Murat Özden ile ‘Dirilen Şarkılar’

Murat Özden ile Çınar Müzik’ten çıkan Kenexajige Voredxer yani Dirilen Şarkılar albümünü konuştuk.

Sözlü aktarım kuşaktan kuşağa bitiyor neredeyse artık. Öncelikle tebrik ederiz çalışmanız için. Derleme parçalar yoğunlukta sanırım albümde?

Sözlü aktarımın bitmediğinin en güzel yanıtını bu albüm bizlere aslında veriyorr. Bu albümde bulunan 16 parçanın yedi tanesi Bilecik’in Poyra Köyün’den-Hatkoy Hable’den derlendi. Bir tanesi de İzmir Arıkbaşı Köyünden derlendi.1940-50-60 yıllarda bu çalışmalar yapılabilseydi yaşlılarımızın hafızalarında binlerce şarkı yaşıyordu. Bir tek köyümüzden yedi-sekiz şarkı çıkabilmiştir değerli bir tek insanımız sayesinde. Türkiyede aşağı yukarı tespit edilmiş bin civarında Çerkes Köyü mevcuttur. Eğer bu derleme çalışmaları ellili altmışlı yıllarda belli bir üniversite yada devlet desteğinde yapılabilmiş olsaydı en az yedi-sekizbin civarında bir Çerkes şarkıları arşivimiz olacaktı. Maalesef mevcut asimilasyoncu sistem, hem halkımızın kültürel soykırımcısıdır, hem de aynı zamanda  en az yedi bin şarkımızın da katilidir.

Hala halkımızın hafızasında, kıyıda köşede çok şeyin olduğuna inanıyorum. Bu albümden sonra
birçok kişiden, değerlendirilmek üzere yeni parçalar akmaya başladı. 70 yaş üzerindeki bilinçli büyüklerimizde hala bir şeyler var. Yapılması gereken sorumluluk bilinciyle ve organize bir biçimde bu şarkıları günyüzüne çıkartarak diriltmek.

ÇDP ve ardından “kenexajige voredxer”.  Ne demek “kenexajige voredxer” ? Nereden,  nasıl çıktı bu albüm fikri ortaya?

Aslında ÇDP’ye gelinceye kadar anlatılacak çok şey var. 15 yaşındayken Rahmetli İzzet Aydemir’in
yayınladığı “Kafkasya Kültürel Dergi”yi okuyarak Çerkes Kimliği bilincine ulaşmış biriyim. 45 yıldır Çerkes davasının içerisindeyim. 12 Eylül döneminde “Çerkes Bölücüsü”olarak hapis yatmış
ender insanlardan biriyim. 1978 yılında 23 yaşında Bağlarbaşı Kafkas Kültür Derneği yönetim
kurulu üyeliği yaptım. 1980 yılında iki sayı yayınlayıp 12 Eylül nedeniyle yayınını sonlandırdığımız Nıbceğu Kültürel Dergisini nin sahibi ve sorumlu yazı işleri müdürü idim. Çeşitli defalar yayınevleri kurdum ve muhtelif kitapların basılmasını sağladım ve finansman desteği verdim.

Burada Çerkeslerin demokratik açılım sürecinde görmezden gelinmelerine tepki olarak oluşturduğumuz ÇHİ’ye ayrı bir parantez açmak istiyorum. ÇHİ süreci Çerkes Kurumlarının nasıl Rusya’nın elinde olduğunu ve kendi halklarına karşı pozisyon aldıklarını açığa çıkarması açısından son derece önemlidir. Bu süreçte, hep merkezde yer almaya konumlanmış Çerkesler ilk defa merkeze karşı çıkmışlar, mitingler ve Çalıştay yapmışlardır. Bu süreç Çerkes Halkının kendi bağımsız alternatif yapılarını oluşturma zorunluluğunu getirmiştir. Savunduğumuz anadil
eğitimini gerçekleştirmek üzere ilk olarak “Çerkes Kadınları Teavün Cemiyeti”kurdurulmuştur. Suriye iç savaşında Dünya Çerkesleri Dayanışma Komitesi-DÇDK oluşturulmuştur. Daha sonra Çerkes Dernekleri Federasyonu-Çerkes-fed kurulmuştur. Peşinden Çoğulcu Demokrasi Partisi- ÇDP organize edilmiştir. Sırada ise “Çerkes Soykırımını Araştırma Enstitüsü”beklemektedir. Bu süreçlerin hepsinde aktif olarak yer aldım.

Lafı biraz fazla uzattım galiba.

Lütfen, devam edin.

“Kenexejiğe voredxer” Dirilen Şarkılar demektir. Şarkılarla birlikte, halkımızı, kültürümüzü, dilimizi
umudumuzu diriltmek istedik.

Başkanı olduğum Maltepe Çerkes Derneği faaliyet proğramına Akordeon kursu da koymuştu. Kursun başladığı gün kursiyerlilerle tanışmak ve başarı dileklerimi iletmek üzere ben de dernekte bulunuyordum. O gün, otuz yıldır tanıdığım değerli büyüğümüz Sayın Mustafa Saadet’in derneğe gelerek “Benim derlediğim parçaları, kaset yapabilir miyiz, masraflarını ben karşılayacağım” demesiyle başladık.

Nasıl derlediniz pekiyi parçaları?

Bu albümdeki on altı şarkının sekizi derleme,sekizi de yeni beste. Sekiz tanesi zaten değerli büyüğümüz Mustafa Saadet’te mevcuttu. Şarkıların bir tanesinin söz ve müziği yine Mustafa Saadet’e ait.Yedi şarkının söz ve müziği bana ait.

Bu albümde şarkı söylemiş olmayı tamamen bana kaderin bir oyunu gibi görüyorum. Mustafa Saadet derneğe gelip” bir kaset yapalım” deyince “tamam yaparız”demiştim. Ama bir albüm nasıl yapılır, nerede yapılır, kaç paraya yapılır, kiminle yapılır, şarkıları kim okuyacak inanın hiçbir şey bilmiyordum. Sadece büyük bir samimiyetle ve inançla bu albümü nasıl yapabileceğimize yoğunlaşmıştım.

Murat Özden, Albina Özden

Mustafa Saadet’in kendi teybine kaydettiği şarkı sözlerini,benim cep telefonumun ses kaydedicisine kaydedip ezberliyor ve kendi cep telefonuma okuyarak kaydediyordum. Kaydettiğim parçaları dinleyen Mustafa Saadet,”bu parçaları sen oku,hiç başka birini aramayalım”diyerek adeta beni denize itti. Bende yüzerek karşı kıyıya çıktım herhalde. Kadınlar tarafından yakılmış ağıtlar için bir kadın vokal arayışına girdiğimizde,tiyatro sanatçısı olan kızım Albina Özden imdadımıza yetişti. Albümdeki onaltı parçanın altısı Albina tarafından, on tanesi de benim tarafımdan seslendirildi.

En çok hangi parçanın hikayesi sizin ilginizi çekiyor peki?

Derlenen şarkıların hepsinin bir hikayesi var. Bu şarkıların hikayelerini Sayın Mustafa Saadet “Özgür Çerkes Web Sitesi”ndeki köşesinde ayrıntılı olarak anlattı. Ama bu şarkılardan beni en çok etkileyen “Mahmut’ı yı Ğıbze”-Mahmut’un Ağıtının hikayesidir. Yinij Mahmut bir Halk kahramanıdır. Bir Robin Hood’dur aslında. Bu şarkıyla tam yüz yıl önce Bilecik’te öldürülmüş bir halk kahramanını halkımıza yeniden tanıttık. Başka halklarda yaşamış olsaydı Mahmut için destanlar, romanlar yazılır, filmleri yapılabilirdi. Ama biz sadece yüz yıl Anadolu’da yaşamış Çerkeslerin onun için yaktıkları ağıtı sizlere ulaştırarak yok olmasının önüne geçebildik.

://www.youtube.com/watch?v=RY2q7jbB2co

Devamı Gelecek mi? Farklı kültürel projeleriniz, etkinlikleriniz olacak mı?

Kesinlikle devamı gelecek. Şu anda elimizde, bu albüme girmemiş otuz civarında derleme ve yeni beste mevcut. Buradan halkımıza da bir çağrı yapmış olayım. Ellerinde büyüklerinden duydukları ve kaydettikleri parçalar varsa bize ulaştırsınlar. Mutlaka değerlendirilecektir.

Bu albümde çalan müzisyenler tamamen profosyönel kişilerdi. Onlar albümde çalarak vazifelerini yaptılar ve paralarını aldılar. Amacım soydaşlarımızdan oluşacak yarı profosyönel yarı amatör bir orkestra oluşturmaktır. Bu konuya dahil olmak isteyen müzisyenlerimizin bizimle temasa geçmelerini bekliyorum. Bu şarkılarla açık hava tiyatrosunda canlı performans sergilemeyi hayal ediyorum başarabilirsek.

Ayrıca bu albümün geliri oluşturmayı planladığımız “Çerkes Soykırımını Araştırma Enstitüsü Vakfı”na bağışlanacaktır.

Teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dileriz.

Bu görüşme için ben de çok teşekkür ediyorum.

Söyleşi: Cihat Tuğan

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone

Yorumlar
  1. Natho Mustafa

    Cesarete diyecek yok ancak bu şarkılara Çerkes müziği demek zor. Aranjmanı mutlaka Çerkes müziğini bilen bir profesyonele yaptırmak gerekir. Bunlar anadolu-rum müziklerine benzemiş. Birde telafuzsuz Çerkesçe kulak tırmalıyor.