Duman: Siyasallaşmaktan başka hiçbir şansımız yok

Çoğulcu Demokrasi Partisi, “Çerkes toplumu niçin siyasallaşmak zorunda? Doğan Duman cevaplıyor” başlığıyla bir video yayımladı.

Doğan Duman’ın videodaki ifadelerinde dünya üzerinde etnik grupların siyasallaşması, Türkiye’deki Çerkeslerin farklı siyasi partilerde parçalanması ve Kafkaslıların-Çerkeslerin kendi siyasi oluşumlarını kurmaları gibi konulara değindiği görülüyor.

Etnik grupların siyasallaşma durumunu değerlendiren Duman, “Hem dünya örnekleri hem Türkiye realitesine baktığımız zaman biz birçok alanda olduğu gibi siyasallaşmada da çok geç kaldık. Yakınımızdaki Bulgaristan’a, Avrupa ülkelerine, İrlanda’ya, İskoçya’ya, İspanya’ya baktığımız zaman, hatta Orta Doğu ülkelerine baktığımız zaman her etnik grup iyi kötü hem sivil toplum örgütlerinde bir araya gelmiş hem de siyasal alanda temsiliyetini sağlamaya çalışıyor ve bunda da birçoğu başarılı olmuş. Yani ülkede kanunların yapıldığı en büyük en yetkili organ olan mecliste temsiliyet sağlamışlardır. Sivil toplum örgütlerinde dile getirdikleri dertlerini oralarda yasal hale getirebilme şansını elde etmişlerdir.” dedi.

Türkiye’deki Çerkeslerin farklı siyasi partilerde parçalandığını söyleyen Duman, “Çerkes toplumu uzun bir süredir kendi siyasetini oluşturamadığı için ne yazık ki başka siyasal partilere göre bölünmüş ve parçalanmıştır. Her bir grup kardeşimiz bir siyasi partinin peşine düşmüştür. Hatta neredeyse onun militanı gibi derneklerimizde diğerlerini yok etmeye çalışmaktadır. Bu bize zarar vermiştir. Farklı siyasi partilerde siyaset yapan kardeşlerimiz olacaktır, olmalıdır da ama hepsinden daha önemlisi sağ-sol demeden, belli bir ideolojik temele dayalı olmaksızın bizim yaşadığımız sorunları, canımızı yakan sorunları çözümüyle ilgili bir siyasallaşma şarttır.” ifadelerini kullandı.

Çerkeslerin siyasallaşma için geç kaldığını belirten Doğan Duman, “Siyasal hareketimizi eğer biz 40 sene önce, 50 sene önce oluşturabilseydik bugün 40-50 yaşında güçlü, ağırbaşlı, sağduyulu, bizim Xabzemizi de temel alan, farklılıklara saygı duyan bir partimiz olurdu. Ve bu parti de Türkiye Cumhuriyeti’nin yasalarının yapılmasında, bu ülkemizin gelişmesinde, ülkemizin inşa edilmesinde söz sahibi bir parti olabilirdi. Toplumda bugün %8’e yakın bir nüfus ağırlığımız var. 600 üyeli parlamentoda bu 48-50 üye demek. 48-50 üyeye sahip bir Kafkasların partisi, Çerkeslerin partisi, bu ülkeye, birliğine zarar vermez, bu ülkenin birliğine de faydası olacaktı, gelişmesine de faydası olacaktı. Şu an yaşadığımız bu cinnet hali, bu çatışma halinin de belki de bu kadar gelişmesini engelleyecekti. Çünkü biz de barış içerisinde bir arada yaşama temelli, farklılıklara saygı temel bir değerimizdir, bu değerimizi diğer toplumlara da ancak siyaset kurumu aracılığıyla verme şansına sahip olabilecektik ama biz bu şansı büyük ölçüde kaçırdık yani 40-50 yıl önce oluşabilecek parti kurma, siyasallaşma şansımızı kaçırdık.” dedi.

Çerkeslerin dil ve kültürlerini yaşatmaları için siyasallaşmaktan başka şansları olmadığını belirten Duman, “Fakat geç de kalsak siyasallaşmaktan başka hiçbir şansımız yok. Eğer bu dilimizin bu kültürümüzün yok olmasını istemiyorsak, asimilasyon çarkında paramparça olmak istemiyorsak, dedelerimizin bize bıraktığı bu güzel kültürü ve dili torunlarımıza aktarmak istiyorsak siyasallaşmak zorundayız. Kendi siyasi hareketimizi oluşturmak zorundayız. Bizim siyasal hareket olarak oluşturacağımız parti bu ülkenin birliğinin de garantisi olacak, harcı olacak. Çünkü bazı siyasal partiler gibi şiddeti, ayrışmayı, kutuplaşmayı, ırkçılığı temel alan bir parti olmaz Çerkeslerin partisi, Kafkaslıların partisi.” ifadelerini kullandı.

Osmanlı’da çoğulcu bir anlayışın varlığına dikkat çeken Duman, “Sadece Kafkaslıların da olmaz, temsil edilmeyen diğer bütün dil ve kültürlerin de partisi olmayı amaçlar. İşte çoğulcu bir partiye bu nedenle bu toplumun ihtiyacı var. Hem Çerkeslerin hem de bizim gibi yok olmakta olan, kaybolmakta olan dil ve kültür gruplarının da yeniden hayata döndürülebilmesi için böyle bir partiye ihtiyacımız var. Bu parti bütün bu dil ve kültür gruplarının can suyu olmak zorundadır. Çoğulculuk ilkesi aslında 600 yıldır Osmanlı’da var olan ilkenin devamıdır. Osmanlı’da çoğulcu bir topluluk ama Osmanlı’dan sonra tekçi bir toplum kalıbına sokulmaya çalışıldı bu toplum. Ne yazık ki bu geri tepti, bütün farklı kültür ve dil grupları asimilasyona karşı mücadele ediyorlar ama bir kısmı kayboldu bir kısmı varlığını sürdürüyor. Biz de kaybolmak istemiyorsak siyasal alanda şiddeti dışlayarak, siyaseti, konuşmayı ve diyaloğu temek alarak bir siyasi partiye ihtiyacımız var.” dedi.

2015 yılında kurulan Çoğulcu Demokrasi Partisi, 31 Mart ve 23 Haziran’da gerçekleşen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde bağımsız aday Doğan Duman’ı desteklemişti.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone

Cevabı iptal etmek için tıklayın.

Yorumlar
  1. Şamil Dağlı

    Beyefendi bu yorumları yaparken ne toplumun dinamiklerini okuyabilmiş ne de Kafkas diasporasının bu toplumdaki yerini.Öncelikle şuradan başlamak isterim toplumda %8 gibi bir orandan bahsediyor lakin bu oranın gerçekçi olmadığı açıkça ortadadır,Türkiyede bu oranda bir kafkas diasporası yoktur.İkinci olarak Çerkeslerin partisi derken kimi kastediyor?.Dağıstanlılar,Çeçenler gibi diğer Kuzey Kafkasya halklarını Çerkes kimliği altında mı değerlendiriyor?.Partinin Türkiye siyasetinde izleyeceği yolun çizimi nasıl olacak,kitle halinde ortak bir görüşü izleyen bir kafkas diasporası mı var? Bu partiye itiraz öncelikle Kafkas topluluklarından gelmeli,Türkiyede Kafkas toplulukları asla azınlık olmamıştır ki azınlıkça istekleri olsun.Asimilasyon meselesine gelince de Kafkas diasporası bu konuda öncelikle dürüst olup kendisini sorgulasın kaç tanesi evlerinde kendi öz dilini konuşuyor ,kaç tanesi düğünler hariç bu kültürün devamı için samimi bir gayretin içerisinde ,kaç tanesi ana vatan ile ilişkileri geliştirme gayretinde varsa yoksa düğünler ve basit organizasyonlar kafkas diasporasının enerjisini hayalperestlik ile harcamak yerine gerçekçi konulara eğilmeli.Türkiye toplumunun içerisinde Kafkas halklarının yerini sarsacak onlara karşı güveni azaltacak bu tarz hareketlerin içerisine girmemeli emin olsun ki bu hareket hakları almayı getirmeyecek aksine bir müddet sonra karşısında Kafkas halklarına bakışı bozuk olan bir topluluk bulmaya başlayacak.Kafkas diasporası kendisini ifade etmek istiyorsa tüm siyasal partilerin içerisinde temsilcileri var bunlar aracılığıyla topluma kendini anlatabilir ,isteklerini dile getirebilir ,stk ları aracı kılabilir ve bunlar aracılığıyla kaybolan değerler için çalışmalar yürütebilir lakin öbür türlüsü Kafkas toplumunu toplumda yanlış göstermek ve aynı zamanda Kafkas diasporasının da kendi içerisinde ,olduğu gibi,parçalara ayrılması olacaktır.Xabzemize göre diyor lakin sonrasında Kafkasları anıyor bir avar,lezgi,lak,kumuk,çeçen için Xabzenin ne kadar bir değeri var acaba? (amacım aşağılamak değil gerçekleri görmek).Çerkes dediğimiz kitle bile bugün neredeyse aile adlarıyla dernek açacak konuma geldi önce bu problemlere eğilmesini tavsiye ederim çuvaldızı başkalarına batırmak yerine kendilerine bir değdirsinler inşhallah.Bu temennilerimi sakın kötü niyetli olarak düşünmesinler lütfen samimi bir eleştiri olarak görürlerse sevinirim.

  2. Bakın. size konuyu kısaca özetleyim. Varlığınızı korumak için parti falan açmaya gerek yok… zaten parti açsanız da koruyamazsınız… size oy veren olmaz. Temsil edilme hakkınızı böyle koruyamazsınız. Açık açık söylemek istiyorum. Adigelerin öncelikli olarak yapmaları gereken şey… para kazanmayı öğrenmeleri olmalıdır. Kollektif şekilde yahudi usulü para kazanmak… bunun içinde dürüstlüğü bir kenara bırakmayı. alavere dalavere yapmayı yavaş yavaş öğrenmek gerekiyor.