Bir garip Seriday tartışması

Aylardır tek gündem Rusya’nın Ukrayna’yı işgal girişimi. Televizyon kanalları, haber ajansları ve diğer kitle iletişim araçları bunu işliyor. Çünkü konunun nükleer silah boyutu var ve herkes endişeli. Elbette bölgede iki taraf içerisinde savaşan Kafkasyalılar da bulunuyor, takip etmeyenler için anlaşılması biraz bir zor durum. İşte böylesi atmosferde garip bir Seriday tartışması çıktı.

Kafkasyalılar sadece Rusya’da yaşamıyor. Türkiye’de de azımsanamayacak bir nüfusları var ve yüzyıllardır bu bölgede yaşadıkları için kendilerine has bir gündemleri de oluştu. Lobicilik çalışmaları, dert ettikleri konular, yapmaya çalıştıkları her biri Rusya’dan oldukça farklı ve kendine özgün. Çerkeslerin ve Abazaların büyük çoğunluğunun Türkiye’de yaşadığı ayrıca belirtilmeli.

Böylesi bir durumda geçtiğimiz gün İstanbul’da “Çerkes Soykırımı Araştırma Vakfı” kuruluş tanıtımı ve lisans üstü öğrencilere dönük burs gecesi iftar programı düzenlendi. Programı organize eden kurum medyaya yansıdığı kadarıyla Maltepe Çerkes Derneği, ki o da Çerkes Dernekleri Federasyonuna üye bir yapı, ancak katılımcılar daha çeşitli.

Planlamaya göre toparlanacak burslar, 21 Mayıs 1864 Büyük Kafkas Sürgünü ile ilgili araştırmaların desteklenmesi için kullanılacaktı. Böylece son yıllarda bütün Çerkesler arasında oldukça önemli bir konu haline gelen göç, sürgün, soykırım gibi söylem düzeyinde kalan meselelerin bilimsel altyapısının inşası ve bunun ardından hak talepleri gerçekleştirilecekti.

Buraya kadar niyetler gayet açık ve normal. Program sırasında Çerkesler arasında kanaat önderi ve sanatçı diyebileceğimiz insanların bulunduğu bir ortamda meşhur “Seriday” isimli Çerkesçe şarkının elektronik bağlama ve piyano eşliğinde söylenmesi sosyal medya üzerinden tepkiler gelmesine neden oldu. Twitter’a düşen videolar tekrar tekrar paylaşıldı.

Tepkiler daha çok Kafkas mizahıyla bağlantılı bir yere oturuyordu. Fakat daha sonra Çerkes etnik müziğinin önde gelen isimlerinden Marem Gökhan Şen’in eleştirel bir tutum geliştirmesi konuyla ilgili daha derinlikli yorumlar yapılmasına neden oldu. Bu noktada Şen, şarkının popülist bir pavyon müziğine dönüştürüldüğünden yakındı ve durumu rezillik olarak okudu.

Açıkçası bu ve benzer tartışmalar Kafkasyalılar için yeni bir şey değil. Kültürlerini, dillerini ve diğer değerleri korumak isteyen kimseler için böylesi olaylar bir çeşit dejenerasyon gibi okunuyor. Ancak bir toplumun yüzyıllardır birlikte yaşadığı bir toplumla etkileşime girmesi kadar doğal bir şey yok ve bunun farkında olanlar da azımsanamayacak kadar fazla.

Konunun bir de sosyolojiyle açıklanması gereken tarafları var. Kültür denilen olgunun akışkanlığının altının çizilmesi gerekiyor. Her şeyin değiştiği bir dünyada Kafkas şarkılarının değişmeyeceğini beklemek biraz romantik bir düşünce. Ki birçok noktada orijinal olarak referans alınan kültürel ögelerin etkileşim yoluyla Kafkasyalılara geçtiği biliniyor.

Türk, Rus ve diğer kültürlerle etkileşim halinde olmak Kafkasyalılar için normal bir şey. Zira bu durum yüzyıllardır yaşanıyor. Son olaydan bağımsız olarak, kültürel gelişmeler eğer bir bozulmaysa bu oldukça uzun bir zamandır yaşanıyor, yani ortada bir bozulmadan ziyade gelişme, kendini yenileme ve kaçınılmaz olan etkileşim var. Yaşanılan bu gerçekliğin kabul edilmesi bir problem değil.

Diaspora

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Ajans Kafkas'ın editöryel politikasını yansıtmayabilir.
Diğer Köşe Yazıları

Yorumlar
  1. Metin Gültekin

    Yıllar önce İtalyanlar tarafından icat edilen ,önce küçük körüklü sonra gelişerek garmon ve daha ileri seviyedeki akordiyon enstrümanına , Çerkeslerin bu kadar sahiplenmesi gerçekten hastalıklı bir zihniyeti göstermektedir. Yaylı ve nefesli enstrümanları ise zaten tüm dünyada kullanılan aynı ses düzeni enstrümanlarıdır.Çerkeslere ait bir enstrüman yoktur. Çerkes şarkı ve müziklerinin ne özelliği vardır ki,saz-piano veya benzeri başka enstrümanlar ile çalınınca tepki oluşuyor? Çerkeslerin Kullandıkları müzik ses dizisi genel olarak ,arap makamlarıdır.( nihavend-rast-hicaz – nikriz- segah vb )Çerkeslerin kendine has bir ses dizisi veya müzik teorisi de yoktur.Dolayısı ile Çerkes müziğinin bir özelliği de yoktur.Her enstrüman ile çalınabilir.Sadece Çerkeslerin çalıp dinlediği oyun müzikleri ve şarkıları keşke başka ırktan insanlarda çalıp söylese .Bu aslında gurur verici bir durum olurdu.