Güzel Adam, Güller Yetiştiren Adam: Cevat Özkaya

Basın dünyasının yakından tanıdığı, güler yüzüyle ve dostluğuyla gönüllerde hoş bir sada bırakan Cevat Özkaya, dünya hayatını tamamlayıp ukba âlemine göçtü.

Bir yılı aşkın süredir kolon kanseriyle mücadele ediyordu. Ne zaman arasam en güçlü hâliyle benimle konuşuyor, bana moral verici sözlerle sohbet ediyordu. Asla hastalık konusunun gündeme gelmesini istemiyordu. Çektiği acı ve sıkıntıları hiç belli etmiyor, sürekli şükür hâlinde bulunuyordu.

En zor anında bile ibadetini aksatmıyor, yoğun bakımda bile işaretle de olsa namazlarını kılıyordu. Kızı Şule, son anına kadar namaz vakitlerini sorduğunu, bazen vakitleri şaşırdığını ama asla namazı unutmadığını söylemişti.

Yetmiş iki yıldır atan kalbi, 16 Ekim 2026 sabah saatlerinde sustu. Eminim ki hakkında hüsn-ü şahadette bulunacak on binlerce insanı ardında bırakarak Rabbinin emrine uydu ve ebedî âleme hicret etti.

Çoğu insan belki bilmez; Cevat Özkaya, Kafkas Vakfının da kurucuları arasındaydı. Elinden geldiği kadar Kafkasya için de bir şeyler yapma çabasındaydı.

O, dünyanın yüreği en güzel insanıydı. İnanın, tanısaydınız siz de öyle derdiniz. Basın yayın sektöründe herkesin Cevat abisiydi.

Bosna Savaşı sırasında Bosna Dayanışma Grubunun kurucusu olarak Bosna halkının yanında yer aldı. Çeçenistan Savaşı’nda Çeçen halkının, Filistin direnişinde ise mazlum Filistin halkının yanında saf tutarak çok önemli işlere imza atmıştı.

Bosna Dayanışma Grubu daha sonraları “Dayanışma Vakfı” adıyla vakfa dönüştü. Bu vakfın başkanlığını Cevat Özkaya üstlenmişti.

Dayanışma Vakfı iki büyük uluslararası konferans tertip etmişti. “Balkan Konferansı”, Bosna Savaşı’nın sonuçlarına odaklanan bir konferans olmuştu.

“Kafkaslar Konferansı”, Cevat Özkaya’nın büyük emekleriyle 3-6 Ekim 1996 tarihlerinde Cemal Reşit Rey Kongre Merkezi’nde toplanmıştır.

Uluslararası Kafkaslar Konferansı’na 20 farklı ülkeden altmış katılımcı iştirak etmiştir. Konferansa o dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Tayyip Erdoğan, Devlet Bakanı Sabri Tekir, TBMM Başkan Vekili Yasin Hatiboğlu ve BBP Başkanı merhum Muhsin Yazıcıoğlu gibi isimler katılmıştır.

Konferansa Kafkasya’dan Rusya Federasyonu eski Adalet Bakanı Kalmuk Yura, Çeçenistan Başbakan Yardımcısı Hoca Ahmet Nuhayev ve Çeçenistan Dışişleri Bakanı Ruslan Gimayev gibi çok önemli isimler katılmıştır.

Bu konferansın düzenlenmesi konusunda, o dönemin Çeçen Dayanışma Komitesi başkan yardımcısı olarak Cevat Özkaya’ya yardımcı oldum. Kafkasya’dan gelen katılımcılarla irtibat kurmaları ve davet edilmeleri, İstanbul’a ulaşmaları konusunda konferans düzenleme komitesi içinde yer aldım.

Sanırım Cevat Özkaya’nın başkanlığı altında Dayanışma Vakfı tarafından tertip edilen Kafkaslar Konferansı, bugüne kadar Türkiye’de yapılan en büyük çalışmadır.

Cevat Özkaya ömrünü adaletsizliğe ve zulme karşı mücadeleye adamıştı. Türkiye’de insan hakları için kurulan bütün sivil oluşumlarda aktif olarak görev almıştı.

MAZLUMDER Genel Başkanlığı sırasında yapılan bütün insan hakları ihlallerine karşı dik duruş göstermiş, asla esnememişti.

Cevat Özkaya benim yaklaşık elli üç yıllık arkadaşımdı. 1973 yılında İstanbul’a üniversite okumaya geldiğimde, o zamanın önemli siyasi hareketlerinden Mücadele Birliği’nin irtibat bürosu görevini gören Pınar Dergisi binasında tanımıştım onu.

Anadolu’dan İstanbul’a üniversite okumaya gelen öğrencilere destek olan grubun içindeydi. Benimle ilgilenen oydu. Kısa sürede kaynaştık.

Konuşma esnasında onun da benim gibi Çerkes asıllı ve Samsun Çarşambalı olduğunu öğrenmiştim. Bu durum daha da samimi olmamızı ve elli küsur yıldır kopmayan sağlam bir dostluk oluşturmamızı sağlamıştı.

1973 yılında başlayan dostluğumuz hiç kopmadan devam etti. Cevat Özkaya’nın ailesi, 1864 sürgününde kıyı boyu Şapsığ’ın Şexaçey (Kiçmay) köyünden Samsun’a gelmiş, Çarşamba Otluklu köyüne yerleşmişlerdi.

Şapsığ kabilesinin Xurme sülalesine mensuptu. Çerkesçeyi çok iyi konuşamasa bile her şeyi anlardı. İlkokuldan sonra hep yatılı okumuştu. Perşembe Öğretmen Okulundan sonra Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümünü bitirmişti.

Cevat Özkaya, eğitimini tamamladıktan sonra benim de aralarında bulunduğum, Mücadele Birliği bünyesinden kopan arkadaş grubuyla birlikte Pınar Yayınevinin kurucuları arasında yer aldı.

Cevat Özkaya son nefesine kadar yayıncılık hayatına devam etti. Kırk yılı aşan Pınar Yayınları genel yayın yönetmenliği sırasında yüzlerce kitap yayımladı.

Cevat Özkaya, merhum Cemil Meriç ile kurduğu yakın dostluk sayesinde onun birçok eserini Pınar Yayınları arasında okuyucuyla buluşturdu.

Yine Cevat Özkaya, çağımızın en büyük düşünürlerinden merhum Alev Alatlı’nın da yakın dostları arasındaydı. Onun eserlerini de ilk basanlardan oldu.

Cevat Özkaya’nın en büyük hizmetlerinden biri de Suriyeli ünlü Çerkes mütefekkir Cevdet Said’i Türk kamuoyuna tanıtmasıdır. Cevdet Said’in bütün eserleri Pınar Yayınları arasında çıktı.

Cevat Özkaya, 1988 yılında Araştırma ve Kültür Vakfının kurucuları arasında yer aldı. Fatih semtinde kurulan bu vakıf, muhafazakâr kesimin aydınları tarafından sık ziyaret edilen bir merkez hâline geldi.

1991 yılında vakfa bağlı Umran Dergisi, Cevat Özkaya’nın genel yayın yönetmenliğinde yayımlanmaya başlandı. Daha sonraları “Umran Hareketi” adıyla anılan arkadaş grubumuzun yayın organı hâline gelen Umran Dergisi, Ekim 2026’da 386. sayısını yayımladı.

Cevat Özkaya, bütün bu yoğun koşuşturmanın arasında, 1995 yılının Haziran ayında kurulan Kafkas Vakfının kurucuları arasında yer aldı.

Sık sık yüz yüze görüşemesek bile ay içinde mutlaka birkaç kez telefonlaşırdık. Hastalığı sırasında, ben çekinip rahatsız etmeyeyim diye aramadığımda o beni mutlaka arardı.

Aslında çok doluyum. Cevat hakkında anlatılacak, yazılacak o kadar çok şey var ki… Umarım ileride Cevat Özkaya adına bir anı kitabı yayımlanır.

Ben ne yazsam eksik olacak. Gerçekten de Cevat Özkaya’yı anlatacak kelime bulmak ve cümle kurmak çok zor.

Bu güne kadar hep gül yetiştirdin. Senin yetiştirdiğin gençlik, bugün Türkiye’nin önemli makamlarında görev yapıyor.

Güle güle, güzel adam. Seninle çok arzu etmemize rağmen bir türlü Kafkasya’ya gidemedik. İyileşip Kafkasya’ya giderek dedelerinin köyü Kiçmay’a gidecektik.

Rabbim ömrü bu kadar takdir etmiş. Allah’ın takdiri karşısında boynumuz kıldan ince. Ne diyelim, takdir-i ilahi!

Seni çok seviyoruz. Seni unutmayacağız. Rabbim seni kıyamet günü Peygamberimizin sancağı altında haşretsin.

[ssba]

Bu makalede yer alan görüşler yazara aittir ve Ajans Kafkas'ın editöryel politikasını yansıtmayabilir.