Rusya’da iktidarın istediği gibi bir İslam toplumu olmayacak

Rusya’da Ortodoks Hıristiyanlar, Müslümanlardan çok daha fazla sayıda ve Müslümanların statü anlamında onlarla rekabet edecek hale geldiğine ilişkin yorumlar gerçek dışı.

Diğer taraftan Müslümanların son zamanlarda hareketlilik göstermeye başladığı doğru. Şahsen Coharkale’deki (Grozni) mitingi bir referans noktası olarak almıyorum. Bu, evet önemli göstergelerden biri, ama sonuçta yalnızca biri, daha fazlası değil.

Halihazırda bazı entegrasyon süreçleri yaşanıyor, ancak bu süreçlere çok fazla anlam yüklenmemeli. Çünkü Rusya Müslüman toplumu önceden olduğu gibi en az iki bölgeden oluşuyor: Kafkasya ve Rusya’nın diğer bütün bölgeleri. O da kendi içinde birimlere ayrılıyor: Moskova, Sibirya, Uzak Doğu ve diğerleri.

Kesinlikle bazı temaslar ve işbirlikleri söz konusu, bununla birlikte karşılıklı ilişkilerde çekişmeler de devam ediyor. İşte, geçenlerde Ravil Gaynutdin’in Rusya Federasyonu Diyanet Kurumunu ihdas etmesi bütün ülkede etkili olmaya aday olduğu manasına geliyor. O halde Ufa’daki Talga Tacutdin’in Merkez Diyanet Kurumu ne anlama geliyor?

Yani, Rusya’nın tamamını isteyen iki kurum var. Üzerine bir de Rusya Müftüler Konseyi var. Elbette değişimler oluyor ve bunlar coğrafyayla, göçle, İslam’ın daha önce pek yaygın olmadığı bölgelere yayılmasıyla bağlantılı.

Tabi ki, radikal İslami akımlar da mevcudiyetini koruyor. Bu akımlara da yine abartmadan ve göz ardı etmeden yaklaşmak lazım. En önemlisi, bu insanları suçlular ve haydutlar olarak değerlendirmemeli. Örneğin, selefiler için son iki yılda iyi bir tanım bulundu: dini alt-kültür. Bu çok geniş bir kavram olmasına rağmen, bir girişim olarak değerlendirilmeli, daha dikkatli ve akıllıca yaklaşmalı. Çünkü iktidarın istediği gibi, en tepedekilerin devletle tam dayanışma içinde olduğu mevcut Ortodoksluk benzeri bir Müslüman toplumu elde etmek mümkün olmayacaktır.

Çünkü Rusya Müslümanları İslam Ümmetinin bir parçası. Orta Doğu’da veya dünyanın herhangi başka bir yerindeki Müslümanları etkileyen süreçlerin tamamı doğrudan Rusya Müslümanlarının ruh halini etkiliyor.

Devlet, sadece “ezerek” yönettiği önceki yıllardan farklı olarak, artık yeni yaklaşımlar bulmaya çalışıyor. Şüphesiz bu fevkalade ağır tezahür ediyor, ancak iktidarın zihninde İslam’ın külliyen kontrol altına alınamayacağına dair bilinç oluştu. Zıt kutuplarla bile diyalog gerekli, ki zaten Kafkasya’da bunun yeri var. Henüz değişimden söz edemiyoruz ama süreç devam ediyor.

Genel olarak Rusya’da İslam konusunda önemli değişimler görmüyorum. Orada, daha çok demografi, kültür ve siyasi faaliyetlerle ilgili meseleler, yığılmış problemler var. Belirli bir dinamik her zaman mevcuttu, evrim olarak adlandırılabilir, ama devrim olmayacak.

Rusya Müslümanlarının liderinden söz edecek olursak, Kadirov’u bir kenara ayırmak lazım. Ramzan, lider olmayı eminim çok isterdi. Bunun için adımlar da attı, Yekaterinburg’da cami yaptı, Vladimirski’deki camiyi yeniden inşa etti. Kendisini çok aktif gösteriyor, çeşitli konferanslar, toplantılar yapıyor, din adamları ile birlikte basının karşısına geçiyor.

Ama, Ramzan’ın liderliğinin Kazan ve hatta Moskova veya Ufa’da kabul edileceğini düşünemiyorum. Evet, bünyesinde laik siyaset çizgilerini ve dini liderlik mercii isteğini birleştiren Rusya Müslüman toplumunun benzersiz isimlerinden biri. Fakat Müslümanların lideri olarak tanımlanması mümkün değil. Çünkü Rusya Müslümanları birbirinden oldukça farklı. Ramzan’ın böyle emelleri var, ama kendisi de Saratov’un Çeçenya olmadığını biliyor…

Kaynak: Kavpolit
Çeviri: Ajans Kafkas

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone