Hazanavicius’un Arayış’ı: “Dünya Çeçenya trajedisine kör” 

Fransız yönetmen Michel Hazanavicius Çeçenya’daki ikinci savaşı konu edinen filmi Arayış’ı (The Search) anlattı. 

 

2. Çeçen-Rus savaşını konu edinen Arayış Fransa’da gösterime girdi. Filmin yönetmeni Michel Hazanavicius önceki yapıtı “Artist” (2012) ile beş Oskar, üç Altın Küre ve Rusya’da en iyi yabancı film dalında Altın Kartal ödülü kazanmıştı. İzleyicilerin ve eleştirmenlerin Arayış hakkındaki düşünceleri ise birbirinden faklı görünüyor.

 

Hacı adlı 10 yaşında bir Çeçen çocuk pencereden anne-babasının vurulma sahnesini izliyor. Askerler kız kardeşini kahkahalar atarak kaçırıyor. Çocuk filmin bir bölümünde ablasını arıyor. Önce yetimhaneye düşüyor. Burada anne-babasının ölümünün ardından sessizliğe bürünen çocukla Kızıl Haç Komitesi çalışanı bir Amerikalı (Annett Bening) diyalog kurmaya çalışıyor. Daha sonra devreye AB İnsan Hakları Komitesi çalışanı Fransız Carol (Berenice Bejo) giriyor. Çeçenya’da yaşananlarla ilgili bilgi topluyor ve sivilleri hedef alan katliamlara Brüksel’in tepkisini çekmeye çalışıyor.

 

Carol Avrupa Parlamentosunda, Putin’in ilk Çeçenya savaşında kamuoyuna yansıyan insan hakları ihlallerini bu defa gizleyebilmek için nasıl bir kontrol mekanizması kurduğunu anlatıyor. Berenice Bejo’nun canlandırdığı karakter “Grozni, ikinci Dünya Savaşından sonra dünyada en büyük yıkıma uğramış kent. Rusya Çeçenya’da bir kaç nesil sürecek kadar nefret üretti” diyor.  Filmin akılda kalan diğer cümlelerinden biri de “masum Çeçen olmaz”. Yanlışlıkla bir ihtiyar ve çocuğu vuran askeri, rütbeli askerler bu sözlerle eğitiyor. Filmdeki Rus askerlerin büsbütün kötü olduğu söylenemez. Perm bölgesinden gelen ve doğrudan sokaktan askere alınan er karakterini Maksim Yemelyanov canlandırıyor. Başlangıçta gördüklerinden şoka uğrayan ve devlete şikayet etmeye çalışan karakter, yediği dayaklarla yavaş yavaş şiddetin içine çekiliyor. Bu hikaye, Rusların bu yaz Cannes’daki ıslıklı protestolarına engel olmadı.

 

Filmin Fransa’da gösterime girmesinin ardından en sert yorum “Le Monde” gazetesinde çıktı. Film “korkunç” olarak adlandırıldı. L’Express’te ise buna cevap niteliğinde “Film eleştirmenliği bir meslek değil” başlıklı bir yazı yayınlandı. Filmin Cannes’daki gösterimin sonunda 20 dakika boyunca alkışlandığı hatırlatıldı.

 

Arayış, Amerikalı yönetmen Fred Zinneman’ın, Nazi kampından kurtulan bir erkek çocuğunun Berlin yıkıntıları arasında Amerikalı bir askerle buluşmasının anlattığı aynı isimli filmin uyarlaması.

 

Radyo Svoboda’nın sorularını yönetmen Michel Hazanavius cevaplıyor:

 

Neden savaş filmi çekmeye karar verdiniz? Bu zamanda kadar daha farklı türlerle, özellikle de komedi ile ilgilendiniz?

 

Hadi bir savaş filmi yapayım demedim, sadece bu özel hikayeyi anlatmak istedim. Çeçenya’yı, orada ne olduğunu, kimsenin orada yaşananları önemsemediğini anlatmak istedim. Zaten Batı Avrupa’da tepkiler inanılmaz derecede zayıftı. Bundan söz etmek istemiştim, doğal olarak bir savaş filmi gibi göründü. Ama aslında geleneksel bir savaş filmi değil, hatta bana göre bir savaş filmi değil çünkü açıkça belirli bir savaştan bahsediyorum.

 

Peki, sizce Çeçenya’da ne oldu? 1945’de Holokost’un ardından anne-babasız kalan bir çocuğu anlatan Amerikan yapımı “The Search” filminin uyarlamasını yaptınız. Holokost ile alakası var mı?

 

Hayır, kesinlikle Holokost ile kıyaslamıyorum. Kıyaslama çok yapılıyor. Bu iki durum kimilerine benzer gelebilir, kimilerine de gelmez. Ben kıyaslama yapmıyorum.  Hayır, bu Holokost değil, bu başka bir savaş, spesifik bir durum. Ruslar ve Çeçenler arasında devam eden şeyin tarihi 19. yüzyılın ortalarına dayanıyor. Çok sayıda savaş ve 1944 sürgünü yaşandı. Fikrimi soracak olursanız, ikinci savaşta Rusya Çeçenya’ya saldırdı ve gerçeklerin üzerini örttü. Çeçenya sınırları dışında kimse orada ne olduğunu bilmedi. Putin için bu savaşın Ruslar arasında ‘milli birlik’ duygusunu yaratmak için kullanıldığını düşünüyorum.

 

Fransız film eleştirmenleri sizin bu savaşı ‘basitleştirdiğinizi’ yazdı. Ne cevap verirsiniz?

 

Prensip olarak gazete-dergi yazılarına cevap vermiyorum. Ama şu var, bugün sadece Fransa’da değil bütün batı ülkelerinde her şeyi zorlaştırma eğiliminde olduğumuzu, herhangi bir pozisyon alma hakkımızın olmadığını, hiç bir şeyle ilgilenmemize izin verilmediğini düşünüyorum. Bazen durum gerçekten ‘basittir’ ve her durumda ‘basit’ şekilde anlatılabilir. “Aslında olaylar çok karmaşıktı” gibi ifadelerin nemelazım deyip geçmenin bahanesi haline geldiğini düşünüyorum.

 

Cannes festivalindeki gösterim sırasında salonda ıslıkla protesto eden Rusların olduğu doğru mu?

 

 Salonda değildim, ama bana anlattılar. Evet, galiba öyle oldu.

 

İzleyicinin ilgisini çekmeyi başardığınızı düşünüyor musunuz?

 

Hayır, başaramadım.

 

Hedef kitleniz kim? Sadece Avrupalılar mı yoksa Avrupa’da yaşayan Ruslar ve Çeçenlerin de görmesini istiyor musunuz?

 

Filmi gören Avrupa’daki bazı Çeçenlerle konuştum. İnsanlar filmi beğeniyor. Elbette eleştirenler de var. Distribütörler memnun. İzleyicilerin yüzde 90’ı olumlu oy kullandı. Sonuç olarak bu film Çeçenler için önemli. Rusların da izlemesini çok isterim. Basitleştirmeyle ilgili eleştirilerden az önce söz ettik. Filmin anti-Rus propagandası olduğunu söyleyenler de vardı. Bunu hiç bir şekilde kabul etmiyorum. Bu filmde Ruslar diğer milletlerden kötü gösterilmedi. Benim bu filmde kınadığım şey savaş mekanizmasıdır, savaş mekanizması ve Avrupalıların kayıtsızlığı.

 

Rus izleyiciye ne söylemek istersiniz?

 

Umuyorum ki filmi görürler. Çünkü film Rus ordusunun yapısını irdeliyor. Rus ordusunun kendi askerlerine muamelesi bence Rusların çoğu tarafından da bilinen hassas bir konu.

 

Oyuncu bulmak zor oldu mu?

 

Filmde oynayan Çeçenler profesyonel oyuncu değil, Ruslar ise profesyonel. Er rolü için oyuncu bulmak oldukça kolaydı, fakat komutan bulmakta zorlandım. Görüştüğüm iki üç aktör ret cevabı verdi.

 

Siyasi nedenlerle mi?

 

Evet, tabi ki.

 

Böyle bir filmin festivaller dışında da gösterim imkanı bulması galiba inanılmaz. Memnun musunuz?

 

Ben de zaten bunu istiyordum. Eleştirmenler veya festivaller için değil, insanlar için popüler bir film yapmak istedim, ancak izlenme oranlarından memnun değilim, seyirci sayısı çok kötü.

 

Film ABD’de de gösterime girecek mi?

 

Henüz girmedi, ama girmesini umuyorum.

 

Fransa’da izlenme oranlarının kötü olmasını nasıl izah ediyorsunuz?

 

İzah etmek zor. Kayıtsızlık var. İnsanlar bu konuyla ilgilenmek istemiyor. Film aracılığıyla izleyiciyi sorunlara farklı açıdan yaklaşma konusunda zorlamayı umdum. Ancak maalesef insanlarda filmi görme isteği yaratamadık…

 

Çekimlere nasıl hazırlandınız?

 

Çeçenya’da bulunmadım, Çeçenlerle ve Çeçenya’da bulanan kişilerle görüştüm, orayla ilgili çok şey okudum.

 

Fransız basınının savaşı iyi anlatmadığını, yine de Rusya medyasına göre iyi olduğunu söylediniz.

 

Kesinlikle. Fransa’da harika gazeteciler vardı, Çeçenya hakkında tabii ki az yazdılar. Orada bulunan gazeteciler korkunç olaylar yaşanırken kamuoyunun ilgisizliğinden ötürü hayal kırıklığı yaşadı.

 

Onlarca yıl farklı çatışma alanlarında bulunan savaş muhabiri İsabel Laser bu savaşın sivil halk açısından en korkuncu olduğu söylüyor.

 

Ben uzman değilim, ama bütün savaş muhabirlerinin söylediği şey bu. O dönem Çeçenya’yı görenler, -Saraybosna da böyleydi- başka bir yerde şahit olmadıkları şeylerin korkunç hatıralarını hayatlarının sonuna kadar taşımak zorunda kalacak.

 

Filmde, Avrupa Parlamentosunda geçen bir sahne var. İnsan hakları savunucusu tebliğini sunarken milletvekilleri sıkılmış görünüyor. Size göre, Avrupa kurumları hiç bir işe yaramıyor mu?

 

Genel olarak bir şeye yaramadıkları gibi acil önlemler alınması gereken durumlarda bile kesinlikle yararsızlar. Özellikle acil eylemler için hiç uygun olmayan bürokratik mekanizmalar bunlar. Ciddi bir sorun var, ama çıkış yolu nedir bilmiyorum. Soruları soruyorum, cevaplarım yok. Filmdeki sahne herkesin ezbere bildiği tablo: Konuşulanları anlamak için değil mecburiyetten dinleyen insanlar. Bu bir film sahnesi, ama parlamenterler gerçek bir çekim kullandığımı düşündüler.

 

Kaynak: Radyo Svoboda (Radio Liberty-Özgürlük Radyosu)

Çeviri: Ajans Kafkas

Anastasya Kirilenko

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone