İnguşetya, savaş öncesi Çeçenya gibi

Helsinki/Ajans Kafkas – İnguşetya’da günaşırı çatışma ve saldırılar yaşanırken Çeçen-Milli Kurtarma Komitesi Başkanı Ruslan Badalov, cumhuriyetteki durumun savaş öncesi Çeçenya’yı andırdığını söyledi.

Finlandiya’da 9-10 Haziran’da düzenlenen ‘Rusya’da İnsan Hakları’ konferansında konuşan Badalov "Gerçi İnguşetya’da, 20. yüzyılın sonunda Çeçenya bölgesinde iki kez yaşandığı gibi açık askeri hareketler olmuyor, ama gerginlik düzeyi, yönetim temsilcileri ve aileleri dışında hiç kimse için güvenlik olmayışı, hemen her gün meydana gelen olaylar, sivil vatandaşlar ve güvenlik çalışanları arasından verilen kurbanlarla İnguşetya bugün Kuzey Kafkasya’nın en sıcak bölgelerinden biri" dedi.

Memoril İnsan Hakları Merkezi’nin kısa bir süre önce yayımladığı "İnguşetya 2007: Bundan sonra nereye?" başlıklı raporun bu tespiti doğruladığını belirten Badalov, Ruslan Auşev’in devlet başkanlığını bırakmaya zorlanmasının ardından temizlik operasyonların başladığını belirterek ekledi:

"2002’den beri İnguşetya’da yaklaşık 200 kişi kaçırıldı ve 500’den fazla kişi yargısız infaza kurban gitti. 2002 sonbaharından itibaren İnguşetya’da karartılmış cam ve işaretsiz araçlarda güvenlikçilerin özel operasyonları başladı. O zamanlar küstahça evlere yapılan baskınlarda hiç bir izin ve açıklama olmadan evdeki ve evin civarında olan herkes arandı, hakaret edildi ve dövüldü. Operasyonların gerçekleştirildiği evlerde vatandaşların malları çalınmaya başladı. Güvenlikçilerce götürülen gençlerden haber alınamaz oldu. Kaçırılanlardan bazıları sonradan yaralı olarak ya da tamamen ölü olarak Kuzey Osetya FSB ve savcılık binalarında ya da Caharkale’deki Hankala askeri kampında bulundu. Bu tür olaylardan hiç biri hakkında gerekli şekilde soruşturma yapılmadı, suçlulardan hiçbiri cezalandırılmadı ve olaylar devam etti. İstihbaratın her kurbanı, otomatik olarak eşkıya, kanunsuz silahlı örgüt üyesi olarak ilan edildi. Bir kıstasa dönüştürülen bu durum halen devam ediyor. Bizler terörizmle mücadeleye karşı değiliz. Ama bunun sadece medeni ölçüler ve yasalara göre yapılmasını istiyoruz.”

2007 ve 2008’de yeraltı örgütlerinin liderlerini açığa çıkarmak için başlatılan operasyonlarla durumun daha da kızıştığını belirten Badalov "Eğer biz parçalanır ve insan haklarını korumayı bırakırsak, hukuk sınırsızlığı kontrolden çıkacak ve tamamen yok edilmemize bir engel kalmayacak. Bizler normal ve medeni bir ülkede, kanunların sadece kanunların toplum ve devlet ilişkilerini, güvenlik, toplum ve devlet politikasını düzenlediği bir ülkede yaşamak istiyoruz" dedi. KU/ÖZ/FT