Kafkasya’dan Sesler: Anadillerin Hikâyesi Paneli Gerçekleşti

UNESCO Anadil Günü kapsamında düzenlenen “Kafkasya’dan Sesler: Anadillerin Hikâyesi” başlıklı panel, 17 Şubat 2026 tarihinde Bahçeşehir Üniversitesi Güney Kampüsü Fazıl Say Salonu’nda yoğun katılımla gerçekleştirildi. Program, Kafkas dillerinin tarihsel derinliğini, karşı karşıya bulunduğu riskleri ve geleceğe dair çözüm stratejilerini akademik ve toplumsal perspektiften ele aldı.

İki oturum halinde gerçekleşen programın ilk oturumunda Prof. Dr. Ulaş Sunata ve Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Arıhan konuşmalarını gerçekleştirdi.

Prof. Dr. Ulaş Sunata konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bir dil kaybolduğunda yalnızca kelimeler değil; bir halkın hafızası, dünyayı algılama biçimi ve gelecek kuşaklara aktaracağı kültürel miras da kaybolur. Anadilleri yaşatmak romantik bir tercih değil, insanlığın düşünsel ve kültürel çeşitliliğini koruma sorumluluğudur.”

Kafkas Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Arıhan ise Kafkas dillerinin zenginliğine ve korunmasının önemine dikkat çekti. UNESCO verilerine göre dünyada yaklaşık 8.300 dil konuşulduğunu ve bunların %40’ının yok olma tehlikesi altında bulunduğunu hatırlatan Arıhan, Kafkasya’nın dünyanın en yoğun dil bölgelerinden biri olmasına rağmen 30’dan fazla Kafkas dilinin risk kategorisinde yer aldığını vurguladı. Arıhan, kolektif hafızayı, aidiyeti ve kimliği korumanın bilinçli canlandırma stratejileri geliştirmekten geçtiğini belirterek; YouTube, podcast, mobil uygulamalar ve dijital eğitim araçlarının etkin kullanımının önemine işaret etti. Ayrıca Kafkas sivil toplum kuruluşlarının bu alanda ciddi bir çaba içerisinde olduğunu, Düzce Üniversitesi ve Kayseri Üniversitesi’nde Kafkas dillerinde lisans eğitimlerinin sürdüğünü, çeşitli üniversitelerde seçmeli anadil derslerinin devam ettiğini ifade ederek, bu mirasa sahip çıkma çağrısında bulundu.

İkinci oturumda Marmara Üniversitesi Tarih Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Başak Kuzakçı “Kafkasya Türk Dilleri: Sınıflandırma ve Temas Alanları” başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Kuzakçı, Kafkasya’daki Türk dillerini genetik soy ağacı yaklaşımının ötesinde; tarihsel hareketlilik ve temas ağları perspektifiyle ele aldı. Oğuz ve Kıpçak hatlarının coğrafi ayrışması, Kumukça’nın geçiş alanı niteliği, Nogayca ve Karaçay-Balkarca’nın tipolojik özellikleri ile Stavropol Türkmenlerinin izolasyon süreci karşılaştırmalı biçimde değerlendirildi. Tatarca’nın, Kıpçak-Bulgar kolundaki konumuna rağmen Kafkasya ile kurduğu tarihsel bağların dili bir “çekirdek” değil bir “ağ düğümü” haline getirdiği vurgulandı.

Bahçeşehir Üniversitesi Medeniyet Araştırmaları Merkezi’nden Mirac Albek Hızlıok ise “Kuzey Kafkasya’nın Otokton Dilleri” başlıklı konuşmasında Çerkesçe, Abhazca, Çeçen-İnguş dilleri ve Dağıstan dillerinin tarihsel serüvenini, dilbilimsel özelliklerini ve geçmişten günümüze yürütülen çalışmalarını ele aldı.

Oturumlar arasında verilen arada Kafkas yöresine özgü ikramlar sunuldu, canlı müzik ve kültürel performanslar gerçekleştirildi. Program, soru-cevap bölümünün ardından Kafkas düğünü ile sona erdi.

Etkinlik; anadillerin korunmasının yalnızca kültürel bir hassasiyet değil, insanlığın düşünsel çeşitliliğini koruma sorumluluğu olduğu yönündeki ortak vurguyla sona erdi.

[ssba]