İnar Gitsba ile Söyleşi

Abhazya’nın Türkiye Temsilciliği görevine  yakın bir zaman önce atanan İnar Gitsba, genç ve dinamik bir diplomat olarak bir süredir hem Türkiye diasporasını tanıyor hemde diplomatik faaliyetlerde bulunuyor.

Abhazya Dışişleri Bakanı Vyaçeslav Çirikba’nın Türkiye ziyareti son yıllarda Abhazya’dan Türkiye’ye gerçekleşmiş en üst düzey ziyaret olarak kayıtlara geçti. Ajans Kafkas olarak bu ziyaretin organizasyonunda görev alan ve her anına tanıklık eden İnar Gitsba’yı makamında ziyaret ettik. Çirigba ziyaretinin detaylarını konuştuğumuz Gitsba’ya, diğer Kafkasya halklarının Abhazya vatandaşlığı alma prosedüründen, Gürcistan’ın politikalarına ve Abhazya ile Rusya arasında imzalanan Stratejik Anlaşmanın tartışılan maddelerine kadar çok geniş yelpazede bir söyleşi gerçekleştirdik…

Kuban Kural: Söyleşimize sizi tanıyarak başlayalım isterseniz. Kimdir Abhazya’nın Türkiye Temsilcisi İnal Gitsba?

İnar Gitsba: Merhaba, öncelikle böyle bir fırsat verdiğiniz için size teşekkür ederim. Buradaki görevime atanmadan önce Abhazya Dış İşleri Bakanlığında Türkiye Ortadoğu Bölüm Başkanlığı görevini yürütüyordum. Ondan önce de Cumhurbaşkanlığı Araştırma Merkezi’nde görevliydim. 1997 yılında Abhazya’da Başaran kolejini kazanmıştım. 5 yıl orada eğitim aldıktan sonra Polonya’da Gdynia şehrinde uluslararası ilişkiler bölümünü kazandım. Okul bitince de Abhazya’ya döndüm ve çalışmaya başladım.

– Türkçeyi gayet iyi konuşuyorsunuz.

– Türkçeyi Başaran Kolejinde öğrenmiştim. Tabi buraya geldikten sonra daha da gelişti ve gelişiyor.

– Temsilcilik bünyesinde de oldukça genç ve dinamik bir kadronuz var gördüğüm kadarıyla. Gerçi yeni atandığınızı sizde söylediniz ama ne tarz çalışmalarınız var temsilcilik olarak. Tabi önümüzdeki dönemde ne gibi projeleriniz olacak.

2
– Evet dediğiniz gibi genç bir kadromuz var. Abhazya da yeni ve genç bir devlet, bu yüzden bürokratları ve memurları da genç. Biz göreve başladığımızdan beri iki ana hedef etrafında çalışmalarımızı yürütüyoruz. İlk olarak bölgesel bir güç ve bize de komşu olan Türkiye Cumhuriyeti ile ilişkilerimizi geliştirmeye çalışıyoruz. Amacımız tabi ki Abhazya’yı daha iyi tanıtmak. Hem devlet nezdinde hem de Türkiye halkı nezdinde Abhazya’nın daha yakından tanınmasını arzu ediyoruz. Bu konuda burada yaşayan soydaşlarımızın katkısı çok büyük. Tarihte yaşanan büyük trajedi sonucunda bu topraklara geldi soydaşlarımız. Ancak geldikten sonra buraya çok büyük hizmetleri oldu. Bu sebeple şu anda da bize bir çok konuda yardımcı olabiliyor buradaki soydaşlarımız. Bir noktanın altını daha çizmem gerekiyor; biz burada sadece Türkiye nezdinde faaliyetlerde de bulunmuyoruz. Burada bölgesel bir merkez. Bu sebeple bir çok ülkenin konsoloslukları ve temsilcilikleri var Türkiye’de. Biz bu temsilcilikler ile de ilişkilerimizi geliştirme çabası içerisindeyiz. Dış İşleri Bakanlığı’na bağlı çalışan diplomatlar olarak ilk önceliğimiz bu faaliyetler tabi ki. Ancak bizim başka sorumluluklarımız da var. Biliyorsunuz, Abhazya olarak Türkiye’de herkesin bildiği gibi çok geniş bir diasporaya sahibiz. Burada sadece Abhaz diasporasından değil bütün olarak Kafkas diasporasından bahsediyorum. Diasporamız ile de Abhazya’nın ilişkilerini güçlendirmek için faaliyetlerimiz oluyor. Biraz önce de dediğim gibi Ağustos ayı itibariyle Türkiye’de göreve başladık. Göreve geldiğimizden beri diasporadaki tüm kurumlarla eşit mesafede ilişkiler geliştirme gayreti içerisindeyiz. Bizim için diasporada yaşayan her bir birey Abhazya için çok önemli. Abhazya’nın imkanları oldukça kısıtlı ancak buna rağmen diaspora ile bağlarımızı güçlendirmek istiyoruz ve bu konuda hem Abaza temsilciler ile hem de diğer halklardan temsilciler ile çalışmak istiyoruz.

Son zamanlarda iyi gelişmeler oldu özellikle son iki üç yıl içerisinde. Abhazya ile diaspora arasındaki bağlarımız daha güçlü hale geldi. Umut ediyoruz ve inanıyoruz ki daha da güçlü olacak. Ama tabi bizim hedeflerimizi daha net ve açık bir şekilde belirtmemiz gerekiyor. Hem Abhazya’nın, hem diasporanın. Yanlış anlaşılsın istemiyorum ama bizim burada diasporanın nasıl davranacağını, nasıl hareket edeceğini söylemek, onlara ders verir, emir verir gibi müdahale etmemiz kesinlikle doğru değil. Diasporanın örgütlenmesine, diasporanın kültürümüzü, dilimizi koruyabilmesine biz nasıl destek verebiliriz? Bizim bu pozisyonda olmamız gerekir. Diasporanın iç işleyişine müdahil olmak gibi bir pozisyonumuz yok, ki zaten bu ilişkilere de zarar verir.

– Diasporadaki bütün kurumlarla çalışıyorsunuz o halde?

– Tabi, dediğim gibi biz için diasporada olan tüm gruplarla eşit mesafedeyiz. Evet son gelişmeleri de dikkate alarak Abhaz Dernekleri Federasyonu ile daha yakın çalışıyoruz. Sonuçta Abhaz-Fed Abhazya için stratejik bir partner. Ancak bu, diğer kurumları ile irtibatımız olmadığı anlamına da gelmiyor. Bir çoğu ile görüşüyoruz ve birlikte işler yapıyoruz. Bizim için her kişi, her örgüt önemli.

– Yani her kuruma kapımız açık diyorsunuz. Hepsine de kapınız açık görüşebiliyorsunuz.

– Evet, kesinlikle kapılarımız açık. Burada görüşüyoruz bir çoğuyla zaten. Ayrıca tüm etkinliklere de katılmaya çalışıyoruz. Dediğim gibi her hangi bir kompleksimiz yok bu konuda.

– Abhazya diaspora ilişkileri denilince önemli konulardan birisi de Abhazya ya dönüş yapanlar ve dönüşün teşvik edilmesi. Diasporadan Abhazya’ya dönüş yapmak isteyenler yada Abhazya’ya turistik ziyarette bulunmak isteyenlere temsilciniz hangi konularda yardımcı oluyor?

– Tanıtım faaliyetleri yürütüyoruz. Abhazya’yı, imkanlarını, coğrafi açısından yerini vs. anlatmak gibi görevlerimiz var. Son zamanlarda buraya ziyaretimize Abhazya’ya hiç gitmeyenler de geliyor. Onlara Abhazya’nın tüm sosyal ve siyasi hayatını anlatmaya çalışıyoruz. Aynı zamanda gitmek isteyenlere yardımcı oluyoruz. Biliyorsunuz vize uygulaması var Abhazya’ya. Yeni bir gelişme olarak söyleyebilirim bunu. Abhazya’ya vize alabilme sürecini ciddi manada kolaylaştırmaya çalıştık biz. Eskiden bir web sitesine girilip bir form doldurulması gerekiyordu. Abhazya’da vize başvurusunun 5 gün içerisinde incelenmesi ve ardından davetiye gibi bir belge gönderilmesi gerekiyordu. Şuanda artık böyle bir şey yok, kaldırıldı. Daha kolay bir şekilde direk buradan vize verebiliyoruz. 15-20 dakika içerisinde direk buradan temsilciliğimizden rahatlıkla vize alabiliyor insanlar artık.

1– Bu oldukça önemli bir gelişme. Peki bu uygulama sadece Abazaları mı kapsıyor yoksa tüm Kafkasyalılar hatta Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da aynı şekilde bu uygulamadan faydalanabiliyor mu?

– Tabi ki. Buradan Abhazya’ya gitmek isteyen her kişi rahatlıkla vize alabiliyor. Şu da var ki Abhazyalılara Kafkasyalılara daha da kolay gerçekleştiriliyor işlemler.

– Peki gerçekten Abhazya’ya gidip yerleşmek isteyen insanlara bürokratik anlamda bir desteğiniz yada yönlendirmeniz oluyor mu?

– Oluyor. Biz her konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz, gitmek isteyenleri doğru kanallardan yönlendiriyoruz. Biliyorsunuz Abhazya’da geri dönüş devlet komitesi var. Buradan gitmeden önce oraya gitmek ve yerleşmek isteyenler hakkında bilgi gönderiyoruz komiteye. Geri dönüş komitesinde, dönüş yapmak isteyenlerin hangi sülaleden, hangi bölgeden olduğu, akrabalarının Abhazya’da olup olmadığı gibi bilgileri oluyor. Bu şekilde dönmek isteyen gittiğinde çok daha rahat ediyor.

– Abhazya vatandaşlığı konusu diasporada çok tartışılan bir konu. Özellikle Adigelerin ve diğer Kafkas halklarının vatandaş olmaları konusunda ciddi problemler yaşanıyor. Nüfus problemi yaşayan bir Abhazya’nın diğer Kafkasya halklarına vatandaşlık vermemesi yada zorluk çıkartması da biraz garip karşılanıyor. Buradan gidecek Kafkasyalıların genelde Abhazya ile birlikte hareket edecek insanlar, buna rağmen problemler yaşanıyor. Sizi bulmuşken sormak isterim; diğer Kafkasyalı halkların vatandaşlık alabilmeleri ile ilgili yeni bir çalışma var mı?

– Şöyle ifade edeyim; Bunların çoğu hoş olmayan dedikodulardan ibaret. Ancak bu dedikodularında bir temeli var. Onun için süreci iyi anlatmak gerekiyor. Bildiğiniz gibi Abhazya Anayasasına göre Abhaz, Abazin ve Ubıhlar nerede olurlarsa olsunlar Abhazya vatandaşıdırlar. Ama bizim tabi ki doğal kardeşlerimiz Kuzey Kafkasya Halklar. Bu konuda bir sıkıntı yok. Sadece vatandaşlık alabilme şekli biraz farklı işliyor. Abaza, Abazin ve Ubıhlar Abhazya’ya geldiklerinde geri dönüş komitesinden daha hızlı bir şekilde vatandaşlık alıyorlar. Diğerlerini de Cumhurbaşkanlığı çatısında faaliyet gösteren vatandaşlık komisyonunun değerlendirmesinin ardından vatandaşlık alabiliyorlar. Örnek vermek gerekirse; biliyorsunuz Suriye’deki iç savaş dolayısıyla Abhazya’ya yaklaşık 500 kişi geri döndü. Onların içerisinde sadece Abhaz aileler değil Adıge aileler de vardı. Onların vatandaşlık sorunları o komisyon üzerinden çözüldü. Daha çok zaman alıyor tabi ki bu süreç ama Kuzey Kafkasyalı kardeşlerimiz Abhazya vatandaşlığı alamıyorlar diye bir şey yok.

– O zaman şunu açıkça söyleyebiliriz. Abhaz olmayan ve Abhazya vatandaşı olmak isteyenler de sizin temsilciliğinize başvurabiliyorlar. Siz onlara gerekli yönlendirmeleri yapıyorsunuz.

– Kesinlikle. Biz diplomatik kanallarımızla Abhazya’nın yetkili kurumlarına yönlendiriyoruz bu başvuruları.

– Biraz da güncel meselelere gelmek istiyorum. Abhazya ile Rusya arasında imzalanan stratejik ortaklık antlaşması geçtiğimiz dönemde ciddi şekilde tartışıldı. Özellikle bağımsızlığı tehlikeye atacak maddeler eleştirildi. Hatta biz sosyal medyadan şehit ailelerinin antlaşma karşıtı eylemlerini de izledik. Tartışılan maddeler hakkında sizin görüşleriniz neler?

– Bizin açımızdan anlaşma maddelerinde bir tehlike yok. Tabi sonuçta bu uluslararası bir pratik. İki devlet arasında bu tarz antlaşmalar hazırlandığında, iki tarafta da tartışmaların olması demokratik bir şekildir. Biz de bunu yaşadık aslında. İlk olarak şunu görmek lazım, Rusya Federasyonu her konuda Abhazya cumhuriyetine destek veriyor. 2008 de bağımsızlığı ilk tanıyan ülke Rusya Federasyonuydu biliyorsunuz. Tüm uluslararası alanlarda temsil edilmemiz açısından bize yardımcı oluyor. Farklı ülkelerdeki temsilcilerimize de destek veriyor. Bu antlaşmanın taslağı Rusya’da hazırlandı Abhazya’ya gönderildi ve Abhazya’nın da görüşleri soruldu. Taslak demek bu demek zaten. Bu süreçte biraz panik yaratıldı.

Tarihimizi 5000 yıl yaşadık diye biliyoruz. Bu zaman içerisinde yok olmayıp, kaybolmayıp, kültürümüzü bugüne kadar getirdiğimiz ortada. Bundan sonra da biz bağımsızlığımızı kaybetmeyiz. Rusya’nın da bu açıdan tam desteği mevcut. Dediğim gibi bu uluslararası ilişkilerde normal bir pratik. Tartışılıyor da hala. Zaten son imzalanan şekli de hem Abhazya’nın hem Rusya’nın görüşü değerlendirilerek, ortak çalışmaların sonucunda oluştu. Anlaşmanın büyüklüğünü kabul etmek gerekiyor. 2008 yılında da büyük bir antlaşma imzalandı biliyorsunuz, ondan sonra 86 diğer anlaşma daha imzalandı. Aslına bu yeni imzalanan anlaşma bütün anlaşmaları birleştiren geniş bir antlaşmadır. İlk etapta bize göre uygun olmayan maddeler de Abhazyanın verdiği öneriler sonucunda değiştirildi. Yani karşılıklı hassasiyetler dikkate alınarak imzalandı bu anlaşma. Özetle, Abhazya’nın zararına olabilecek bir şey yok.

3

– Yine bu anlaşma ile bağlantılı olarak gelişen bir olay. Rusya Federasyonu Başkan Yardımcısı Vadislav Surkov geçtiğimiz hafta Abhazya Devlet Başkanı Hacımba aile görüştü. Bu görüşmenin ardından Abhazya ve Rusya arasında sınır olmamalı diye bir açıklama yaptı Surkov. Bu açıklamanın imzalanan anlaşmanın ardından gelmesi Abhazya’nın Rusya’ya ilhak edileceği, sınırın ortadan kalkacağı şeklinde yorumlandı birçok kişi tarafından. Hatta Türkiye’de bulunan Abhaz Komitesi bir kınama yayınladı bildiğim kadarıyla. Sizce ne anlama geliyor Surkov’un açıklamaları?

– Bence bu açıklama üzerinde de gereksiz bir panik yaratıldı. Çünkü sınırın kaldırılması, sınırı yok etme şeklinde bir şey söz konusu değil. Sınırı Psou nehrinden İngur nehrine kadar çekmek söz konusu değil yani. Burada söz konusu olan malların, insanların daha rahat geçişi, ticaretin daha rahat olması için söylenmiş bir söz. Örneğin şimdi Belarus ile Kazakistan ya da Rusya Federasyonu arası ticari sınır yok gibidir. Bu durumda Belarus ve Kazakistan’ın, Rusya Federasyonu içinde olduğunu söyleyebilir miyiz? Bunlar bağımsız özgür devletlerdir. Ya da daha yakın bir örnek vereyim Avrupa devletleri arasında da kapalı bir sınır yok biliyorsunuz. Bizim açımızdan, Sayın Rusya Federasyonu Başkan Yardımcısı Viladıslav Surkov’un dediği gümrüğün kolaylaştırılması anlamındadır. Biliyorsunuz 2015 yılı 1 Ocak tarihi itibari ile Abhazya Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında gümrüksüz anlaşma yürürlüğe girdi. İşte bu anlaşmanın devamını daha sağlam bir şekilde gerçekleştirmek için geçişi kolaylaştırmak gerekiyor. Bu sınırı yok etmek şeklinde gerçekleşmeyecek tabi ki. Tabi ki sınırda asker kalacak, pasaport kontrolü olacak ama gümrük geçişleri daha kolay olacak. Amaçlanan bunlardı.

– Bir de sıcak gelişme var. Şubat ayı içerisinde Abhazya Dış İşleri Bakanı Viyeçeslav Çirikba Türkiye’de çeşitli temaslarda bulundu sizde Çirikba’ nın devamlı yanındaydınız. Neydi bu ziyaretin amacı ve görüşmeler nasıl geçti?

– Zaman zaman çabalarımız maalesef baskı altına alınabiliyor. Onun için biraz daha kapalı bir şekilde gerçekleştirdik bu ziyareti. Biz Abhazya Cumhuriyeti olarak tüm ülkelerle, öncelikle de komşu ülkelerimizle ve Türkiye Cumhuriyeti ile bölgesel bir güç devlet olarak, komşu olarak ilişkilerimizi barışçıl, dostça geliştirmek arzusundayız. Dediğiniz gibi Şubat 2015 tarihinde Abhazya Cumhuriyeti Dış İşleri Bakanı Sayın Viyeçeslav Çirikba, Türkiye Cumhuriyeti’nin başkenti Ankara’ya ziyarette bulundu. Ziyaretlerde insani, ekonomik ve siyasi nitelikte toplantılar gerçekleştirildi. Bizim amacımız Abhazya’yı tüm dünya ülkelerine açabilmek. Biz gerçekten barışsever bir halkız. Barış içerisinde yaşamak isteyen bir halkız. Dediğim gibi komşularımızla iyi ilişkiler içerisinde hayatımızı sürdürmek amacındayız. Türkiye ile de bölgesel bir güç olarak ve tarihsel, doğal bir komşu olarak ilişkilerimizi daha güçlü bir şekilde sürdürmek istiyoruz. Türkiye Cumhuriyeti biliyorsunuz 1992-93 yıllarından sonra Abhazya’ya karşı uygulanan ambargonun bir parçası. Bu ambargoya rağmen çok fazla destek geliyor Abhazya’ya. Gıda, sağlık vb. alanlarda çeşitli malzemeler buradan geldi. Tabi bunlar bizim diasporamızın çabaları sayesinde oldu. Ama Türkiye o süreçte ciddi bir tepki koymadı. Olmaz, gemilerimiz oraya gidemez gibi bir yasak koymadı. Tarihsel olarak da bakarsak, yani Osmanlı devleti ile bizim ilişkilerimiz çok iyiydi. Bugünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin inşasında da bizim soydaşlarımız mücadele ettiler. Yanlış değilse 1. Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı Abaza Rauf Orbay’dı. Onun için böyle doğal ilişkilerimizi güçlendirmek ve geliştirmek amacıyla ziyaretlerimizi gerçekleştiriyoruz. Aynı zamanda bugün uluslararası jeopolitik ve konjonktürel bir durum söz konusu. Abhazya ile Rusya arası dost ilişkilerimiz var malum. Son zamanlarda takip edebiliyoruz Rusya ile Türkiye arası yakınlaşmalar da başladı. Çok samimi ilişkiler görüyoruz. O sürece içerisinde Abhazya da bir katkıda bulunmak istiyor. Abhazya aslında Türkiye için Rusya pazarına ulaşmakta ya da Rusya Türkiye ilişkileri açısından bir kapı olarak kabul edilmeli. Abhazya gerçekten bugün çok avantajlı bir durumda. Abhazya’nın inşası çok hızlı gerçekleşiyor. Abhazya coğrafyası ikliminden dolayı yatırım yapılabilecek bir bölge. Şu an Abhazya gerçekten -en çok tabi ki Rusya federasyonu- bir çok ülke tarafından ilgi çeken bir konumda. Türkiye’den de iş yapacak şirketler, iş adamları, yatırım yapanlar Abhazya’ya gidiyorlar . Gurur duyuyoruz biz bununla. Bir çok yenilik getiriyorlar Abhazya’ya. Biz bunun daha da artmasını arzuluyoruz. Girişimlerimiz de bu yönde.

– Bu anlamda Çirikba’nın Türkiye ziyaretinin verimli geçtiğini söyleyebilir miyiz?

– Evet, kesinlikle söyleyebiliriz. Abhazya’nın tanıtımı açısından, imkanlarımızla karşılaştırıldığında çok verimli geçtiğini söyleyebiliriz.

– Ziyaretin ardından Gürcistan’ın Türkiye’ye Nota verdiğini okuduk basından. Gürcistan’ın bu engelleme çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Başka neler yapıyor Gürcistan bu girişimleri engellemek için?

– Aslında biz artık alıştık bunlara. Gürcistan’ın politikası bir türlü değişmiyor. Halen toprak bütünlüğü masallarıyla politikasını yürütmeye çalışıyor. Tiflis’in bu ziyaretteki öfkesinin nedenleri de açık. Bakanımızın ziyaretleri Gürcistan’ın Abhazya ile dış dünyanın temasına yönelik maksimum izolasyon planlarını ihlal etmiştir. Ama bugün 21. YY’da bir halkı, bir devleti izole etmek artık mümkün değil. Bu politikalar, Gürcü yetkililerin açıklamaları, Abhazya’ya yönelik dikenli telden çit oluşturma vizyonları yanlıştır. Bunu artık görmeleri lazım. Her hangi bir ülke ile ilişkilerimizi daha sıcak, daha samimi bir şekilde gerçekleştirmek istediğimizde Gürcistan engel olmaya çalışıyor. Bu konuda başka örnekler de var. Biliyorsunuz geçen hafta Belgrad’da bir uluslararası bir turizm fuarı gerçekleştirildi. O fuarda Abhazya’nın devlet sembolü Cumhuriyet Bayrağı Abhazya Ticaret Odası’nın resmi stantlarından zorla alındı. Bu olayın bir uluslararası etkinlikte gerçekleşmesi, Abhazya’nın varlığını, Abhazya delegasyonunun katılımını ticaretin doğasına aykırı bir şekilde engelleme çabasıdır. Başka bir örnek olarak, geçen sene Türkiye Gazeteciler Federasyonu 44. Olağanüstü kongresini Abhazya’da gerçekleştirmişti. Onlar Abhazya’ya gitmeden önce Gürcistan Büyükelçiliği delegasyonu çağırdı ve gitmeyin telkininde bulundu. Bu baskıya rağmen gazeteciler bağımsız bir örgüt olarak gittiler ve kongreyi gerçekleştirdiler. Buna benzer bir çok konu var. Her attığımız adımda bize engel olmaya, bizi izole etmeye çalışıyorlar. Bizim uluslararası bir aileye katılmamızı istemiyorlar. Sanki biz yokmuşuz gibi, sanki Gürcistan toprak bütünlüğü içendeymişiz gibi göstermeye çalışıyorlar ama artık o duruma dönüş yok. Abhazya hiçbir zaman Gürcistan’a geri dönmeyecek. Eğer Gürcistan bunu anlayıp, Abhazya ile iki devlet arasında olması gerektiği gibi ilişkiler kurmak isterse Abhazya buna açık. Böyle bir adım Güney Kafkasya bölgesi için, hem ekonomik, hem insani ilişkiler açısından çok da faydalı olacak. Ama maalesef böyle bir iyi niyet göremiyoruz.

– Yani siz Abhazya olarak belli kriterler sağlandığı takdirde Gürcistan ile görüşmeye açıksınız?

– Açığız tabi ki. İki bağımsız devlet olarak ilişkilerimizi sürdürmeye ve o ilişkilerin inşasına başlamaya hazırız. Ama bunun için bizi iyi bir komşu devlet olarak tanımaları gerekiyor. Mesela bakın, biz zaman zaman sosyal medyada Gürcistan devlet yetkililerden çeşitli açıklamalar duyuyoruz. “Biz iyi niyetliyiz, biz Abhazya ile diyalog içerisinde olmak istiyoruz” şeklinde. Cenevre görüşmelerini biliyorsunuz, Abhazya 6 senedir Gürcistan, Rusya Federasyonu, Güney Osetya, Avrupa ve ABD temsilcileri ile birlikte görüşmelere katılıyor. Orada görüşlerimizi önerilerimizi aktarıyoruz. En önemli konulardan biri; Gürcistan tarafından, Abhazya ile Güney Osetya’ya saldırmazlık anlaşması imzalanması. Buna itiraz edip, kabul etmiyorlar. Biz Abhazya’ya saldırmayacağız, askerlerimizle işgal etmeyeceğiz diyemiyorlar. Aynı zamanda biz iyi niyetliyiz, diyalog içerisinde olmak istiyoruz diyorlar. Bunlar devlet ciddiyetinden uzak yaklaşımlar.

cirikba-yasinaktay– Çirikba’nın Türkiye ziyaretinin ardından Gürcistan büyükelçisi şöyle bir açıklama yaptı; Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı Yasin Aktay görüşmesi siyasi anlamda Çirikba’nın gerçekleştirdiği önemli görüşmelerden bir tanesiydi. Gürcistan Büyükelçisi’nin açıklamasına göre Yasin Aktay Çirikba ile görüşeceğini bilmediğini söylemiş kendisine. Sizi bulmuşken birinci ağızdan öğrenmek isterim. Yasin Aktay gerçekten kiminle görüşeceği konusunda bilgilendirilmemiş miydi yoksa Türkiye diplomatik bir manevra yaparak geleneksel Gürcistan yanlısı tutumuna geri mi döndü?

– Biz uluslararası ilişkilerin ve jeopolitik süreçlerin farkındayız. Abhazya ile Türkiye ilişkilerinin, Türkiye’nin başka ülkelerle olan ilişkilerine zarar vermesini istemeyiz. Tabi ki Türkiye Gürcistan ilişkileri ayrı bir konu. Ancak Abhazya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı’nın Türkiye ziyareti komşu ülkeler ile iş birliğinin daha uyumlu hale getirilmesi amacıyla Abhazya Dışişleri Bakanlığı’nın bilinçli stratejisinin sonucuydu. Abhazya Cumhuriyeti, Abhaz yetkililerin kimle, ne zaman görüşme yapacağına kendisi karar vermeye devam edecektir. Bazen çok şaşırıyoruz. Mesela Gürcistan diğer ülkelere onlarla görüşmeyeceksiniz, oraya gitmeyeceksiniz, yatırım yapmayacaksınız, bağlantılarınız olmayacak şeklinde konuşmalar yapabiliyor, bu hiç hoş bir davranış değil. Bir devlet, bağımsız dış ilişkiler kuruyor ve bunları sürdürüyorsa, kiminle görüşeceğini, kiminle ne konuşacağını kendisi bilir. Ama biraz önce de dediğim gibi, bizim Türkiye ile ilişkilerimizden dolayı Türkiye’nin diğer ülkelerle ilişkileri zarar görsün istemeyiz.

– Bu açıklamanızdan Yasin Aktay görüşmesinin diplomatik girişimlerden sonra gerçekleşmiş bir görüşme olduğu sonucunu çıkarabiliriz sanırım.

– Tabi ki. Biliyorsunuz bu tarz ciddi görüşmelerden önce ön çalışmalar olur. Bir yere gidip ben sizinle görüşmek istiyorum, siz benimle görüşmek zorundasınız gibi bir şey diplomaside yoktur. Bir protokolü vardır her görüşmenin. Biz o açıdan rutin protokole uyduk.

– Yasin Aktay görüşmesinden basına yansıyan bir diğer konu da Tayland benzeri bir ilişkinin geliştirilip geliştirilemeyeceği konusu. Anladığım kadarıyla görüşmeleriniz sırasında Yasin Aktay bir açıklama yaptı bu konuda. Sizce yakın gelecekte Tayland benzeri bir Abhazya Temsilciliğinin Ankara’da kurulma ihtimali var mı? Tanımadan da olsa ilişki geliştirmek için bir temsilcilik sonuçta Tayland Temsilciliği.

– Dediğim gibi biz tüm dünya ile barışçı ilişkilerimizi gerçekleştirmek istiyoruz. Özellikle komşu ülkelerimiz ile. Mesela dünyadan birçok örnek alabiliriz. Aklıma ilk gelen örnek Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti. Mesela Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vatandaşlarının pasaportlarına Fransa, İngiltere, Amerika ve diğer ülkeler vize verebiliyorlar.. O ülkeler Kuzey Kıbrıs’ın bağımsızlığını tanımıyorlar ama aynı zamanda oranın pasaportlarına vize veriyorlar. Niye diğer ülkeler içinde benzer bir çalışma yapılamasın ki. Bizim durumumuzda olan ülkelere çifte standart uygulandığını düşünüyorum açıkçası. Ya da ulaşım açısından düşünelim, bu sonuçta insani bir konudur. Hele bizim durumumuz için. Türkiye’de ciddi büyüklükte bir diasporamız var. Abhazya’da bu insanların akrabaları var. Ancak serbest dolaşım hakkından mahrumlar. Aynı zamanda dediğiniz gibi Tayland örneği. Tayland çoğu ülke tarafından bağımsızlığı tanınmamış bir ülke ama aynı zamanda ticari ilişkileri gerçekleştiriliyor. Türkiye Cumhuriyeti Tayland’ın bağımsızlığını tanımadı ama ticari temsilciliği var burada. Böyle bir şey oluyorsa niye Abhazya için olamıyor. Bence ciddi bir sebebi yok. Ama tabi ki biz geleceğimize umutla bakıp çalışmalarımızı devam ettireceğiz. İnşallah bir gün gelecek arzuladığımız gelişmelerin hepsi gerçekleşecek.

– Öncelikle sorularıma verdiğiniz cevaplar için çok teşekkür ederim. Son olarak Türkiye’de bulunan Kafkas diasporasına ve Türkiye halkına mesajınızı alabilirim.

– Ben teşekkür ederim. Son olarak şunları söylemek isterim. Biz Türkiye’de ki her vatandaşımızın, soydaşımızın Abhazya için çok önemli önemli olduğunun farkındayız. Burada da kültürümüzü, dilimizi dansımızı, geleneksel değerlerimizi koruyabilmek açısından daha çok çaba harcamamız gerekiyor. Tabi bazı sorunlar olabilir. Biz bunların farkındayız. Ama bunları çözebilmemiz gerektiğinin de farkındayız. O açıdan Abhazya Cumhuriyeti Türkiye Tam Yetkili Temsilciliğinin her konuda yardımcı olmaya hazır olduğunu herkesin bilmesini isterim. Temsilcilik bünyesinde herkese konforlu bir ortam hazırlamaya çalışıyoruz. Herkese açığız bu anlamda. Diaspora ile Abhazya arasındaki ilişkilerimizi geliştirmemiz şart. Ne yapabiliriz, nasıl katkıda bulunabiliriz bunları düşünelim. Projelerimizi gerçekleştirelim. Biz burada 6 – 7 aydır çalışıyoruz. Ve şunu gördük ki çok büyük bir potansiyelimiz var. Bunu harekete geçirebilmeliyiz. Abhazya gerçekten her konuya açık, buyurun gelin. Bizim için nasıl anavatan ise, sizin için de öyle.