İpek Yolu’ndaki Derbent’in sancıları

Derbent/Ajans Kafkas – Reuters muhabiri James Kinler Kafkasya’nın kuzeyini güneyine bağlayan en önemli geçidi tutan Hazar’ın kıyısındaki Dağıstan kenti Derbent izlenimlerini yazdı.

Ajans Kafkas’ın çevirisiyle işte Kinler’in gözüyle Derbent:
Bir zamanlar müstahkem Derbent şehrinde pazar tezgahlarını baharatlar ve ipekler süslerdi; şimdi ise çoğunlukla sebze ve ev temizlik ürünleri dolduruyor bu tezgahları. Rüzgar plastik torbaları Dünya Mirası Sit Alanı’nın dar sokaklarında uçururken donmuş balık ve et kokusu her yanı kaplıyor. Bir kaç adımlık uzaklıkta Hazar Denizi’nin dalgaları güneşte yanmış kumsalı hafifçe dövüyor.   

Eğer Asya ile Avrupa arasında uzanan İpek Yolu üzerinde bir mola yeri olarak bin 500 yıl önce inşa edilen bu kale dünyanın başka bir yerinde olsaydı yığınla turist çekebilirdi.

Fakat Rusya’nın Kuzey Kafkasya bölgesinde ayrılıkçı milliyetçilerden radikal İslamcılara varan çeşitli güçler Moskova’yla on yıldan fazla bir süreden beri savaşıyorlar ve Derbent bu savaşın sosyal ve ekonomik izlerini taşıyor.     

Sade bir Rus tatilci çift, el ele şehrin sokaklarında geziyor. Çiftin söylediğine göre arkadaşları Rusya’nın güney ucunda yer alan ve çoğunlukla Müslüman olan Dağıstan’ın Derbent şehrine gezi düzenleyeceklerini duyunca epey şaşırmışlar. “Bizi buraya gelmememiz konusunda uyardılar. Buranın güvenli olmadığını ve bizim çılgın olduğumuzu söylediler” diyor Moskovalı 23 yaşındaki Natalia Pototskaya.

Dağıstan’ın batı komşusu Çeçenya 1994’ten beri Dağıstan’a ve çevre bölgelere taşan şiddet olaylarını doğuran iki ayrılıkçı savaşla yerle bir edildi. 

2002 yılında bir insani yardım kuruluşunun Hollandalı çalışanı kaçırıldı ve ancak bir-bir buçuk yıl sonra 1 milyon Euro fidye ödendikte sonra serbest bırakıldı. Şiddet olayları aralıklarla sürüyor. Geçen haziran ayında bir okul bahçesinde eğitim yapan dört polis memuru bir bombalama olayında can verdiler.    

Bazı analistlere göre Dağıstan İslamcı militanlar için bir yetişme kampı haline geliyor ve Çeçenya’da savaş etkisini yitirirken bu militanlar yeniden bombalama ve adam kaçırma olayları gerçekleştirebilir.  

Yüz bin civarında nüfusu olan Derbent’te ise halk en çok imkanların yoluğundan şikayetçi. Küçük kuaför dükkanında müşterilerinin saçını tıraş ederken şöyle diyor bir berber: “Asıl sorun gençlerin iş bulamaması. Derbent eskide daha iyi günler gördü.” 

Derbent’in merkez camisinin sessiz avlusunda oturan 52 yaşındaki veteriner Alim Akperov’a göre çocukları için en iyi seçenek Dağıstan’ı terk etmek.  

“Tüm enstitüler ve fabrikalar kapatıldı, suç oranı ve uyuşturucu madde kullanımı artıyor” diye ekliyor. Eski sur üstleri şırınga iğneleri, votka şişeleri ve sigara izmaritleriyle bir çöplüğü andırıyor ve Derbent’in kumsallarını turistler değil pasaklı balıkçılar dolduruyor.   

HAZAR KAPILARI

Derbent şehri, Hazar Denizi ile yüksek Kafkas dağları arasıda kalan dar ve düz şeritte yer alıp İpek Yolu’ndan geçen tacirleri ve deve kervanları için tek geçit.    

Bin yıl önce Avrupa’yı Çin’e bağlayan ticari bir kentler ağı olan İpek Yolu, tüccarların lüks malları ve gıda ürünlerini pazarladığı, dedikoduların değiş tokuş edildiği ve akademisyenlerin bilgi yaydığı medeni dünyanın atardamarıydı. Bölge ticaretini kontrol etmek için Derbent yöneticileri rivayete göre 40 km uzunluğunda ve geçit boyunca 30 kuleyle tahkim edilen bir sur inşa ettiler. Derbent kalesi, surdan geçen tek yol olan Hazar Kapıları’nı güvenliğini sağlardı.

Rus yetkililer ezici fakirliğin Dağıstan gibi yerlerde radikallerin doğmasına zemin hazırladığı savunuyor ve bunu önlemek için Dağıstan’a milyonlarca ruble sübvansiyon yardımında bulunduklarını belirtiyor. Fakat bu yardımın büyük bir kısmı yolsuzlukla yerel yetkililerin cebine giriyor. 

Derbent’ten birkaç yüz kilometre Hazar kıyısına doğru Dağıstan’ın başkenti Mahaçkale çıkar karşınıza. Şehrin merkezinde Sovyet döneminden kalan devasa bir fabrika atıl halde duruyor; Hafta ortası olmasına rağmen genç yetişkinler sokaklarda geziyor ya da kirli sahilde uzanıyorlar. Şehrin dış mahallesinde sıra konutların önünde 52 yaşındaki Anna Kamilova elinde bir sepet üzüm taşıyor. Sovyetler Birliği dağılmadan önce Kamilova fabrikada çalışarak iyi bir maaş aldığını söylüyor. Şimdi ise sokakları temizleyerek ancak bin ruble (40 dolar) kazanıyor. Elindeki üzümleri pazarda satarak aile bütçesine katkıda bulunuyor.  “Ailenin tamamı burada yaşıyor; ama gençler daha iyi bir yaşam için buradan gitmek zorundalar” diyor.

O konuşurken arkasında federal güçlerle direnişçiler arasında çıkan silahlı çatışmadan bir mermi beliriyor. Yaklaşık iki yıl önce direnişçiler iki katlı bir apartmanın etrafını çevirmişler. AD/FT

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone