birçok sorun gibi demokratik sorun; insan hakları, kadın hakları, emek, örgütlenme vd. haklar gibi.

Türkiye’nin yaşayabildiği şey “temsili demokrasi”. 4-5 yılda bir oy verip işi vekillere havale etmek. Vekillerin kim olacağına parti merkezleri karar verir ama;hatta belediye başkanının kim olacağına da. Siz vekil adayınızı, belediye başkanı adayınızı belirleyemezsiniz. Bu anlamda siyasi partiler ve seçim yasaları da demokratik değildir. Temsiliyet yani vekâlet orada da devam eder. Türkiye’nin tanışamadığı ama duyabildiği “katılımcı” ve “doğrudan” demokrasi ise farklı işleyiştir. Demokrasi göreceli kısaca. Bu nedenle “demokrasi, daha fazla demokrasi” diyoruz.

En basit haliyle; önünü ilikleyerek oy isteyip vekâlet sonrası bizi tanımayan, üstten bakan, parti merkezince atandığı için diyet borçlu vekiller değil istediğimiz örneğin. Kendi belirlediğimiz vekillerin seçime girmesi, seçildikten sonra önlerini ilikleyip huzura gelmesi ve “Ne yapıyoruz şimdi?” demesidir. Yapamadığında vekilimizi geri çağırabilmeliyiz örneğin.

Belediyeler, merkezden atanan başkanla değil o beldede yaşayanların belirlediği başkanlarca yönetilmeli. Daha küçük ölçekte mahallenin sorunlarını mahalleli, köyün sorunlarını köylü bilir, onlar yönetmeli beldelerini, temsili bir başkan seçilecek olsa da. Mahalleli, köylü kararlarını kendileri almalı örneğin.

Akçeli işlerin tümü şeffaf ve denetlenebilir olmalı.

Anadilin kamusal alanda kullanımını beldeler kararlaştırabilmeli, anadilini öğrenmek isteyenlere yerel yönetimler bu olanağı ücretsiz sağlayabilmeli örneğin.

Nüfus sayımında herkes kimliğini, inancını özgürce, baskı hissetmeden söyleyebilmeli ve bu bilgiler ülkede kayıt altına alınabilmeli. Çerkesler gibi sürgün halklar iki ülke vatandaşı olabilmeli. Basitinden karmaşığa pek çok sorunun çözümünde demokrasi yatıyor. Bize çok görülen demokrasi.

Jıneps’e yönelik temel eleştiriler, yerine göre suçlamalara yönelik olarak şunu söylemeliyiz. Kimlik ve demokrasiden söz edildiğinde mevcut iktidarın karnesinin zayıf olduğunu söylüyoruz. Bir dönem demokratik açılımdan söz etmişti iktidar. Dikkat edilirse “demokratik açılım”dan söz ediliyor, yani demokrasi adına eksik bir şeyden, yani bunu iktidar da kabul ediyor. Hatta Çerkesler de “Demokrasi için Çerkes Girişimi” adıyla bir platform oluşturup düşüncesini kamuoyu ile paylaşmıştı. Sonrasında ise iktidar politikasını farklı bir yörüngeye oturttu. Demokratik açılım sona erdi.

Demokratik olmayan her uygulamayı eleştirir Jıneps, eleştirdi de. Bu iktidardaki partiden bağımsız bir durumdur. İktidarda başka parti olsa ve aynı uygulamaları yapsa -yani demokratik olmayan uygulamalar- yine eleştirir. Ancak Jıneps 2005 yılında ilk sayısını yayımladığında iktidar olan parti halen devam ediyor ve teorik olarak söylediğimizi pratikte kanıtlama şansımız olamadı, umarız öyle bir fırsat da olur. Hal böyle iken Jıneps’e iktidar partisine karşıtlık üzerinden yaklaşmak ve değerlendirmek ne kadar insaflıdır, okuyucuların değerlendirmesine bırakalım.

Biraz özel bir soru olacak ama bu kısım da önemli diye düşünüyoruz. Çerkesler ve KafkasyalılarJıneps’e en çok hangi konu ve konularda eleştiri yöneltiliyor? Eleştirilerle ilgili Jıneps’in çözüm önerileri neler?

Jıneps’e dair yazılan, konuşulan herşeye eleştiri denebilir mi sorusu ile başlamalı. Hadi diyelim hepsi eleştiri.

Temel eleştiri Türkiye sayfası. Önceki sorulardan birine verdiğimiz yanıtta söylediğimiz gibi iktidara yönelik eleştirilerimiz eleştiriliyor. “Bazı şeyleri görmeyin” yaklaşımları da var. Yıllarca derneklerde varlığını hissettiren statükocu yaklaşım gazete için de devrede, siyasi bir gazeteye “Siyaset yapmayın, Çerkes kültürünü tanıtın, anlatın” eleştirisi.

Gazeteye emek verenlerin dünya görüşlerinden hareketle gazete içeriği hakkında bilgi sahibi olmadan hatta hiç okumadan, birçok konuda olduğu gibi fikir sahibi olmanın yeterliliğine inananların eleştirileri ise aslında kendileri gibi düşünmüyor oluşumuz.

Kimi dernekler “Bizden hiç haber yazmıyorsunuz” derler. Sıklıkla anlatıyor ve çağrı yapıyoruz, temsilcilerimiz, muhabir ağımız, ajanslarımız yok maalesef. Yani haber yaparken desteğe ihtiyacımız var. Etkinliklerin bilgisinin bize ulaştırılması, bir-iki fotoğraf paylaşılması durumunda haber yapacağımızı sürekli ilan ediyoruz. Temel dertlerimizden birisi diaspora Çerkeslerinin birbirlerinden haberdar olabilmesi zaten.

Maddi sıkıntılardan ve sınırlı abone sayısından söz ettiğimizde bunun nedenini dünya görüşlerimize bağlayanlar var. Bu kesimlere Çerkes süreli yayın hayatından örnekler veriyoruz. Farklı görüşlerdeki Çerkeslerin çıkardığı dergi ve gazeteler deabone konusunda sıkıntılı idi. Büyük bir çoğunluğu maddi sorunlar nedeniyle yani yeterli abone sayısına ulaşamadığı için bir ya da iki yılda yayın yaşamınısonlandırmıştır. Yani burada siyasi yapınızdan bağımsız bir durum söz konusu ve bunun nedenlerinin tespit edilmesi için bir araştırma yapılması gerek. Kimlik ve tarih bilinci ile ilintili birtakım sıkıntılar söz konusu olabilir.

Önyargılı, suçlayıcı ve dışlayıcı söylemlerin halen devam ettiğini söylemeliyiz. Böylesine kutuplaştırılmış bir ülkede bu durum da olağan hale geldi.

Gerçekten eleştirel yaklaşımların her daim kabul gördüğünü, bunun için zaman zaman toplantılar yapıldığını, görüş ve önerilerle değişikliklerin yapıldığını ifade edelim. Yani 2005’ten bu yana gazetedeki değişimlerin her biri yayın kurulunun kendi kabuğu içinde karar verip uyguladıklarından ibaret değil. Okuyucuların ufuk açıcı eleştiri ve önerileri ile gerçekleşti birçok şey.

İleriye dönük planlamalarınızda neler var? Yeni yazarlar, yeni projeler?Jıneps son kertede kendisini hangi formatta, nerede görmek istiyor?

2019 yılına takviye edilmiş bir yayın kurulu ve yeni yazarlarla başlangıç yapıyoruz. Düşünsel katkılar için çağrı yapıyoruz, farklı düşünceden Çerkesler yazsın istiyoruz, toplumumuzdan haberler için derneklerimizden, köylerimizden destek beklentimiz var, abone sayısını artırabilmek için çalışmalar yürütüyoruz, kadın ve gençlik sayfalarımız olsun istiyoruz ve bunun için uğraşıyoruz vb. Köy tanıtımları için köy ziyaretlerine başlamıştık, devam etmek istiyoruz.

Olmazsa olmazlarımızdan biri, en azından bir sonraki sayının matbaa faturasını nasıl ödeyeceğimizi dert etmeden içeriğe yoğunlaşabilmek.

Teknolojinin geldiği noktada “Basılı gazete demode oldu” diyenler de var. “Dijital gazete olun” önerileri geliyor. Tabii onun da bir külfeti var. Her yıl yaptığımız gibi 2019 yılı içinde ve sonunda yeniden değerlendirmeler yapıp okuyucularımızın da katılımı ile karar vermek isteriz.

Basılı gazete, en azından kısa vadede halen olmalı. Hatta haftalık olarak yayımlanabilmeli. Gazete dağıtım ağına girebilmeli, gazete satış noktalarında, raflarda yerini alabilmeli. Üç ayda bir yayımlanan hakemli akademik bir dergi olmalı. Ulusal ölçekte yayın yapabilen bir radyo olmalı. Ve bir televizyon kanalı… Hayalini kurabiliriz bunların, hayalperest olmadan.

Toplumdan gerekli desteği gördünüz mü? Beklentileriniz nedir? Satışlar nasıl? Jıneps gazetesi kaç adet basılıyor, durum nedir?

Çerkes süreli yayınlarının hiçbiri, vakıf ve federasyonların kendi çıkardığı yayınlar dahil, Çerkeslerden ciddi bir destek alamadı. Sınırlı bir çevrenin gayreti ve desteği söz konusu oldu. Baskı sayısı araştırması yapmadık ama Kaf-Fed dergisi Nart yayımlandığı dönem yanılmıyorsak 3 bin baskı yapmıştı, en fazla baskı sayısı bu olmalı.

Yayınlar genelde kısa süreli oldu. 1 yıl ve daha az süre yayın yapan 17 dergi, 6 gazete; 2-6 yıl arası yayın yapan 17 dergi 2 gazete; 10 yıl üzeri yayın yapan 3 dergi, 1 gazete söz konusu. Jıneps gazetesi dışında 2018 yılında yayına başlayan ve periyodu 3 ay olan Mızağe dergisi var şimdi.

Dergiler 1, 2, 3, 6 aylık; gazeteler haftalık, 15 günlük ve aylık periyotta yayımlanmış.

1953-60 arası 3 dergi; 1960-70 arası 2 dergi; 1970-80 arası 7 dergi, 2 gazete; 1980-90 arası 4 dergi; 1990 sonrası 20 dergi, 6 gazete yayımlanmış. 12 Mart 1971 askeri muhtırasında kısa bir dönem, 12 Eylül 1980 askeri cunta döneminde 1980-84 yılları arası yayın yok.

Özellikle 1990 sonrası ivmesi artan bir yayın trafiği söz konusu. Çeşitli zamanlarda 20 dergi ve 6 gazetenin yayına başladığını görüyoruz. Tespiti yapılabilen toplamda 44 dergi ve gazeteyi ölçü alırsak yarısından fazlası 90 sonrası yayımlanmış.

Dernek, vakıf ve federasyon yayınlarının yanısıra bağımsız yayınlar da var. Abone sayısı, yayın politikası her ne olursa olsun ayrımsız bütün yayınlarda hep sınırlı kalmış. 3-7 milyon arası telaffuz edilen Çerkes nüfusu, hiçbir dönem, örneğin haftalık Agos gazetesi (Ermeni nüfusu 30-70 bin arası telaffuz ediliyor) gibi bir şeyi başaramamış; baskı sayısı, devamlılık, periyot, kamuoyu etkisi vd. anlamında.

Üzerine düşünelim, hep birlikte.

Jıneps’in abone sayısı 300 ile 600 arasında, baskı sayısı 600 ile 1200 arasında değişmiştir. Abonelere posta ile ulaştırıyoruz, en düşük maliyetle, poşet içinde. PTT idaresi, Jıneps’ten şikâyet dilekçesi almaktan bıkmış olmalı, maalesef hemen her sayıda posta hizmeti ile ilgili sıkıntılar yaşıyoruz.

Hedef daha fazla abone, daha çok satış… 14 yıl sonra abone sayımızı artırmak gibi bir hedefi de konuşuyorsak umudu koruyoruz ve inatçıyız demektir.

Jıneps’in bir çağrısı var: “Değerli okurlarımız, biliyorsunuz gazetemiz gönüllülük temelinde yayın yapmaktadır. Toplumumuza dair haberler için yararlanabildiği bir haber ajansı ve muhabir ağı yoktur. Sizler bu boşluğu doldurmak istemez misiniz? Derneğinizdeki çalışmaları, etkinlikleri; köyünüzde kültürümüzle ilgili herhangi bir olayı, etkinliği fotoğraflar eşliğinde bizimle paylaşmanızı rica ediyoruz. Birbirimizden haberdar olmamız hepimize iyi gelecektir.” Bu çağrıya yanıtlar nasıl? Buradan bu mesele hakkında düşüncelerinizi alabilir miyiz?

Önceki soruların yanıtlarında kısmen değindik bu konuya. Çağrıya direkt yanıt alamadık. Kişisel tanışıklıkla kurulan ilişkilerle adımların atılabildiğini ve destek alabildiğimizi söyleyebiliriz. Neden olamadığını ve çağrının neden yanıtsız kaldığını birlikte düşünelim mi?

Jıneps’in bütün sayılarına internet sitenizde PDF olarak ulaşmak mümkün. Bu,Çerkesleri, Kafkasyalıları araştırmak isteyenler için eşsiz bir kaynak. Peki gelecekte Jıneps’in sadece dijital olarak çıkması gibi bir durum var mı? Bu durum Jıneps açısından istenilen bir şey mi yoksa zorunlu kalındığı zaman yapılacak bir şey mi?

Jıneps istediklerini yapabilse, gerçekleştirebilse şimdi haftalık gazete olmalı idi. Dememiz o ki istemek yetmiyor. Evet, koşullar önemli. Söylediğimiz gibi yıl içi ve sonu yapacağımız değerlendirme toplantıları ile kararlarımızı alacak ve uygulayacağız. Elbette kararı okuyucularımızla birlikte almak isteriz.

Belki çok uzun cevaplanabilecek bir soru ancak bunu sormazsak söyleşi eksik kalabilir. Jıneps’in kuruluşundan bugüne genel olarak aldığı tepkiler nasıl? Çerkeslerden, Türklerden ya da başkalarından yorumlar nasıl oluyor?

Söyleşi boyunca bu konuya da değindik, kısmen de olsa. Ancak şunu söylemeden geçmemeli. Jıneps Türkiye demokratik kamuoyunca bilinen ve Çerkeslerle ilgili bir konu söz konusu olduğunda başvurulacak bir adres oldu. Türkiye kamuoyunun olumsuz Çerkes ezberinin bozulmasında kurduğumuz ilişkilerin önemli rolü oldu. On yıllardır resmi tarih ezberleri ile Çerkes kimliğine önyargılı yaklaşımın kırılmasında bir işe yaradığımızı söyleyebiliriz.

Çerkeslerle ilişkimiz konusu ise hakikaten deyim yerindeyse roman olur. Yoruma açık cümleler kurmadan bu konuyu sonra konuşalım demek sanırız daha doğru olur.

Jıneps herhangi bir geleneğin sürdürücüsü diyebilir miyiz? Kafkasyalıların, Çerkeslerin Türkiye’de yayımladığı dergiler veya gazetelerle -çünkü bu yayınların bazı kısımları aynı zamanda Jıneps’in her sayısında yayımlanıyor- birlikte Jıneps’in konumunu değerlendirir misiniz?

Jıneps “Demokrasi, daha fazla demokrasi” diyen, isteyen ve bu anlamda çaba harcayan geleneğin sürdürücüsü diyebiliriz.

Geçmiş yayınlardan seçme yazılar yayımlıyor ve yayın politikaları konusunda yorumlar yapıyoruz. Bu, emeğe saygı öncelikle. Sonra da hangi dönemde neler yaşandı, siyaseten nasıl vaziyet alındı, ne olup bitti, Çerkesler ne yaptı, … bir özet kısaca. Yani ne biriktirdiğimizin değerli bir özeti aslında. Benzer olaylarda tavır geliştirirken tekrara düşmemek, patinaj yapmamak için önemli deneyimler.

Her biri yayımlandığı dönemin hafızası bir anlamda. Şimdi Jıneps benzer konumda yoluna devam ediyor, dönemine şahitlik ediyor, yorumluyor.

Son olarak hem Jıneps hakkında hem de genel olarak vurgulamak istediğiniz birkaç cümle daha alabilir miyiz?

Çerkes kimliği, kültürü çocuklarımızdan, torunlarımızdan emanet bizlere, gökyüzünün altında yaşayan bütün Çerkeslere. Yaşatabilmek, yeniden üretebilmek, geleceğe taşıyıp emaneti teslim edebilmek ve bütün bunları gerçekleştirebilmek için güce değil gerçeklere yaslanarak, gerçeklerden güç alarak yol almak gerek. Her bireyin katkısı önemli, her birey elinden gelenin fazlasını yapmayı hedefleyebilir.

Jıneps, Çerkes kimliğinin dünyanın diğer kimlikleri kadar -ne eksik ne fazla- var olabilmesi uğraşısında bir çiğ damlası olmaya çalışıyor.

Biliyoruz ki Jıneps, Türkiye diyasporasında çocuklarımıza bırakacağımız daha onurlu bir miras ve daha güzel bir gelecek için atılan ne ilk ne de son adımdır…

 

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone