Çeçenya’da yeni baskı yöntemi: “Aşağılama”

İnsan hakları aktivistleri, Kadirov’u eleştiren Çeçenlere karşı aşağılama metodunun sistemli bir şekilde uygulandığını söyledi.

Aktivistler, bu uygulamanın, sonucunda ailelerinin de baskıya maruz kaldığını ve bunun da kullanılan bir caydırıcı yöntem olduğunu belirtti.

Human Rights Watch Rusya direktörü Tatyana Lokşina, Dikayev olayının tek olmadığını, çünkü Çeçenya yönetiminin aşağılama taktiğine sıkça başvurduğunu söyledi.

Lokşina, “Metot, ilk önce direnişçi zanlılarının ailelerine karşı kullanıldı. Ebeveynler aşağılayıcı bir şekilde kameralar önünde çocuk yetiştirmede başarısız olduklarını itiraf etmeye mecbur bırakıldılar” dedi ve son zamanlarda bu metodun aktivistlere ve Çeçenya yönetimini eleştiren herkese karşı kullanıldığını da belirtti.

Tatyana Lokşina Ekim 2015’de “Canlı Bağ” sivil örgütünün başkanı Tayita Yunusova’nın kaçırılması olayını da hatırlattı.

Lokşina, “İlk önce kaçırılma bilgileri geldi ve bu bilgiler güvenilir kaynaklardan geliyordu. Ama birkaç gün sonra, Yunusova’yı Çeçen televizyonlarında gördük. Yunusova, açıklamalarında, ‘Beni kimse kaçırmadı, bu haberler saçmalık, provokasyon’ diyordu” açıklamasında bulundu.

İnsan hakları savunucuları Varvara Pahomenko, İgor Kalyapin ve siyaset bilimci Dmitri Oreşkin ise Tayita Yunusova’nın kaçırılmadığıyla ilgili açıklamaya inanmanın, Çeçenya’da oluşan korku atmosferinden ötürü mümkün olmadığını söylemişlerdi.

Dikayev olayının günümüz Çeçenya’sında artık normal hale geldiğini ifade eden Lokşina, “Maalesef ki olay bizi hiç şaşırtmadı” dedi ve aşağılama metodunun, muhalif olan Çeçenlerle mücadelede, özellikle 2015’de yaygınlaştığını ama bu metodun eskilerden beri var olduğunu kaydetti.

“Kafkas Halkları Konfederasyonu” başkanı Ruslan Kutayev’in uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yargılandığını hatırlatan Lokşina, “O, sadece parmaklıklar ardında atılmadı, aynı zamanda uyuşturucu bulundurmak suçlamasıyla Çeçen halkı önünde aşağılandı” dedi.

Kutayev, Temmuz 2014’de uyuşturucu bulundurma suçlaması ile dört yıl hapis cezasına çarptırıldı. Amnesty International onu “düşünce mahkumu (prisoner of concscience)” olarak kabul etti. Memorial ise siyasi tutuklular listesine aldı. İnsan hakları savunucuları, Kutayev’in mahkumiyet sebebini, Çeçen-İnguş halkının sürgünü ile ilgili yapılan konferansta, bu sürgünü anmayı yasaklayan Kadirov’u eleştirmesi olarak görüyor.

Uluslararası kriz grubu araştırmacılarından Varvara Pahomenkov, Çeçenya’da alenen aşağılamanın sadece kişinin kendisine değil, ailesinin hayatına da etki edebileceğini açıkladı.

Pahomenko, “Çeçenya’da yüzünün eğilmemesi çok önemlidir. Çünkü, yaftalar sadece senin yaşamına değil, akrabalarının, ailenin yaşamına da etki eder. Bu aşağılanmaların ardından genç kızlar evlenemeyecek, erkekler işe giremeyecek, herkes onları parmakla gösterecek. Bu onları başka bir bölgeye taşınmak ve akrabalardan ayrılmak zorunda bırakabilir” dedi.

Uluslararası kriz grubu Kuzey Kafkasya proje müdürü Yekaterina Sokiryanskaya, alenen aşağılama metodunun, Çeçenya’da, şu anki yönetim başa geldiğinden beri kullanılmakta olduğunu belirtti.

Sokiryanskaya, Kavkazki Uzel’e yaptığı açıklamada, “Aşağılama, kişinin yakınlarını da baskı altına alan, yönetimin kullandığı en etkin taktiklerden biri. Çeçenya yönetimi tüm potansiyel muhalif, eleştirmen, suçlu ve diğer farklı düşünenlere karşı sistematik olarak bu metodu kullanıyor” dedi.

Bir Çeçenin, kendi düşüncesini söylemek için riske girebileceğini ama kesinlikle ailesini riske atacak bir hareket yapmayacağını belirten Sokisyanskaya, “Aşağılamaya gelince, Çeçenya’da onurunu kaybetmek eskiden beri ölmekten daha korkunç kabul edilir. Çeçen toplumu halen kişinin onuruna büyük önem vermektedir. Alenen aşağılama, aileler arasında düşmanlığa ve kan davalarına sebep olabilir. Yönetim de bu taktiği kullanmaktadır” dedi.

Alenen aşağılama örneklerinin çok olduğunu belirten Sokiryanskaya, ciddi bir insan ve Müslüman olan Ruslan Kutayev’i bir uyuşturucu bağımlısı gibi gösterdiklerini ve internette onu küçük düşüren birçok video yayınladıklarını hatırlattı ve “Çeçenya’da birçok kimse, böyle bir durumdan kaçınmak için yönetime laf söylememeye çalışıyor. Bu da şu anki baskıcı rejimin işine geliyor” dedi.

“Sivil Dayanışma” komitesi Başkanı Svetlana Gannuşkina da Ayşa İnayeva’nın Kadirov’a yönelik eleştirilerinin ardından, bu sözlerini yalanlayan bir açıklamada bulunmasıyla ilgili olarak, “Bu tür örnekler çok. Bizler, Çeçenya’da insan hakları savunucularının nasıl sözlerinden vazgeçtiklerini, onların işlerini yapmayı nasıl bıraktıklarıyla ilgili birçok örnek gördük. İnsanlar, Kadirov’dan korkuyor. Eğer ben de Çeçenya’da yaşasaydım, ben de korkardım” dedi.

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone