Yalçın Karadaş ile Söyleşi(3): “Ben muhalefete gidiyorum”

Söyleşimizin 3. ve son bölümünde Yalçın Karadaş’a Çerkeslerin dışındaki seçmene ne vadettiğini, Ak Parti ve HDP’ye yaklaşımını ve oy hedefini sorduk.

Kuban Kural: Hep Çerkes meselelerinden bahsettik. Ancak nihayetinde sadece Çerkeslerden oy istemeyecek milletvekili adayları, tabi siz de. Birinci bölgede Çerkes olmayan insanlara Yalçın Karadaş ne vadediyor?

Yalçın Karataş: Zaten ilk günden beri “sadece Çerkes meselesiyle ilgileneceğim” diye ortaya çıkmadım ben. Böyle çıkmam yanlış olurdu zaten. Çünkü ben uzun bir zamandan beri meselelere asla sadece etnik bağlamda bakan bir insan değilim. Önceden de değildim. Çerkes mücadelesi içinde elbette Çerkes kimliğim ile söylemlerim çokça var. Ama ayrıca bir de iş hayatım var, bir mimarım. İş hayatımda, sosyal çevremde insanlar beni bir noktaya koyarlar her zaman. Ben orada insanları hiçbir zaman etnik kimliği ile dinsel kimliği ile veya başka herhangi bir şeyle ayırmam. İnsanları “çalışarak emeği ile yaşayanlar ve çalarak yaşayanlar” diye ayırırım; iyi ve kötü diye ayırırım. Emeğiyle yaşayan insanların, ortada görünmeyen insanların hakkını hukukunu, yönetici olduğum bir firmada sendikacı olarak bile yaşatmış bir insanım. Firmanın temsilcisiyken sendikacılığı denemiş bir insanım, çalışanların hakkını savunmak adına. Dersimi de aldım tabi ki. Gelelim niye ortaya çıktığıma, ben bu güne kadar mecliste temsil edilmemiş insanların temsilcisi olmaya adayım. Mottom bu. Sokaktaki insanların büyük bir çoğunluğu mecliste temsil edilmiyor. Örneğin emekliler, işsizler, üniversiteyi bitirmiş genç olup iş arayanlar, iş yerinde mobbinge, tacize maruz kalanlar, engelliler vb. pek çok kimlik temsil edilmiyor mecliste. Bunların hepsi artık yavaş yavaş görünür hale gelmeye başladı.

Ben bağımsız aday olarak partilerin ve bazı bağımsızların büyük hedeflerini ortaya koymuyorum. Gayet basit yapılabilecek şeyler var. Bir şeylerin dile getirilmesini mecliste gerçekleştirebilirsiniz. Mecliste halkın geneline yararlı olanlara destek verirsiniz, muhalefet de yapsa iktidar da yapsa desteklersiniz. Siyaset yapma sistemine de karşı çıkıyorum bu anlamda. İktidar kendini hep haklı, muhalefet de hep onu haksız gösterir bizde. Hayır, halkın yararına iktidar ortaya iş çıkardıysa ben bir bağımsız olarak onları desteklemeye giderim. Yanlış bir şey yapıyorsa, bunları deşifre etmeye, muhalefetin hepsiyle işbirliği yaparak bunu elimden geldiğince engellemeye ve dile getirmeye çalışırım. Örnek vereyim, ben bundan yaklaşık 10 sene önce resmi olarak emekli oldum. O zaman aldığım maaşın onda biri bana emekli maaşı olarak bağlandı. Benim o parayla ailemi eskisi gibi geçindirebilmem, onları ekonomik olarak çalıştığım günlerdeki seviyede yaşatabilmem mümkün değil. Milyonlar aynı benim gibi; emekli ol yoksullaş! Peki, milletvekillerinin özlük hakları nasıl? Milletvekillerinin özlük hakları benimle aynı değil onlar uzayda yaşıyorlar. Geçen günlerde dikkatinizi çekmiştir. Milletvekilleri maaşlarına 740 lira zam yapıldı. Bunun yanlışlığının mecliste birilerince dile getirilmesi, engel olunması gerekmiyor mu? O büyük hedefleri olan partiler, bazı “bağımlı-bağımsızlar” dile getiremez; benim gibi özgür bir insan dile getirecek bunları. Çıkıp da kürsüye, “arkadaşlar insaf, aldığınız maaş belli, emekli maaşınız gayet iyi siz hala ölüme inen bir maden işçisinin bir ayda aldığı paraya yakınını kendi emekli maaşınıza zam olarak ekliyorsunuz. Bir durun, kendinize gelin” demek gerekmiyor mu? Bunları söyleyecek insan yok. Ya da ne bileyim, bankalara gidin para yatırın. 10 bin lira para biriktirdin mesela. Sana bankanın verdiği belli, % 8 faiz verir. Bir de hesap işletim ücreti vs. bir sürü kesinti yapar. Sen git Allah korusun, herhangi bir nedenle paraya ihtiyacın olsun 10 bin lira kredi al aynı bankadan ne kadar faiz alıyor senden? Sana verdiği faizin üç katını. Şimdi birisinin bunu dillendirmesi gerekmiyor mu? Ama dillendirmiyorlar. Bunun birçok nedeni var ama temel neden şu, “eğer bir parti ile girmişseniz meclise, partinin tüzüğü, programı, büyük hedefleri vardır. Ve her şeyi dillendiremezsiniz. Parti, liderlik- önderlik suntası altında yönetilir”.

% 10 oyu olmayan partiler bile açıkladılar seçim bildirgelerini, hepsi iktidar olacaklarını ve iktidar olduklarında yapacaklarını söylüyorlar. İktidar olamadıklarında, muhalefet olarak girdiklerinde neler yapacaklarını söyleyen duydunuz mu?

Ben muhalefete gidiyorum.

Muhalefete gittiğin zaman da yapabileceğin şeyler gayet nettir. Yapıcı muhalefet yapmak, halkın çoğunluğunun yararlanacağı şeylere evet demek zarar verecek şeylere de diğer muhalefet partileriyle birlikte karşı çıkmak. Ayrıca belli bir kimlik meselemiz de olduğuna göre, ben bunu yadsımadım hiçbir zaman. Kimlik meselesine ait sorunları benim kadar hiç kimse ifade edemez şu anda maalesef. Herhangi bir parti de ifade edemez. O parti senden benden alacak bilgileri de ifade edecek. Anında tepkiler veremez. Çünkü o konuya hakim olmanız gereklidir öncelikle. Bu konuyla ilgili biraz kafa patlatmış olmanız lazım. Bu konunun öznesi olmanız lazım. Ben bu konunun öznesiyim. Çerkes olmayan dışarıdan bir insan gibi davranmam.

Bu koşullarda meclise, gereken sesi “etkin” ve “zamanında” çıkarabilecek bir insanın gitmesi lazım. Bizim toplumumuzun yapması geren, kurumlarımızın, aydınlarımızın -ben en çok gençlere güveniyorum bu konuda- soracaklar yakında “arkadaş sizin partinin bağımsız aday Yalçın Karadaş ile didişmelerinizden rahatsızız; toplanın bakacağız hanginiz bizi temsil edebileceksiniz. Bizim problemlerimizin farkında mısınız ve farkında iseniz bizim problemlerimizi çözebilecek kapasiteniz var mı?”

En basit bir işe girerken bile insanlar özgeçmiş istiyor. Şimdi meclise göndereceğiniz insanın özgeçmişine bakmaz mısınız? TMMOB Mimarlar Odası’nın veya Tabipler Birliği’nin toplantı yeri değil ki TBMM. Meclis çok farklı alt yapı gerektiriyor. Bir “geçmiş” gerektiriyor. Bakın geçmişte bu konularda kim ne yapmış, işin neresinden tutmuş, ne noktaya kadar getirebilmiş? Yaşı benden büyük diye, o daha uzun diye, öbürü yakışıklı diye insan meclise seçilmez ki; veya hemşerim diye, amcakızım, amcaoğlum diye insan seçilmez. Daha doğrusu insan önce kendini bilir de ortaya çıkar!

Çerkesler’in kafası karışmış vaziyette. Hemşericilik, klancılık, asillik, kölelik muhabbetlerine girecekler emin olun, çok komik ve acıdır bu. Sizi temsil edecek insanların önce özgeçmişine bakarsınız, sonra tatmin olmazsanız bir araya getirirsiniz. Malum, siz bir kimliği de temsil etmek için oraya gidiyorsunuz. İddiası o değil mi ÇDP’nin!? O zaman o kimliği en iyi temsil edecek insana saygı göstermek durumdasınız. Bunun başka çözümü yok.

Peki, propaganda süreci nasıl gidiyor? Sosyal medyayı aktif olarak kullandığınızı biliyoruz. Özellikle Facebook’u. Bunun dışında nasıl bir propaganda süreci tasarladınız? Mesela Bağlarbaşı derneği ile bu konuda entegre mi çalışıyorsunuz? Bölgedeki gençler destek oluyor mu size? Bunlar merak edilen konular?

Doğrusu az bir zaman kaldı seçime. Ben bu güne kadar daha çok sosyal medyayı kullanarak yol aldım. Hafta sonları ya da hafta içinin iş saati dışında kalan bazı zamanlarını da çeşitli toplantılar yaparak geçiriyorum. Hafta sonları iki günde 6-7 toplantıya katıldığım oldu. Türkiye’nin her yerine gidebiliyorum. İlla seçilmek, propaganda yapmak diye bir amaçla gitmiyorum; halka bir şeyleri anlatabilmek asıl amacım.

Aynı 2011’de iki listeli Kaffed genel kurulunda yaptığım gibi mevcut durumun değişebileceğini anlatabilmek istiyorum. O yüzden Türkiye’nin öbür ucuna giderim. Kafkasya’ya da, başka ülkelere de talep varsa giderim. Hele benimle ilgili sizin yaptığınız gibi birileri bana soru soracaksa…

Dediğim gibi, çeşitli toplantılar yapıyorum bu süreçte. Sürekli okuyan bir insan olduğum için de diğer partileri ve bağımsız adayları takip ediyorum. Ki geçen gün kura çekimine gittiğimde onların da bağımsız olmadığını anlamış oldum. Birleşik oy pusulasında bağımsızların sırası tespit edilecekti iki üç gün önce. Gittim şok oldum çok ilginç insanlar var, çoğu bağımsız değil. Orada gördüğüm kadarıyla benim gibi 2-3 insan var. Bazıları parti kurmuş ÇDP gibi yasal gerekliliği sağlayamadığı için bağımsız giriyor. Bazıları “Trabzonspor’un şampiyonluğunu aldılar bunu geri alacam” diye forma giymiş gelmiş. Diğerleri başka şeylere kafayı takmış. Bakıyorum, akıllı uslu, mecliste toplum adına girip de bir şeyleri değiştirebilecek insan sayısı çok az.

İnsanlarla toplantıları yoğun olarak yapıyorum. Aybaşından itibaren planım şu: Çerkes camiasından daha çok diğer taraflara gitmek. Tuzla’dan Şile’ye kadar birçok yerde toplantılara gideceğim. STK’ları ziyaret edeceğim genelde. Arkadaşlarım var bazı günler bilardo oynarlar onlara da katılabilirim; genelde Kafkasyalı olmayan arkadaşlarım bunlar. Eski arkadaşlarıma telefon edip “ben adayınızım” diyorum, “ne yapabiliriz?” diyorlar. “Kandilli’de, Anadoluhisarı’nda bir toplanalım çay içelim, bir sorun bakalım ben niye aday oldum; söyleyin ne bekliyorsunuz benden?” diyorum onlara. Bunun dışında sürekli kısa kısa yazılar yazıyorum. Çarpıcı yanlışları, politikacıların yalanlarını biraz mizahi dille zaman zaman anlatıyorum. Artık bu parti ve onun adayları ile polemiklere girmeye hiç niyetim yok, hiçbir faydası yok çünkü. Ciddiye de almıyorum desem ayıp olur mu!? Son yaptığım şey kurumlara çağrı. Bu kurumlar bizi çağırırsa fikirlerimizi söyleriz. Çağırmazlarsa kendileri bilir. Ben çalışmama devam ederim.

Sonuçta beklentim şu, belli bir yaştaki genç insanların “bu gidişe gençler olarak bir el koyalım” demeleri. Bunu dedikleri anda birçok yanlış ve eksik tamamlanacak emin olun. O zaman toplum adına gerek Çerkesler, gerek temsil edilmeyen, hakları gasp edilenler adına pozitif sonuçlar ortaya çıkacak. Ama böyle didişerek dedikodularla falan hiçbir yere varılamaz.

Yani bir anlamda aybaşından sonra sahaya çıkıyorsunuz.

Evet, Çerkes olmayanlara ağırlık vereceğim aybaşından sonra.

Peki bir de şunu sorayım, Yalçın Karadaş olarak mevcut iktidardan rahatsızlığınız nedir?

En büyük rahatsızlığım şu ki, mevcut iktidar “Yeni Kemalizm” yaratmıştır. “Tekçi” bir anlayışları var. Kendilerinden olmayan hiçbir gence iş verme niyetleri yok; ölsün onlar! Mevcut iktidarın geçmişte yaptığı doğruları desteklemiş, yanlışları eleştirmiş biri olarak beni aptal yerine koyduğunu da düşünüyorum ve bunun bitmesini, demokratik yollarla iktidardan gitmesini istiyorum.

Kısmen sol geçmişiniz de biliniyor. Solcuların, demokratların hatta bir kısım İslamcının demokrat bir muhalefet öbeği olarak gördükleri için HDP çatısı altında bir araya geldiğini görüyoruz. Size sol geçmişinizi de düşünerek şu soruyu sorabiliriz sanırım. Neden HDP den aday olmayı tercih etmediniz?

HDP’nin çok eskilerine gittiğinizde yani son 10-15 yıldır daha önceki yapılarını eleştirdiğim yazılarımı görebilirsiniz. Rahmetli Yaşar Kemal’in açılışını yaptığı Barış Meclisini eleştirdiğim yazılarımı görebilirsiniz örneğin. Beni ve JINEPS Gazetesi’ndeki arkadaşlarımı o yazılarım nedeniyle ikinci barış meclisi toplantılarına da çağırmışlardı. Ben orada, konuşmam sırasında, ben konuşurken “müstehzi gülümseyen” demokrat Kürt aydınlarına bir fıkra anlattım; burada da aktarmak isterim.

Örgüt yolu kesiyor otobüstekileri indiriyor. Diyor ki, “Türkler bu yana Kürtler şu yana geçsin.” İnsanlar kaçışıp ikiye ayrılıyor bir tanesi sap gibi kalıyor ortada. “Laf anlamıyor musun Türk müsün Kürt müsün!?” diyorlar. Diyor ki, “ben ne Kürdüm ne Türküm ben Çerkesim ne tarafa geçeceğim?!” Bu zihniyetin çok bittiğine inanmıyorum. Bunu açıkladıkları milletvekili aday listesi de doğruladı. Listede en azından iki- üç tane Çerkes kimliğine sahip seçilebilecek, bizim de tanıdığımız, diğer kimliklere de saygısı olan arkadaşımız olur diye düşünmüştüm. Yapmadılar. Bu durum benim kafamdaki soru işaretlerinin altını kalın şekilde çizdi.

İkincisi, ben “çok başlılık”ı liderlik- önderlik kadar sıkıntılı buluyorum. Maalesef bu çok başlılık bu parti içinde de var. Yıllardır onları eleştirmeden emek veren, yanlarında olan Çerkes arkadaşlarımın adaylıklar belirlenirken mikron kadar etkisi olmadı. Yukarıdan birileri adayları kapalı kapılar ardında belirledi. Kimin belirlediğini kimse bilmiyor. Bu benim için başka bir soru işareti. Son olarak bence hala Türkiyelileşemediler ve hala silahın gölgesi var üzerlerinde. Ben bunu kabul etmiyorum. Barajı aşamadıklarında B planları yok ve ben geçiştirdikleri planın ne olduğunu gayet iyi biliyorum. SOKAKLAR ve karşılıklı TERÖR! Bu nedenle şu anki HDP benim yapabileceklerime yakın gelmiyor.

Geçtiğimiz günlerde diyasporada çok tartışılan konulardan biri de HDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Kaffed ziyaretiydi. Sizin bu ziyaret hakkındaki görüşlerinizi öğrenebilir miyim?

Ben çok olumlu değerlendiriyorum bu ziyareti. Biraz megalomanca gelse de 10-15 senedir benim ve bazı arkadaşlarımın yazdıklarıyla, emekleriyle bağlantılı olarak yapıldığını düşünüyorum. O ziyaretten birkaç hafta önce hatırlarsınız Kaffed bir toplantı gerçekleştirmişti. Bu toplantıları talep eden de bendim. Aynı 23 Şubat İÇD toplantısı, 9 Mart İKKD toplantısı gibi. Birçok insan bunu bilmez; kendiliğinden oluşmadı o toplantılar. O toplantıların amacı kendimizi anlatabilmekti. Farklı görüşteki ÇDP’deki arkadaşlarımızın da kendilerini ifade etmelerini sağlamak, halkın iradesini netleştirerek kimiz neyiz ne yapmak istiyoruz sorusunu sormaktı amacım. Doğru insanlar mıdır bu adaylar, bunu göstermek istedik ve yan yana durmayı kamu oyuna devlete STK’lara ve diğer partilere “Kafkasyalılar yan yana durabiliyor” imajını vermek istedik. Eskiden beri dışımızdaki kamuoyuna bizi anlatmaya çalışan az sayıdaki arkadaşlarımızın emeğinin sonucu oldu HDP’nin ziyareti emin olun. Seçim süreci biraz daha uzun olsaydı ve ÇDP tarafından o hakaret ve iftiraları servis eden iki üç kişi susturulmuş olsaydı, emin olun bütün partiler gelecekti Kaffede, Çerfed’e, Abhazfed’e, BirKaffed’e, Kafkas Vakfı’na ve bizi ciddiye almaya başlayacaklardı.

Ben son derece olumlu buluyorum kısaca Demirtaş ziyaretini ama yeterli değil. Bir başlangıç olarak görüyorum sadece. Kopartılan kıyametlere hiç itibar etmiyorum. Aynı düşünmek zorunda değiliz. Diyalog kurabiliriz herkesle. HDP de bu ülkenin insanlarından oluşan bir parti niye diyalog kurmayalım ki!?

Genelde siyasetçilere sorulur. Bende son soru olarak kaç oy almayı hedeflediğinizi sorayım.

Bu şartlar devam ederse fiyasko bir oy hedefim var. Şartlardan kastım diyalog kurulmaması, kurumlarımızın işe el koymamasında ısrar, gençlerimizin geriden izlemesinde ısrar vb… Benim alacağım oy da ÇDP’nin alacağı oy da kapasitemizin çok altında olacak. Bunun sorumlusu da hepimiz olacağız. Ancak bu diyalog kurulur, bu saçmalıklardan vazgeçilirse durum farklı olur. Hakaretler son zamanda azaldı ama sistematik olarak da zaman zaman yapıldığını biliyoruz. Bunun önüne geçilebilir. Gençler bu işe el koyar, kurumlar “bu işi bir halledelim bakalım, iki tane Çerkes birinci bölgeden neden aday oluyor!?” deyip de benim projemi gerçekleştirirse ve ikimizden biri çekilip, örneğin ben kalırsam eğer; kazanırım, girerim meclise. Çünkü 1. Bölgede böyle bir kapasite var, sırf Çerkesler bile bir milletvekilini organize olurlar, inanırlar ve işe odaklanırlar ise çıkarabilirler.

Zaman ayırıp sorularımızı cevapladığınız için çok Teşekkür ederiz.

Ben teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Umarım genel seçimler barış, dostluk ve refah içinde yaşayacağımız bir Türkiye getirir. Tüm kimlikler ve Kafkasyalılar- Çerkesler de onurlarıyla yaşayacakları şartlara hem anavatan hem tüm diyaspora ülkelerinde kavuşurlar.

Yalçın Karadaş ile Söyleşi (1):“Beni İÇD gençlerinin desteği motive etti”

Yalçın Karadaş ile Söyleşi (2): “Birinci Bölgeyi ÇDP’ye ve adayına teslim edemezdim”

Bitti.