Mashadov, anılan ve anılacak adam…

Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti’nin demokratik seçimlerle seçilmiş son Devlet Başkanı Aslan Mashadov, Rus güçler tarafından 8 Mart 2005’te katledilmesinin üçüncü yıldönümünde anılıyor.

Savaş nedeniyle Avrupa’nın çeşitli ülkelerine savrulmuş Çeçen mülteciler başkanlarını unutmadı. Mashadov’un anısına 8 Mart günü Danimarka’nın başkenti  Kopenhag, Belçika’nın başkenti Brüksel ve Fransa’nın Strasbourg kentinde anma programları düzenlendi.

Danimarka’daki törene Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti hükümeti temsilcileri, mülteciler ve diaspora temsilcileri katıldı.
Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti Başsavcısı İsa Munayev, Basın ve Enformasyon Bakanı İlyas Musayev, savcı yardımcısı Salambek Amayev, sanatçı Sulumbek İdrisov, Türkiye’deki Çeçen mültecilerin temsilcisi Kamal Naşho, Danimarka’daki Adıge topluluğu temsilcisi Ruslan Kuşkhov, Irak’taki Çeçenlerin temsilcisi Adil Gala törende yaptıkları konuşmalarla Mashadov’un kişiliğini ve hizmetlerini anlattı. Çeçen temsilciler, Rusya’yı terörizmin asıl merkezi olmakla suçlarken, Kafkasya’nın özgürleşmesine dair temennilerini dile getirdi.

Brüksel’de düzenlenen mitingde ise Albay Sultan Arsayev, Ruslanbek Ediyev, Movladi Muradov, Umar Sultanov, Vaha İbrahimov gibi Çeçen temsilciler katıldı. Buradaki konuşmalarda da Mashadov yad edilirken Rusya’nın Çeçenya’da sürdürdüğü devlet terörüne parmak basıldı. Mashadov’un öldürülmesinin uluslararası mahkemelere taşınması gerektiğini vurgulayan katılımcılar ayrıca Rusların üç yıldır Çeçen liderin cesedini gömülmesi için ailesine vermemesini de şiddetle kınadı.

Strasbourg’daki eylem ise Fransa’daki Çeçen-İçkerya Cumhuriyeti temsilcisi Salambek Dahayev’in okuduğu dua ile başladı. Dahayev, Mashadov’un gerçek bir savaşçı, lider ve halkının gerçek evladı olduğunu söyledi. Katılımcılar Mashadov’un cesedinin ailesine verilmesi çağrısının yer aldığı bir mektubu Rus konsolosluğunun önündeki posta kutusuna bıraktı.

Moskova’da da anılacak

13 Mart’ta ise Savaş Karşıtı Kulüp Mashadov’un anısına Moskova’da bir miting yapacak. Savaş Karşıtı Kulüp’ün temsilcisi İrina Vologina, “Mashadov üç yıl önce tek taraflı barış müzakeresi başlatmayı teklif etti ve o dönem tüm silahlı gruplar ona itaat ediyordu. Mashadov’u öldürerek Rusya yönetimi Çeçenya’da devam eden savaşı durdurma konusundaki gerçek şansı kaçırdı” dedi. Vologina, Mashadov’un şeref, vicdan ve sağlıklı bir düşünceye sahip olmayan kişilerce öldürüldüğünü, bu cinayetin mantıksal hiçbir açıklaması olmadığını, özellikle bunun böyle olduğunun şu günlerde sıkça İnguşetya, Dağıstan, Kabardey-Balkar’dan patlama ve çatışma haberlerinin gelmesiyle daha da iyi anlaşıldığını belirterek, “Sürekli olarak Çeçenya’da durumun normale döndüğü söyleniyor. Ancak bunun ne pahasına olduğunun sorulması gerekir” dedi. CHNWS/KU/ÖZ/FT

 

Mashadov’un ardından iki yazı:

ASLAN MASHADOV ÖLMEDİ, YAŞIYOR !

MEHDİ NÜZHET ÇETİNBAŞ

Çeçenistan bağımsızlık mücadelesinin adı gibi yiğit “Aslan” komutanı şehadet şerbetini içti.

Bütün dünyanın gözü önünde, 21. asrın başında soykırıma uğratılan, bir milyonluk nüfustan şehit olan 250 bin Çeçen arasına Devlet Başkanı Aslan Mashadov da katıldı.

Mashadov’un genç yaşta aklaşmış sakallarıyla her zaman gülen çehresini daima hatırlayacağız.

Dörtyüz yıldır devam eden Kafkas-Rus savaşları çerçevesinde, Çarlık Rusyası dahil olmak

üzere Ruslar Kafkasya’da oluk oluk kan akıttılar.

1864 yılında Kuzey Kafkasya’yı işgal eden Ruslar, yaklaşık iki milyon Kuzey Kafkasyalıyı yurtlarından sürdüler.

Bugün dünyanın dörtbir yanına savrulmuş vaziyette yaşayan Kuzey Kafkasya diasporasının sorumlusu Çarlık Rusyası ve onun mirasçısı komünist Rusya ve onun bugünkü devamı Rusya Federasyonu’dur.

Devletlerin ismi değişse de, Kafkasya’da zulüm bitmemiştir. 1991 yılında yıkılan Sovyetler Birliği’nin ardından kurulan Rusya Federasyonu, önceki dönemlere rahmet okuturcasına soykırıma devam etmektedir.

1992 yılında oluşturulan Rusya Federasyonu’na katılmak istemeyen Çeçenistan, bağımsızlık yönünde irade beyan etmiştir.

Yugoslavya Federasyonu’nun dağılmasına nezaret eden, Çek ve Slovak halklarının ayrılmasında hakemlik yapan batı Çeçenistan’ın Rusya Federasyonu’na katılmama kararı karşısında Rusya’nın uyguladığı şiddete sessiz kalmıştır.

Aslan Mashadov Çeçen bağımsızlık mücadelesinin önemli isimleri arasında yer almıştır. Dudayev’in başkanlığı döneminde Aslan Mashadov Çeçenistan Genelkurmay Başkanı olarak orduyu yöneten insandır. Aslan Mashadov, Dudayev’in şehadetinden sonra kazanılan zaferin mimarıdır.

Aslan Mashadov 1996 yılının 31 Ağustosunda devlet başkanı Yeltsin’in Çeçenistan nezdindeki temsilcisi Aleksandr Lebed ile Hasavyurt anlaşmasına imza koyarak Çeçen zaferini belgeleyen insandır.

Mashadov 1996 ateşkes anlaşmasının ardından Çeçenistan’ı ayağa kaldırmak için büyük uğraş verdi. Zaferden sonra kendisini ziyaret eden heyetlere "asıl şimdi Çeçenistan’a destek verin" demekten kendini alamıyordu.

Ruslar Mashadov yönetimini başarısız kılmak için ellerinden geleni yaptılar. Çeçenistan’da olmadık provokasyonlar tertip ettiler. Adam kaçırdılar, faili meçhul cinayetlerle Çeçenistan’ı karıştırdılar. Bağımsızlık yolunda yürüyen Çeçenistan’ın yürüyüşünü sabote etmek için akla hayale gelmedik tertiplerde bulundular.

Bugün halen tartışmaya açık olan Dağıstan provokasyonu ile Şamil Basayev ve bir grup arkadaşını provoke eden Rusya başarılı olmuş, Dağıstan olaylarını bahane ederek barış sürecini kesintiye uğratmıştır.

İkinci savaşa meydan vermemek için yoğun bir uğraş veren Aslan Mashadov ikinci Rus-Çeçen savaşının başlamasını önleyemedi.

Mashadov’a, Rus kuvvetlerine karşı savunma yapmaktan başka bir seçenek kalmadı. Ve o da bunu yaptı.

Aslan Mashadov 1997 yılında Zelimhan Yandarbiyev, Şamil Basayev gibi isimlerin de katıldığı, dünyaya örnek teşkil edecek demokratik bir seçimle devlet başkanı oldu. Halkı için çoluğunu çocuğunu unutarak kendisini ülkesine adadı. Yıllarca Çeçenistan’ı karış karış savundu.

Mashadov son iki yıldır Çeçenistan’da barışın tesis edilmesi için temsilcisi Ahmedov’u görevlendirerek, kamuoyunda "Ahmadov Planı" olarak bilinen çözüm önerilerini dünya kamuoyuna sunmuştu.

Barış çağrıları tüm dünyada ve Rus aydınları arasında geniş yankı bulan Mashadov tek taraflı ateşkes ilan ederek iyi niyetli adımlarını pekiştirmişti.

Ruslar, Dudayev ve Yandarbiyev’den sonra Aslan Mashadov’a da suikast düzenlediler.

Halkın oylarıyla seçilerek ülkesinin başına geçmiş bir lideri önce savaşa mecbur eden, daha sonra yasadışı (!) ilan ederek terörist muamelesi yapan Rusya bütün dünya ile alay etmektedir.

Çeçenistan’da diyaloga açık, şartsız olarak masaya oturmaya hazır, "Putin’le 30 dakikalık başbaşa görüşmede Çeçenistan meselesi hallolur" diyen meşru bir lideri katletmekle Rusya, barış yolunu da dinamitlemiştir.

Çeçenistan’da Aslan Mashadov’un ölümü büyük bir infial yaratacaktır. Rus yanlısı kukla hükümetin nüfuz bölgesinde yaşamak zorunda kalan Çeçenlerin de büyük bir üzüntü içinde olduğu kuşkusuzdur.

Stadyumda bombayla havaya uçurulan Rusya’nın kuklası Ahmet Kadirov ve onun oğlu Ramzan Kadirov gibi ırz düşmanları ile elele veren Rus yönetimi Çeçen halkının izzet-i nefsi ile fazlaca oynamıştır.

"Rusya Kahramanı" madalyası ile ödüllendirilen Ramzan Kadirov halkına ihanet eden bir haindir. Ruslara yaranmak için Aslan Mashadov’un 70 yaşındaki amcası, teyzesi ve halası gibi yakınlarını kaçırarak işkence yapan Ramzan Kadirov, Aslan Mashadov’u devreden çıkarmak için yoğun çaba sarfetmiştir. Rus yönetiminin Mashadov’la masaya oturmaması için çaba sarfedenlerin başında Alhanov ve Kadirov gibi hainler bulunmaktadır.

Mashadov’un ölümüyle Çeçen savaşı daha kanlı bir safhaya girmiştir. Dudayev ve Yandarbiyev suikastlerinde Rusya aktiftir. Mashadov’un katledilmesinde ise, işbirlikçi hain Çeçenlerin parmağı vardır.

Ramzan Kadirov, Alu Alhanov ve daha birçok işbirlikçi Çeçenin önümüzdeki günlerde Çeçen milli güçlerince ortadan kaldırılması hiç sürpriz olmayacaktır. Yine önümüzdeki günlerde Rusya’nın birçok yerinde Çeçen savaşçılar tarafından düzenlenecek intihar saldırıları da Rusya için şaşırtıcı olmamalıdır.

Rusya bu olayları bilinçli olarak tezgahlamaktadır. Rusya Mashadov’u öldürerek Çeçenistan savaşında yeni bir safha açmıştır.

Putin yönetimi Çeçen savaşını bahane ederek üniterleşme yolunda yeni adımlar atmaya çalışacaktır. Putin, henüz resmen ilan etmemiş olmakla birlikte, Çarlığı yeniden ihdas etme yolunda ilerlemektedir.

Çeçenistan’da 250 bin insanın hayatına malolan özgürlük mücadelesi Putin’in sandığı gibi sona ermeyecektir. İmam Şamil’in dediği gibi "Petrolar, Katherinalar ve nice çarların öldüğü gibi", gün gelecek Putinler de ölecek, ama Çeçen özgürlük savaşı devam edecektir.

Aslan Mashadov her onurlu Çeçen gibi yaşadı ve öldü. Şehid oldu. Allah katında şehitlere öldü demek yanlıştır. Allah Kur’anda şehitlerin ölmediğini, yaşadığını söylüyor.

Aslan Mashadov da, Dudayev ve Yandarbiyev gibi ruhuyla Çeçen mücadelesinin yanındadır. O yine mücadeleye devam edecek. Putin’in uykuları kaçacak, çünkü Aslan Mashadov ölmedi, yaşıyor.
Çeçenistan’da yüzbinlerce Aslan Mashadov var. 09.03.2005
http://www.kafkas.org.tr/absolut/showarticle.php?articleID=3562

…………………………..

 

Portre: Aslan Mashadov

Korkunç İvan’ın ruhu şad oldu!

FEHİM TAŞTEKİN

Mashadov, yıllarca Sovyet ordusuna hizmet verdi, dağılma sonrası Çeçenya’nın bağımsızlığı için çalıştı. 1997’de dünyanın ‘adil’ dediği seçimle Çeçenlerin lideri oldu. İkinci Rus işgaliyle isyancı konumuna düşen Mashadov’un ölümüyle barış kaybetti

 

12 yılda nüfusunun dörtte birini toprağa gömmüş Çeçenya’nın özlemini çektiği tek şey barıştı. Öldürülmekten, sürgün yaşamaktan, kaçırılmaktan, fidye ve cesetlere haraç ödemekten, yağma-işkence-ölümün öteki adı zaçiskalara (temizlik operasyonu) kurban vermekten yorulmuştu. Her şeyini yitirmiş çaresiz insanları ‘Yok ediliyoruz, duyun ey insanlar’ diyebilmek için ‘terör’ gibi akla ziyan yollara saparken, bu ülkenin seçilmiş Devlet Başkanı Aslan Mashadov, iki savaşta 250 bin insanı toprağa gömdüklerini unutma pahasına ‘bağımsızlık talebini’ masadan kaldırarak, ‘Yeter ki savaş dursun’ diyordu. 1999’dan beri sürekli Rusya lideri Vladimir Putin’e ‘Önkoşulsuz masaya oturalım’ çağrısı yapmıştı. Batı’nın masada görüşülecek adam gözüyle baktığı, aslında Rusya’nın da yegâne seçeneği 8 Mart’ta öldürüldü. Barış susturuldu.
Çeçenya, Fransız düşünür Andre Glucksmann’a göre Charles De Gaulle’ünü, The Guardian’a göre Yaser Arafat’ını, IWPR’ın Kafkasya editörü Tom de Wall’a göre ise Atatürk’ünü kaybetti. Ya Çeçenlere göre? Onlar meşru devlet başkanlarını yitirmişti. Elbette bir yok oluş değildi. Uğurladıkları ilk lider de değildi. 1996’da Cahar Dudayev, 2003’te Zelimhan Yandarbiyev öldürülmüştü. ‘Her bir ferdi bir lider’ sözünün kof olmadığı bir yerdi burası. Tarihte savaşta esir alınanlar hariç, köleliğin mayalanamadığı ender bir coğrafyanın çocuklarıydı. Her türlü toplumsal ilişkiler çok sıkı kurallara bağlı olduğu halde herkes birbirine
adıyla hitap edecek kadar eşitti. Devlet başkanına ‘Aslan’ diyen Çeçen gencine ‘Senin ne haddine’ diyecek çıkmazdı. Saygısızlık en ağır suçtu ama makam, mevki, statü ve yaş farkını ‘bey’, ‘efendi’, ‘sayın’ gibi taltife matuf sıfatlarla taçlandırmak Çeçenlerin kitabında yoktu. O nedenledir ki, bu topraklar asiler yetiştirmede pek mümbitti…

Sürgün çocukları
Mashadov çoğu akranı gibi, Joseph Stalin tarafından Çeçenlerin 1944’te topluca sürgüne gönderildiği Kazakistan’da 1951’de doğdu. 1957’de vatanıyla buluştuğunda altı yaşındaydı. Sürgünün tadını anne sütüyle tatmıştı. İkinci kez ‘Vatanıma dönüyorum’ dediğinde Rus ordusunda komutandı. 1971’de Tiflis Topçu Okulu’nu, 1978’de Leningrad Askeri Akademisi’ni bitirdiğinden beri Kızıl Ordu’nun emrindeydi. En büyük utancı, 1991’de Litvanya’da milliyetçi özgürlük isyanını bastırmasıydı. Dolayısıyla 1992’de ordudan istifa ederek Ruslarla 400 yıllık hesaba kaldığı yerden devam eden milletinin safına geçerek bu utancından kurtulmaya çalıştı. Artık vatanında genelkurmay başkanıydı. Kızıl Ordu’dan öğrendiği taktiklerle 1994-1996’da işgalci Ruslara kök söktürdü.
Aslında Dudayev’le kıyaslandığında Mashadov Kremlin’dekiler için şanstı. İlk savaşı bitiren 1996’daki müzakerelerde yapıcı rolü kesindi. Hatta bazı komploseverlere göre, Yeltsin yaklaşan seçimler öncesi savaşın bitmesini istiyordu. Hazar petrolünün transfer anlaşmasını kaçırmamak için de Çeçenya güzergâhını temizlemesi gerekiyordu. Dudayev’in pes etmeyeceğini anlayınca halefi Mashadov’la masaya oturmayı gözüne kestirmişti. Böylece Dudayev ortadan kaldırıldı. Ama Çeçenler açısından da bağımsızlığı Rusya’ya kabul ettiren anlaşmanın altında onun imzası vardı. 1996’da Dudayev’in yerini Zelimhan Yandarbiyev alırken, kendisi de başbakan olacaktı.

Bütün dünya yan çizdi
Çeçenya’da 1997’de yapılan devlet başkanlığı seçimlerinde ‘ılımlı Müslüman’ ya da ‘laik’ profiliyle, radikallerin gözdesi Şamil Basayev’i sandığa gömmüştü. AGİT dahil 41 uluslararası kuruluş seçime ‘adil’ ve ‘demokratik’ notunu vermişti. Hatta Rusya lideri Boris Yeltsin, sözde düşmanı Mashadov’a tebrik mesajı göndermişti. Yeltsin, Mashadov’la bir dizi ikili anlaşmaya imza attı. Ama Yeltsin bu anlaşmalara, uluslararası toplum da Çeçenya’nın demokratik iradesine ihanet etti.
1996’da Hasavyurt’ta Mashadov’un karşısında Rusya adına ateşkese imza atan Aleksander Lebed’in arkasında duran generaller, ‘Bu iş burada bitmedi, bu anlaşmaya güvenmeyin’ diyerek ikinci işgalin haberini vermişti. Rusya, yarım bıraktığı işi tamamlamak için dönecekti. Yeni bir işgali meşrulaştırmak için düğmeye basıldı. Rusya 1996-1997’de imzaladığı anlaşmalardaki ekonomik taahhütlerini tutmadı. Petrol boru hattından Çeçenlerin payına düşeni vermedi. Çeçenler ekonomik olarak felakete sürüklendi. Savaşta yürekleri çelikleşmiş bazı Çeçen grupların ‘gaflet ve dalaleti’ ile FSB’nin bir ülkeyi terörize etmedeki üstün yeteneği nikâh kıyınca Çeçenya iki yılda ‘Serbest İllegal İşler Bölgesi’ne dönüştü. Adam kaçırma furyasına bir de ortada İslami kurallar gözetilerek hazırlanmış bir Çeçen anayasası varken Basayev’in ‘şeriat’ sevdası eklendi. Mashadov, yaramazlık edeceğinden şüphe duymadığı Basayev’i yanında tutmak için ona başbakanlık vermişti. Ama Basayev isteksizdi. O zaten militan ruhunun peşine düşüp, Şeyh Şamil’in mirasına oynadı. Bir ‘imam’ gibi poz verdi. Şamil’in mücadelesinde motor güç müridizmdi. Basayev ise kendi hareketine ‘Şûra’ adını verdi. Çeçenya ve Dağıstan’ı birleştirip özgürlüğe kavuşturacaktı! 1999’da Çobanmahi ve Karamahi’de iki köyde şeriat ilan edildi. Rusya, olaylar Dağıstan’da olsa da Çeçenya’yı vurmak için fırsat mı bulmuştu, yoksa Rusya’ya bu fırsatı vermek için Basayev mi kullanılmıştı hâlâ meçhul. Ama sonuçta Rusya ‘Çeçenya terörizmin yuvası’ diyerek işgale aradığı kılıfı buldu. Mashadov, teröre karşı mücadele için FSB ve Dağıstan’a işbirliği önermiş ama karşılık bulamamıştı, içeride devlet rüştünü yitirmiş, kontrol kaybedilmişti. Militanların üstlendiği illere operasyonlar düzenlemişti ama nafileydi. 1999’da Moskova ve Volgodonsk’ta yüzlerce Rus sivilin ölmesine neden olan terör eylemlerinin faturası da Çeçenlere çıkarıldı. Halbuki sonradan apartmanları uçuranın FSB olduğuna dair güçlü kanıtlar ortaya çıkacaktı.

Birbirine muhtaç iki insan
Sonunda 1999’da Çeçenya ikinci kez işgal edildi. Artık Mashadov Basayev’e Basayev de Mashadov’a muhtaç durumdaydı. ‘Militan’ Basayev olmadan ‘siyasi’ Mashadov savaşı sürdürmezdi. Ama uluslararası savaş hukukuna bağlı kılma ısrarına rağmen Basayev’in savaşı Rusya’ya taşıma ve intihar eylemlerine yönelmesi yollarını yeniden ayırdı. 2002’de Moskova’da Nord Ost ve 2004’te Beslan’daki rehine alma eylemlerini şiddetle kınadı.
1997-1999 yıllarında kaybettiği prestijini, eşi Kusame, kızı Fatıma ve oğlu Anzor’u Bakü’ye göndererek, kendisi cephede askerlerinin başında kalıp yeniden tamir etti. ‘Direnişçiler üzerinde etkisinin olmadığı’ iddia
edilse de Mashadov’a muhalif olanlar bile bu süreçte onun meşru temsilci olduğunu hep söyledi. Hatta sözünü geçiremediği Basayev de sonuç itibarıyla onu ‘devlet başkanı’ olarak gördü. Mashadov’un Çeçen savaşçıları dizginlediğini söyleyenler az değildi.
Mashadov, en son şubatta bir aylık ateşkes ilan ederek Putin’e barış çağrısı yapmış, Putin ise ‘teröristlerle masaya oturmam’ cevabını vermişti. Çeçen lider, Radio Liberty’ye verdiği son röportajında "Bana yarım saat verin, Putin’i barışa ikna ederim" demişti. Avrupa Parlamentosu ve AGİT de Moskova’yı barışa zorlamak için hazırlık yapıyordu. Rus Asker Anneleri Komiteleri, Zakayev ile Londra’da görüşmüştü.

Yeni perde açılıyor
Şimdi Kremlin hariç herkes aynı şeyi söylüyor: Rusya bu girişimin ciddiyetinden korktu. Mashadov’u ortadan kaldırıldı. Mashadov’un 2002’den beri Batı başkentlerinde dolaştırdığı bir barış planı vardı. Temel esprisi Rusların Çeçenya’dan çekilip yerini uluslararası bir güce bırakmasıydı. Çeçenler de silahsızlanacaktı. Kosova örneğindeki gibi BM olmazsa AB ya da BDT şemsiyesinde geçiş hükümeti kurulacaktı.
Rusya’yı yedi bölgeye ayırıp atadığı valileri özerk ‘devlet başkanları’nın
önüne geçiren Putin, Beslan trajedisini arkasına alıp artık halkoyuyla başkan seçimine de son verdi. Öyle anlaşılıyor ki bu trenin duracağı son durakta ‘Çar Putin’ olacak. Putin’in cephedeki kurmayları da savaşın bitmesini istemiyor. Neden mi? Çeçen petrolü Rus komutanların cebine akıyor. ‘Kontrakniki’ denilen paralı ayaktakımı ise verilmeyen ödeneklerini ev yağmalayarak, kelle başına 3 ile 20 bin dolar koparılan rehine pazarları kurarak, işkence seanslarından sağ çıkamayanların cesetlerine 1000-5 bin dolar haraç kesip çıkarıyor. Memorial ve Human Rights Watch’ın raporları bu çarkın sayısız örnekleriyle dolu.
Putin, başına 10 milyon dolar ödül koyduğu Mashadov’u ortadan kaldırtarak savaşı sürdürecek adamlara ihtiyacı olduğunu gösterdi. Şimdi seçilmiş devlet başkanının yerini Basayev’in sadık dostu ‘Şeriat Mahkemesi’ Başkanı Abdülhalim Saydulayev aldı. Yeni perde açıldı, bu sahnede barış hayli ötede. Mashadov’un Paris temsilcisi Mairbek Vaçagayev’in düştüğü not şöyle: "Şimdi bir Basayev yerine 10 Basayev, bir Beslan yerine 10 Beslanımız olacak."
Ayrıca bir tehlike daha var! Putin’in kurdurttuğu Çeçen yönetiminin başbakan yardımcısı Ramzan Kadirov’un cinayetle bağlantısı nedeniyle Çeçenya’da iç hesaplaşma kaçınılmaz görünüyor. Kremlin’i yakından izleyenler, eski ajan Putin’in ‘barış’ sözüne alerjik olduğunu söylüyor. Bedeli ağır mı, ağır. Putin işbaşında, Kafkasya’yı işgalin mimari Korkunç İvan rahat uyusun.

14/03/2005

Radikal Gazetesi

Tweet about this on TwitterShare on FacebookShare on Google+Email this to someone